Haberin Uğradığı Evler
Şehit haberi neden hep bir yoksul evin kapısını çalar?
Neden mermer konakların perdeleri hiç titremez o sabah, neden bir annenin yıllardır biriktirdiği çeyiz sandığına düşer gölgesi ölümün?
Bir sabah, gökyüzü henüz rengini bulamamışken, iki adam iner sokak başından. Ayaklarında gecenin soğuğu, ellerinde bir bayrağın ağırlığı.
Kapı açılır.
O kapının ardında bir kadın, daha dün oğlunun sesini koyduğu çay bardağını elinde tutar.
Çay soğur. Kadın anlamaz önce. İnsan bazen en büyük acıyı en küçük şeyden anlar: Bir çift ayakkabı, bir daha kapının önüne konmayacaktır.
Şehit haberi neden hep mazluma uğrar?
Mazlumun evi zaten hayatın en ağır haberlerine alışkındır. Yoksulun sofrasında bir tabak eksilse de kimse hesap sormaz dünyadan.
Bazı anneler çocuklarını büyütürken ekmeği bölmeyi öğrenir, ama toprağın bir gün o ekmeğin yarısını alacağını kimse öğretmez onlara.
Bir yerlerde başka bir evin ışığı yanar.
O evde ölümün adı bilinmez. Orada bir çocuk, babasının gölgesine basarak büyür. Orada duvarlar, hiçbir zaman bir üniformanın son kez asılacağı çiviye dönüşmez.
Adaletsizlik ölümün gelişinde değil; giderken zaten yarım kalmış bir avlunun, son sağlam duvarını da yıkıp geçmesindedir.
Birinin oğlu, bir başkasının ülkesini korurken kendi evinin çatısı hâlâ akıyorsa, bir annenin duası başka bir annenin sessizliğine karışıyorsa, orada yalnızca savaş yoktur.
Büyük masalarda çizilir o soğuk coğrafya. Ateşin nereyi yakacağı bir kâğıt üstünde bellidir de, kalemi tutan ellerin parmaklarına bir zerre kül bile bulaşmaz.
Şehit haberi neden hep mazluma uğrar?
Çünkü mazlumun kapısı hiçbir zaman gerçekten kapanmamıştır. Rüzgâr oradan girer, yoksulluk oradan girer, şimdi de ölüm aynı aralıktan içeri sızar.
O anne, oğlunun fotoğrafını duvara asarken bir kez daha anlar:
Bazı bahçelerin çocukları, uçurtma uçurmayı öğrenemeden rüzgâra göğüs germeyi öğrenir. Gölgeleri kendilerinden önce büyür ve erkenden çekilir dünyadan.
Oysa hiçbir bayrak bir annenin gözyaşından ağır olmamalıydı.
Hiçbir vatan bir evin içindeki boş sandalyeyle ölçülmemeliydi.
Ve hiçbir haber, bir çocuğun adını annesinin ağzından alıp bir mezar taşına yazmamalıydı.
Sabah yine olacak.
Bir kapı yine çalınacak.
Biz yine o kapının ardındaki annenin yüzüne bakıp şunu soracağız:
Bu ülkenin en ağır bedelini neden hep en az şeye sahip olanlar ödüyor?
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu