Aşka Farklı Bir Bakış
‘’sevmek için geç ölmek için erken
sevmek sevildiğini bile farketmeden
yaklaştıkça ölüm soğuk bir yağmur gibi
sevmek zehir zemberek ve yürekten
gecikerek de olsa vuruşur gibi’’ (Alıntı)
Aşka geç kalmışlığımın farkındayım gerçi sevgi duygusunu çok erkenden tanıdım ama…
Aşkın da fevri bir felaket olduğunu biliyorum:
Çakan şimşekler mi istersin ya da başına düşen ve o gök gürültüsü aklını alır da başından öylesine bir yolculuğa çıkarır ki.
Hayatta kıskanma duygusunu bana vermedi yüce Tanrı ve ben sadece kendimle hasret giderdim kendimle cebelleştim ve yeri geldim mi çok güzel işler de ifa ettim eh, hal de böyle oldu mu sadece kendime öykündüm kendimi kıskandım.
Şiir yazmak başlı başına bir mucize ama ben şair değilim.
Binlercesini yazdım ve hala en güzel şiirimi yazamadım aslında belki de yazdıklarım şiir filan değil.
Ama duyumsadıklarımdır beni gaza getiren evet, amiyane bir tabir oldu mu ama olay tam olarak da budur.
Duygularımı geçiştirdiğimde o kadar mutsuzum ki.
Âşık olmak ise belki de rencide edilesi bir durum ve evet, üç otuzu devirmesem de sevmek için çok geç.
Bence aşk en çok okul sıralarında oturan o masum gençlere yakışıyor çünkü aşk, masum olmalı aşkı yaşayan da masum ve alabildiğine genç.
Ölüm ise gerçeğin ta kendisi adını anmaktan haz etmiyorum hele ki yakın zamanda annemin kaybı bende derin yaralar açtı.
Sevmeyi bana öğreten ailemdir çünkü sevilmekten nefesin kesilirdi derken sevmelere doyamadım ve ilk aşkı tattım:
Yaşım dört ya da beş ve ilk aşkım, benim canım oyun arkadaşım yani babaannem ve de ilk arkadaşım.
Aşk çok çelişkili bir duygu insan önce konduramıyor kendine karşısındakine de konduramıyor derken âşık olduğunda insan en tepeye yerleştirip aşkı başka dünyalara yelken açıyor.
Aşk aynı zamanda mutluluk kaynağı aynı zamanda da üzünç:
Merak.
Özlem.
Hasret
Neler yok ki içinde…
Bu günkü aklım olsa üniversite yıllarında bir aşk yaşayıp onu süreğen bir duruma dönüştürürdüm.
Dediğim gibi:
Aşka en yakışan masumiyet ve de çok genç bir yaş.
Biliyorum ki tepki alacak bir düşünce bu:
Neymiş efendim, aşkın yaşı olur mu?
Günümüz şartlarında hele ki maddiyatın ön safhada olduğu düşünülürse ne yazık ki aşkın da yaşı oluyor ve ben aşkta kaybettiğimi biliyorum çünkü…
Geç kalmışlığım.
Diğer yanda büyümeyen çocuk yanım.
Hele ki kendime inanılmaz geç kalmışken…
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu