Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Atışma Online Üyeler
(0 oy)

Bir Sabah

Bir ülke, bazen

kendi mezarının başında öğrenir yaşamayı.


Anadolu’nun çatlak dudaklarında

yarım kalmış ağıtlar,

ceplerinde eve dönemeyen adamların

sonbahardan ağır isimleri vardı.


Evlerin duvarları soğuktu o zaman,

anneler kapı seslerini birbirinden ayırırdı;

biri rüzgârdı, biri komşu,

biri belki de yıllardır dönmeyen bir oğlun

tahta zeminde unutulmuş ayak sesleri.


Ve memleket dediğin,

haritalarda çizilmiş bir sınırdan ibaret değildi.

Bir tas çorbanın son kaşığıydı,

kardeşine büyük gelen bir ceketti,

gece boyunca yanmayan lambanın altında

yarına saklanan küçücük bir umuttu.


Sonra bir gün,

tarihin paslı kapısına vurdu biri.


Kapı açılmadı.


Halk, kendi elleriyle söktü menteşelerini.


29 Ekim.


Bir kâğıda yazılmadı yalnızca Cumhuriyet;

bir çocuğun alnından silindi

doğuştan boynuna asılmış görünmez zincir.

İlk kez bir millet,

kendi kaderinin karşısına oturup

başkasından izin almadan konuştu.


O gün gökyüzü değişmedi belki,

deniz aynı kıyıya vurdu,

toprak yine aynı tozu kaldırdı.

Ama insanın başını eğdiren şeylerin

hepsi eskisi kadar güçlü değildi artık.


Çünkü bazen devrim,

bir sarayın kapısının kapanması değil,

bir köy okulunda çocuğun

kendi adını korkmadan söylemesidir.


Bazen Cumhuriyet,

hiç tanımadığın bir kadının

seninle aynı sırada oturabilmesi,

bir yoksulun elindeki nasırla

bir zenginin elindeki kalemin

aynı geleceğe dokunabilmesidir.


Ve bayrak…


Onu yalnızca rüzgâr taşımıyor.


Kimi zaman bir babanın dönmediği cepheden,

kimi zaman adı bir taşa sığmayan mezarlardan,

kimi zaman da hiçbir savaş görmemiş

ama özgürlüğün kıymetini bilen çocuklardan

yükseliyor göğe.


Kırmızı, geçmişin kapanmamış hesabı;

ay ve yıldız, karanlığa bırakılmış

iki sessiz tanık.


Bugün sokaklarda marşlar duyulurken

bir an durun.


Kalabalığın içindeki o yaşlı adama bakın;

belki babası hiç anlatmadı savaşı.

Bir okul bahçesinde bayrağa bakan kıza bakın;

belki henüz bilmiyor,

bir zamanlar hangi kapıların ona kapalı olduğunu.


Tarih, bazen kitapların arasında değil,

insanın neyi artık yaşamak zorunda kalmadığında saklıdır.


Biz her 29 Ekim’de

takvimde bir günü kutlamıyoruz.


Bir zamanlar başkalarının kararlarında

kendine yer arayan insanların

kendi seslerine kavuşmasını hatırlıyoruz.


Bir ülkeyi özgür kılmak,

yalnızca düşmanı sınırın ötesine göndermek değildir;

insanın içindeki korkuyu da

kendi evinden çıkarmaktır.


Cumhuriyet, geçmişten bize kalan bir hatıra değil;

henüz doğmamış çocuklara

borçlu olduğumuz bir gelecek.


Ve eğer bir gün bu ülkenin sesi kısılırsa,

onu yeniden yükseltecek olan

mermerlere kazınmış kelimeler değil,

o kelimelerin neden yazıldığını unutmayan

insanlar olacaktır.


29 Ekim.


Bir milletin,

kendi hayatında figüran olmayı reddettiği gün.


Ve perde kapanmıyor.


Çünkü bu hikâyede,

henüz söylenmemiş sözler,

yürünmemiş yollar,

kendi geleceğini bekleyen

milyonlarca hayat var.

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Bir Sabah

Karanlıkta Saklı Işık Karanlıkta Saklı Işık