Garsız İstasyon
Zaman, bu yabancı şehirde bir paslı bıçak,
Kestiği yerden kanamaz insan, sızlar içten içe.
Bir yaprak düşse, dalı unutur belki ama
Ağaç hatırlar kökünü her akşamüstü, sessizce.
Bastığım kaldırımlar tanımaz ayak izimi,
Rüzgârı bile soğuk vurur, başka söyler adıma.
Bir çocuğun gölgesi koşar sarı tarlalarda,
Takılır kalır aklım, zamanın sustuğu o garsız istasyona.
Sokak lambaları gölgemi uzatır yalnızlığıma,
Kalabalıklar akar, kimse dokunmaz kimsedeki yaraya.
Bir ben miyim bu koca kentte, ömrünü
Bir uzak masalın kıyısına asıp bakan hayata?
Kırgınım; ama ne şehre, ne de geçen yıllara,
Cümleler boğazımda kemikli birer düğüm.
Adımımı attığım her yabancı sokakta
Aslında adım adım sana doğru yürüyorum.
Benim çığlıklarım konuşmuyor artık,
Susarak sığınıyorum hatıralara.
Gecenin koynunda büyür bu hasret,
Ve memleket, göğsümde patlayan bir mermi...
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu