Bir Rüzgâr Gibi Geldi
Bir Rüzgâr Gibi Geldi
Gönül tezgâhında sırlar dokunur sessiz gece,
Zamanın çarkı döner, ruhumuz kalır öylece.
Bir hüzün rüzgârı eser penceremin ucundan,
Dağılır gam kasveti ömrümün dertli burcundan.
Ne bir gelen var o yoldan, ne de bir haber soran,
İçimde sönmez bir köz, soluyor boynu bükülen.
Gidenler geri dönmez, yollar hep gurbete çıkar,
Yalnızlık taht kurmuş da penceremden dışa bakar.
Ne demeli şu yalan, fani ve vefasız dünyaya?
Kapanmış bütün kapılar, kul sığınır Huda'ya.
Bir ömür dediğin şey, bir avuç kül, bir kuru rüzgâr,
Akıp gider şu nehirler, arkasında Huda'mız var?
Gönül kuşu kanat çırpar göklerin boşluğuna,
Hasretin ateşi düşer dervişin coşkunluğuna.
Aranır durur insan, eski bir hatıra izini,
Bulamaz ki dünyada o ilk gençliğin yüzünü.
Dostlar birer birer göçtü, bu kervan böyle gider,
Herkesin nasibine yazdığı çile yeter.
Karanlık gecelerde yıldızlar boyun büker,
Zamanın keskin eli ömrümüzden alıp döker.
Baharlar ömrü tarumar eder, kışlar dondurur,
Gönüldeki o sönmeyen ateşi kim söndürür?
Yalan dolan bu dünyada kimse kalmaz payidar,
Ahiret yolcusuyuz hep, geride neyimiz var?
Çile hanesi bu dünya, kahırla yoğrulmuşuz,
Biz bu sevda çölünde bikarar kavrulmuşuz.
Ne bir tutunacak dal var ne de bir vefalı yar,
Gözümüzden akan yaşlar sele karışıp gider.
Hani nerede o eski, o tatlı neşeli günler?
Şimdi bağrımızı dağlar ıssız ve derin hüzünler.
Herkes kendi derdine yanar, kimse hal bilmez oldu,
Bağımızda açan güller açmadan kuruyup soldu.
Bir rüzgâr gibi geldi de geçti ömrün baharı,
Kim duyar bilmem ki şimdi bu garip kulun ahını?
Hasretle doldu da taştı içimdeki o koca dağ,
Ne bir ses veren bulunur ne de baş koyacak bir sağ.
Gece sarmış etrafımı ne bir ışık ne bir fer var,
Gönül gurbet elde kaldı ne bir soran ne eden yar.
Yıllar yaprak gibi düştü şu toprağın üstüne can,
Bu fani dünyada kimler kalmış ki baki kalan?
Yolun sonu görünüyor, vakit tamam olacak mı?
Bu yorgun göğüs kafesi bu yükü taşıyacak mı?
Azrail kapıyı çalsa, ne diyecek bu dilli dil?
Ecel şerbetini içmek her kula yazılmış delil.
Kul Mehmet'im çağlar gönlüm, sular gibi coşup taşar,
Bu yalan dünya içinde kim muradına erip yaşar?
Mürekkep kurur, kâğıt biter, silinir bütün izler,
Geriye sadece şu dilsiz ve hüzünlü ömür kalır.
Mehmet Aluç-Kul Mehmet’i
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu