Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Atışma Online Üyeler
23.10.2026 · 9 · 0 · Tahmini 2 dk okuma
PDF olarak indir

“Sinemdedir Benim Derdim” yazısını çevrimdışı oku.

İndir
(0 oy)

Sinemdedir Benim Derdim

Sinemdedir Benim Derdim


Sinemdedir Benim Derdim


Şehrin ve gecenin bütün uğultusu çekildiğinde, insan kendi göğsünün sessizliğiyle baş başa kalır. Kalabalıkların ortasında atılan her çığlık dışarıya çarpar da içeriye, o en derin kuyunun dibine ulaşamaz. İnsanın asıl yükü ne sırtında taşıdığı dünyanın kahrıdır ne de yollarda tükettiği ömrün yorgunluğu... İnsanı asıl büken, dışarıya tek bir harfini bile sızdıramadığı o ağır ve dilsiz sızıdır: "Sinemdedir benim derdim." Sokaklar, kaldırımlarda kendi gölgesini sürükleyen insanlarla doludur. Herkes bir şeylerin peşinde koşar; bir adın, bir makamın, bir tesellinin yahut unutmanın... Oysa göğsün kafesinde saklanan dert ne ad ne anılar şehirlerin gürültüsüyle uyutulabilir. O, dışarıdaki hiçbir gözün göremediği, hiçbir elin dokunamayacağı kadar içeride, insanın tam kalbinde kök salmıştır.


Bir insan yüzüne sükûnetten bir maske takabilir. Gözlerine tebessümün o hafif, kandırıcı ışığını yerleştirebilir. Dışarıdan bakanlar onun fırtınasız bir denizde seyrettiğini sanır. Fakat o kabuk, içindeki o yangını örtmeye yetmez. Çekilen her derin nefeste, ciğerlere dolan havayla birlikte kabarır o eski sızı. Söz biter, kelimeler dilde kurur; dert, bir harf olup dudaktan dökülmek yerine kalbin en kuytu köşesine bir çivi gibi çakılır. Eski ozanların, bağlamanın en dertli teline mızrap vururken söyledikleri o cümle, kuru bir sitem değildir. "Sinemdedir benim derdim" demek; derdi bir düşman gibi dışarıda aramak yerine, onu varoluşunun bir parçası kılıp bağrına basmaktır. Onu ne kimseye şikâyet etmektir ne de bir teselliyle pazarlığa girişmektir. İnsan anlar ki; bazı dertler iyileşmek için değil, insanı kendi özüne yaklaştırmak, kabuğunu kırıp içindeki o saklı hakikati uyandırmak için verilir.


Gözyaşı dışarıya aktığında görünür olur, damlar ve kurur. Fakat içeriye akan gözyaşı, insanın sinesinde derin bir kuyu açar. O kuyunun dibinde ne hırs kalır ne kibir ne de dünyanın o yalan hevesleri... Sadece arınmış, dertle pişmiş, kendi bağrındaki o dilsiz acıyla barışmış bir ruh kalır. Şimdi gecenin en koyu yerinde, bütün isimlerin ve iddiaların uzağında duruyoruz. Dışarıda rüzgâr esiyor, yapraklar dökülüyor, zaman kendi yatağında akıp gidiyor. Fakat insanın içindeki o gizli odada zaman durmuştur. Ne bir teselli arayışı var artık ne de başkalarına hâlini anlatma telaşı... Gözler kapanır, el göğsün üzerine koyulur. Ve insan, kendi sine-i çakında büyüyen o dertle dilleşmeden, sadece onun varlığına eyvallah diyerek geceye karışır. Çünkü bilir ki; insanı insan kılan, dışarıya haykırdığı sevinçleri değil, sinesinde hürmetle taşıdığı o dilsiz derdidir, vesselam.

Mehmet Aluç




Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Sinemdedir Benim Derdim

Sinemdedir Benim Derdim

kul mehmet kul mehmet