Ey Ruh Geldiysen Alarm Çal
Bundan tam 17 sene önce, 14 yaşındayız; ergenliğin tavan, mantığın ise süresiz izne ayrıldığı o efsane ortaokul yılları... Ders "Beden Eğitimi" ama biz eşofmanları çekip voleybol oynamak yerine, okulun spor salonunun altındaki o rutubetli, zifiri karanlık depoya doluşmuşuz. İçerisi öyle bir karanlık ki, burnunun ucunu arasan bulamazsın.
Bizimkilerden hemen o tarihi teklif geldi: "Kızlar, hadi ruh çağıralım!"
Kafadaki vizyona bak... Kainat 13.8 milyar yaşında; kara delikler, bükülen uzay zaman düzlemleri, paralel evrenler falan havada uçuşuyor. Ama öte alemin kadim varlıkları bizim okulun spor salonunun bodrumuna inip, ters çevrilmiş çiçekli bir porselen çay fincanının altına girmek için sıra bekliyor!
Ben tabii zerre inanmıyorum ama aklımda şeytanın bile ayakta alkışlayacağı bir tezgâh var. 😂Odaya girmeden saniyeler önce telefonun alarmını kurmuşum. İçeri girip bizimkileri "Aman sessiz olun, negatif enerji yaymayın" diye lafla tam bir dakika oyaladım ve süreyi o patlama anına denk getirdim.
Masanın etrafına dizildik. Ortam sanki nükleer santral kumanda odası; kimseden çıt çıkmıyor, gözler yuvalarından fırlamış, herkes porselene kilitli. Masanın şefi en titrek, en dramatik ses tonuyla fısıldadı: "Ey ruh, geldiysen bir ses veeeer..."
Cümlenin son hecesi bittiği salise, o zifiri karanlığın ortasında benim telefonun alarmı son ses öyle bir böğürdü ki!
Anam! O an odada kopan kıyameti, o desibeli size anlatamam! Korkudan kapıya kafa atan mı ararsın, karanlıkta yönünü şaşırıp duvara toslayan mı, birbirinin üstüne tırmanıp adeta insan piramidi kuran mı! Kızlardan biri korkudan öyle bir feryat figan "TÖVBE BİSMİLLAH!" çekti ki, varsa bile odadaki bütün metafizik varlıklar topuklayıp paralel evrene kaçmıştır!
Ben tabii karanlıkta gülmekten iki büklüm olmuşum; yerde minderlerin üstünde kıvranıyorum, nefesten ciğerim iflas etmiş, gülmekten karnıma bıçaklar saplanıyor. Işıklar açılınca çakallığımı itiraf etmek zorunda kaldım ama kızların bana öyle bir bakışı vardı ki, yemin ederim o an ruh gelse beni onların elinden kurtaramazdı.(gerçek ve yaşanmış bir hikaye) 😂😂😂
Gülme krizleri ve o dönemin saf heyecanı bir yana, işin objektif gerçeğine bakıldığında "ruh çağırma" seanslarının tamamen insan psikolojisi ve fizyolojisinin bir oyunu olduğu bilimsel olarak defalarca kanıtlanmış bir durum. Ortada öte alemden gelen bir temas değil, beynimizin beklentilere verdiği istemsiz tepkiler var.
Bu tip seanslarda fincanın ya da göstergenin harflere doğru "kendi kendine" kayması, tıp ve psikoloji literatüründe ideomotor etki (ideomotor effect) olarak adlandırılır. İdeomotor etki; kişinin bilinci devrede olmadan, tamamen beklenti, odaklanma veya korku etkisiyle kaslarında meydana gelen mikroskobik, istemsiz hareketlerdir.
Bunun yanı sıra ortamın karanlık olması, duyulan fısıltılar ve gergin bekleyiş, insan beyninin pareidolia (beynimizin rastgele şekillerde, seslerde veya görüntülerde tanıdık ve anlamlı şeyler algılaması; yani aslında orada olmayan bir şeyi varmış gibi görme veya duyma eğilimi) ve telkin edilebilirlik mekanizmalarını tetikler. Beyin, tehdit algıladığı veya yoğun belirsizlik yaşadığı anlarda en ufak bir çıtırtıyı bir ayak sesine, rüzgar esintisini bir dokunuşa veya rastgele bir sesi anlamlı bir mesaja yorma eğilimindedir.
Özetle, evrenin fiziksel yasaları ve bugüne kadar yapılan tüm kontrollü bilimsel gözlemler; ters çevrilmiş bir fincanla, bir tahtayla ya da karanlık bir odada bekleyerek doğaüstü varlıklarla iletişim kurulabildiğine dair güvenilir, doğrulanabilir ve tekrarlanabilir hiçbir kanıt sunmuyor. Yaşananlar; çocukluk ve ergenlik merakının, ve nörolojik reflekslerimizin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan etkileyici ama tamamen dünyevi bir yanılsamadan ibarettir.
Bir de buradan kamu spotu geçelim: Fincanları amacının dışında kullanmayın. Onlar ruh taşımak, gelecekten haber vermek için değil, çay ve kahve içmek için üretilmiştir. Porselenin de bir itibarı var! 😂
Not: Aradan 17 yıl geçmiş, yaş almışım, biraz da akıllanmışımdır diye düşünüyorsunuz değil mi? Şimdiki aklımla aynı şeyi yapar mıyım? Tabii ki yaparım! 😂Hatta bu kez alarmı değil, Bluetooth hoparlörü devreye sokarım. Görünen o ki bilim beni çözmekte yetersiz kaldı. Ben de kendi kendimin umutsuz vaka olduğuna karar verdim. Üstelik iyileşmek gibi bir niyetim de yok! 😂
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 7
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu