Bahar Sanabildiğim
Seni biraz kıştan sevdim,
biraz da kar altında unutulmuş çiçeklerden.
Hani dünya bütün renklerini inkâr eder de
bir dal, inadına tomurcuklanır ya;
ben sana öyle tutuldum.
Sen benim kış çiçeğim,
avuçlarımda titreyen kış kuzum,
üşüse de benden başka bir göğün altına gitmeyen
o küçük, beyaz mucizemdin.
Sonra bahar geldi.
Kiraz ağaçları pembe bir sır gibi açıldı,
toprak eski acılarını usulca çıkardı içinden.
Ben ilk kez bir mevsimin
insana benzeyebileceğini anladım;
çünkü sen gülünce
dünya, yıllardır sakladığı bir mektubu okudu.
Yazdık sana,
tenine güneşten ince bir mühür bastı.
Gece, denizin kıyısında çözülmüş saçların gibi
uzun ve tuzluydu.
Sana dokunmak,
bir ömrü ateşe verip
külünden yeniden doğmayı istemekti.
Sonra güz düştü dallara.
Yapraklar birer birer bıraktı kendini,
tıpkı gitmek zorunda kalan insanların
son kez arkalarına bakması gibi.
Ben seni kaybetmeyi o vakit öğrendim:
Bir şey bitmiyordu aslında,
yalnızca içimdeki ağaç
meyvesini toprağa gömüyordu.
Şimdi hangi mevsim geçse üstümden,
bir yanım sana kalıyor.
Kışın, kapında unutulmuş bir kar tanesi;
baharda, adını bilmeyen bir menekşe;
yazın, teninde uyuyakalmış bir akşam;
güzün, dalından düşerken bile
sana benzeyen sarı bir yaprağım.
Ve sen…
Belki başka bir bahçede açıyorsun şimdi,
belki başka birinin kışına çiçek oluyorsun.
Ben yine de seni beklemiyorum artık;
çünkü bazı aşklar beklemekten büyük,
bazı insanlar gitmekten derin.
Yalnızca ilk kar yağdığında
bir kuzunun başını göğe kaldırışı gibi
içimde bir şey sana bakıyor.
Ve hiçbir mevsim bilmiyor:
Benim en uzun kışım,
senin gittiğin gün değil;
seni hâlâ bahar sanabildiğim gündü.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu