Gazi Hattat
GAZİ HATTAT
1997. Yılının ikinci yarısındayız. Temmuz ayı ortalarında Öğretmen arkadaşım Kutay Kuşçu Tire'ye Eskişehir'den Kore gazisi bir hattatın geldiğini ve tanışmak için atölyesine birlikte gitmemizi teklif etti.
Atatürk Caddesinde, Bardakçılar kahvesinin karşı sırasında bulunan atölyeye gittik. Batar katlı dükkanla karşılaştık.
Atölyesinin kapısında Kore gazisi hattat bizi karşıladı. Kutay hocayı ve beni tebessümle karşılamasından daha önceden tanıştıkları belliydi.
Söylenen çaylar eşliğinde koyu bir sohbete daldık. Emekli maaşı ve hat sanatından elde ettiği gelirle zar zor yaşadığını söyledi.
Ara sıra Eskişehir'deki öğrencilerine ders vermek için trenle Eskişehir'e gittiğini belirtti.
Batar katta yatıp kalkıyormuş. Bisikletiyle ara sıra Tire'yi dolaşıyormuş.
Camlara ve kontrplaklara yazdığı eserlerini gösterdi - Kore savaşında olan bitenlerden bahsetti.
Sohbet koyulaştıkça Çaylarımız yenilendi - Ne iş yaptığımı sordu. Devlet memuru olduğumu. Gençliğimde tabelacılık ve ressamlık yaptığımı söyledim.
O eski harflerle hat sanatını günümüzde de devam ettiriyordu. Tire'de otuzdan fazla cami olduğu için buraya geldiğini ancak yeterli sayıda müşterisi olmadığını belirtti.
Tekrar görüşmek üzere, hayırlı işler temennisinde bulunarak atölyeden ayrıldık -
Daha sonra gazi hattatın atölyesine uğradım. Hat sanatı üzerine kapsamlı bir konuşmamız oldu. Sanattan, sağlıktan ve tasavvufla ilgili konulardan bahsettik.
Ayaklarında ağrı varmış. Susam yağı ve karabaşotu yağını nereden alabileceğini sordu .
- Yerlerini bildiğimi, hemen alıp gelebileceğimi söyledim.
Küçük boyda iki şişe verdi
-
Hafsa Hatun Sokaktaki susamdan helva yapılan imalathaneden, şişenin birine susam yağı doldurttum.
Diğer şişeye karabaş yağı doldurtmak için Tahtakale'ye gittim. Tanıdık bir aktardan karabaş yağı alarak atölyeye döndüm.
Gazi hattat beni kapıda sevinçle karşıladı. Teşekkür etti. Yine çaylar geldi. Sanırım kendi demlediği çaylardı. Gene güncel konuları, memleketin hâlinden ahvalinden ve güzel sanatlardan bahsettik.
O gün orada fazla kalmadım. Ayrılırken kontrplağa yazdığı bir besmele hattını hediye etti. Arka kısmına da el yazısıyla ithaf edip kadir şinaslığını gösterdi.
Sohbet esnasında da birkaç şiirimi okudum. Beğendiği bir şiirimi A4 kağıdından biraz daha büyük bir kartona yazacağını söyledi.
Tekrar görüşmemiz on beş gün sonraya denk geldi.
Öğretmen arkadaşımla hâl hatır sormak için tekrar uğramıştık.
Kapıda bizi karşıladı. Geç uğradığımız için öfkeliydi.
Selamlaştık fakat hemen yüksek sesle bana çattı. Sanki kırk yıllık arkadaşını azarlar gibi azarladı.
— Sen ne bizim arkadaşsın, Bu kadar geç mi gelinir, dedi. Kızmak istesem de kızamadım. Onun nazarında, geç geldiğinde azarlanacak kırk yıllık bir arkadaştım artık.
İşlerimin olduğundan bahsettim - Öfkesi dağılınca Mazeretimi kabullenmişti.
Muhabbetimiz o gün de epey sürdü.
Ramazan ayının ilk günleriydi.
İftarda ne yediyse sahura kadar çayla suyla durduğunu, Suyla imsak ettiğini söyleyince bana niye çıkıştığını anladım.
Belliki atölyesinin geliri ancak boğazına ve dükkan kirasına yetiyordu üç- beş kuruşluk gazi maaşıyla yaşantısını devam ettiriyordu - Ara sıra trenle Eskişehir'e gidip gelmesi öğrencilerine hat dersi vermesi bundandı.
Tren yolculuğunun, bir ara ücretsiz olduğunu söylemişti.
Daha sonraki aylarda tekrar atölyeye uğrayamadım.
Benim de geçindirmek zorunda olduğum bir ailem vardı ve ben ona yardım edemiyordum.
Yaklaşık bir ay sonra, belki daha da fazla olabilir atölyenin önünden geçerken bir selam vereyim dedim.
Atölye boşaltılmıştı.
Daha sonra Torbalı'nın Kuşçuburun köyüne gittiğini öğrendim.
Tekrar yüz yüze görüşemedik. Sanata değer verilmeyen bir toplumda sanatçının durumunun yıllardır hep böyle olduğunun bilincindeydim.
Gençliğimde sattığım, duralitlere yaptığım bir kaç yağlıboya resmin parasını alamamıştım.
Aradan epey bir zaman geçmişti. İnternette adını yazıp aradım. Bir zaman sonra bir Torbalı gazetesindeki haberi görünce sarsıldım.
Gazi Hattat vefat etmişti.
Kamış tutan eller, sanatkarın elleri, inancıyla kişiliğiyle boyu posu, bu dünyadan ayrılıp Hakk'a yürümüştü. Çileli günler de bu büyük göçle birer mâzi olmuştu.
Ruhu şad olsun.Bizden önce gidenlere selam olsun...
Mehmet Sadık Medin
6 Ekim 2026 ŞİŞLİ
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu