Klinik Bir Vaka' Sonradan Görme Bozuklukları
Tıp dünyası göz kusurlarını miyop, hipermetrop ya da astigmat diye tasnif etmeye devam etsin, modern çağın sokaklarında teşhisi konulmamış öyle bir görme engeli kol geziyor ki, ne lazer tedavisi kâr ediyor ne de numaralı camlar. Adına halk arasında kısaca “sonradan görmelik” denilen bu sendrom, aslında optik değil, doğrudan ahlaki ve zihinsel bir vakadır.
İşin en garip tarafı, bu hastaların gözlerinin aynı anda hem teleskop hem de kör nokta gibi çalışabilmesidir. Klinik tablo incelendiğinde karşımıza çıkan başlıca evreler şunlardır:
1. Etiket Hipermetropluğu:
Bu hastalar, beş yüz metre öteden yaklaşan bir montun göğsündeki üç santimlik logoyu ya da karşı masada oturanın arabasının anahtarlığını şahin gibi seçebilirler. Göz bebekleri yalnızca dört basamaklı fiyat etiketlerine odaklandığında netleşir. Fakat aynı gözler, hemen iki adım ötelerindeki garsonun yüzünü, kapıyı tutan insanın tebessümünü veya burnunun dibinde yardım bekleyen bir bakışı asla göremez. Varlık içinde mesafe ayarı bozulmuştur; insanı göremezler, sadece markayı tararlar.
2. Geçmişe Karşı Seçici Körlük:
Dün akşam hangi sokaktan çıktığını, hangi dolmuşa kaçak bindiğini ya da bir tabak çorbayı kiminle bölüştüğünü hatırlamayan bu tiplerde ani bir hafıza kaybı baş gösterir. Çocukluk arkadaşıyla sokakta burun buruna gelse gözleri buğulanır, birdenbire derin bir odaklanma sorunu yaşar. “Gözüm bir yerden ısırıyor ama çıkaramadım” cümlesi, aslında “Seni tanırsam eski fukaralığım tescillenir” korkusunun optik bahanesidir. Dünü göremeyen göz, bugünün ışıltısında debelenmeyi maharet sanır.
3. Sosyal Şaşılık (Statü Strabismusu)
Strabismus (gözün aynı hedefe aynı anda ve uyumlu şekilde odaklanamaması, gözlerin farklı yönlere bakması durumudur.)
Bu vakalarda iki göz asla aynı noktaya bakamaz. Bir gözü karşısında oturan dostunun, eşinin ya da yol arkadaşının yüzündeyken; diğer gözü istemsizce kapıdan giren "daha mühim" simalara, mekânın sahibine ya da yan masadaki etkili çevreye kayar. Odak noktaları daima menfaatin kokusunun geldiği yerdedir. Sizinle sohbet ederken bile omzunuzun üzerinden arkanızdaki salonu tarayan bu bakış, samimiyetsizliğin en bariz anatomik arızasıdır.
4. Aşağıya Bakma Felci (Kibir Ptozisi)
Ptozis (üst göz kapağının normalden daha aşağıda durması ve gözü yeterince açamaması durumudur.)
Göz kasları yalnızca yukarıya, hiyerarşinin tepesindekilere hayranlıkla bakmaya şartlanmıştır. Kafayı aşağı eğip basamağın altındakilere, sokaktaki kediye, mendil satan çocuğa ya da masayı toplayan görevliye bakma refleksi tamamen körelmiştir. Göz kapakları ancak yukarıdan bir onay veya menfaat sinyali geldiğinde aralanır.
5. Gece Kulübü Niktalopisi (Karanlık Odaklanması)
Niktalopi (gece körlüğü), loş ışıkta veya karanlık ortamlarda görmenin güçleşmesi ya da tamamen imkânsız hale gelmesi durumudur.
Gündüzün doğal ışığında, açık havada veya sade bir park bankında hiçbir estetik derinlik bulamayan; sadece loş lüks restoranların, patlayan şampanyaların ve neon tabelaların altında görebilen yapay bir retina bozukluğudur. Güneş ışığı bedavadır ve bedava olan hiçbir manzara onların gözünde aydınlanmaya değmez.
6. Flaş Körlüğü:
Klinik tablonun en yaygın ve en gürültülü evresidir. Bunlar hayatı kendi gözleriyle değil, telefonun kamerası ve patlayan flaşların merceğinden seyrederler. Yediği yemeğin lezzetini damağıyla değil, takipçinin beğeni sayısıyla tartan bir göz bu. Önündeki gün batımını seyretmek yerine, gün batımına arkasını dönüp kadrajı ayarlamaya çalışırken hayatı ıskalayan bir körlük hali. Masaya gelen lüks tabağın kokusunu içine çekemez, çünkü önce tabağın fotoğrafını çekip cümle âlemin gözüne sokması lazımdır. Kendi göremediği saadeti, başkalarına zorla göstermeye çalışmanın dramatik çırpınışıdır.
Gözlükçüler boşuna uğraşmasın; cam kalınlaştırmakla bu dert çözülmez. Çünkü mesele korneada değil, cüzdan şiştikçe daralan idrakte.
Eskiler "Gözü doymak" diye boşuna dememiş. Gözün doyması için önce gönlün açlığını terbiye etmek gerekir. Karnı doyup ruhu aç kalanların kaderi ise hep aynıdır: Her şeyi görürler, her şeyin fiyatını bilirler ama hiçbir şeyin kıymetini göremezler.
Sonradan görenlerin en büyük görme bozukluğu da tam olarak budur: Baktıkları aynada bir tek kendi küçük dünyalarını devasa zannederken, asıl manzarayı tamamen kaçırırlar.
Hekim Raporu & Taburcu Notu:
Bu sendromun tedavisi için eczanelerde damla ya da optikçilerde numara aranmasın. Hastaya günde üç öğün "fani olduğunu hatırlama", haftada iki gün aynaya bakmadan yaşama ve ayda bir kez kimsenin telefon çıkarmadığı sessiz bir sofrada şükretme perhizi tavsiye edilir. İlaç niyetine ise bir doz mahcubiyet kâfidir; aksi takdirde vaka, mutlak bir manevi körlükle kayıtlara geçecektir.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 7
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu