Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Gazi Meclisin İlk Şehitleri 4 Bölüm

Gazi Meclisin İlk Şehitleri 4 Bölüm


 

9  Şubat  1923’de  yani Deli  Halit  Paşa’nın vurulduğu   gün  TBMM’de  neler  oldu?

Bu  soruya resmi  kayıtlar  ayrı,  muhalif  mebuslar  ayrı  cevap  vermektedirler.  Ben  iki  tarafın  dediklerini  de  özetleyip  yazıyorum.

Önce  resmi  anlatım:

9  Şubat  1923’de  Halit  Paşa, kendisinin  hazırladığı   Malül  Gazilerin  Terfii  Hakkında Kanun  tasarısı  hakkında  konuştu.  Oldukça  mantıklı  bulduğu  kanunun  meclisten  rahatlıkla  geçeceğini  zannediyordu  ama özellikle  Trabzon  Mebusu  böyle  bir  şeyin  bütçeye  oldukça  ağır  bir  yük  getireceğini  savunarak  aleyhte  konuştu.

Bazı  mebuslar  da  kaynak  olmadığını  söylüyorlardı.

Halit  Paşa  oldukça  sinirlendi  ve  ‘’  “Ben Kars’ta Ermenilerden yetmiş araba mücevher alıp Ankara’ya gönderdim. Ne oldu bunlar?” ‘’  Dedi  ve  o  öfkeyle  genel  kurul  salonunu  terk  edip  dışarı  çıktı.

Genel  Kurul  salonundan çıktıktan  sonra  Elazığ  Mebusu  Hüseyin  Bey  yanına  geldi  ve kendisinin  hazırladığı  ‘’
Baytar mezunlarına teçhizat bedeli olarak yüz ellişer lira verilmesi hakkındaki kanun teklifini  paşaya  uzatarak  imzalamasını  istedi. 

Oldukça  öfkeli  olan Halit  Paşa  ‘’ Okuduktan  sonra  imzalarım’’  Dedi  ama  Hüseyin Bey  bozuldu.  ‘’  Biz  senin  sunduğun  kanun  tekliflerini  okumadan  imzalıyoruz.’’  Dedi.   Buna  çok  öfkelenen  Halit  Paşa  ‘’ Sen  namussuzsun.’’  Dedi,  Hüseyin  Bey  ‘’  O  sözleri  aynen  sana  iade  ediyorum’’ Deyince  Halit  Paşa  ayağa  kalktı  ve  tam  Hüseyin  Bey’e  girişecekti  ki   Halit  Paşa’nın  yolsuz  mebuslar  olarak  Mustafa Kemal’e  şikayet  ettiği mebuslardan  Kel  Ali,  Kılıç  Ali  ve  Urfa  Mebusu  Ali  Saip  araya  girerek  kavgayı  ayırdı.

Hüseyin  Bey, genel  kurul  salonuna  döndü, ‘’  Onu  öldüreceğim  ‘’ diyen  Halit  Paşa’da  az sonra  genel  kurul salonuna  döndü,  Hüseyin  Bey’in  yanına  oturdu ve  ona  ‘’  Dışarı  çıkalım,  seninle  konuşmak  istiyorum’’  Dedi.  Hüseyin  Bey  bu  teklifi  kabul  etmeyince  kendisi  dışarı  çıktı.

Meclisi  terk  etmek  üzere  tam  kapıya  gelmişti  ki  o  sırada  koridorda  olan  Ali  Çetinkaya  ‘’  Bugünlerde  çok  sinirlisiniz.  Bu  kadar  sinir  insanı  öldürür ‘’ Deyince  aniden  geri  döndü  ve ‘’  Gel  buraya Kel  Ali !’’ dedikten  sonra birine  ‘’ Namuslu ‘’  diğerine  ‘’Namussuz’’ adını  verdiği  iki  tabancasını  birden  ateşledi  ama  Ali  Çetinkaya’yı  vuramadı.

Ali  Çetinkaya  hızla  koştu,  Başladılar  boğuşmaya.  Bu  arada  Ali  Saip  Bey  ve  Hüseyin  Avni  Bey de kavganın  olduğu  yere  gelmişler,  Ali  Saip  Bey  polis  ararken  Hüseyin  Avni  Bey,  Halit  Paşa’nın  elindeki  silahlardan  birini  almıştı  ama  paşa diğer   tabancasını   ateşleyerek  kendisini  vurmuştu(!) hem  de  sırtından. ( Hüseyin  Avni  Bey  ilk  ifadesinde  böyle  diyordu. )

Daha  sonra  yaralı  Halit  Paşa,  Mecliste  bir  odaya  taşınmış  burada  kendisine  ilk  müdahaleyi  ‘’Andımızın ‘’  yazarı  Aydın  mebusu  Reşit  Galip  yapmış,  daha  sonra  İstanbul’dan  Cerrah Operatör doktorlar  İlhan  ve  Süreyya  Beyler  çağrılmıştır.  11  Şubat  1923’de  Ankara’ya  vasıl  olan  doktorlar 12  Şubatta  yarayı  pansuman  etmişlerdir  ancak  13  Şubat  gecesi  ateşi  42’ye  kadar  çıkan  Halit  Paşa  14  Şubat  1923’de  hayata  gözlerini  yummuştur.

Olayın  resmi  anlatımı  bu…

Peki  sürekli  ‘’ Kel  Ali’yi  altıma  aldım,  beni  sırtımdan  Rauf ( Rize  mebusu )  vurdu’’  Diyen  Halit  Paşa  neden  bir  hastaneye  taşınmamıştır?

Yine resmi  anlatıma doktorlar  onun  bir  yerden  bir  yere  taşınmasının  hayati  risk  taşıması  sebebiyle  hastaneye  naklini  uygun  görmemişler.  9  Şubat’ta vurulan  Halit Paşa  için  doktorlar  11  Şubatta  Ankara’ya  gelmişler ve  Süreyya  Bey  ancak  12  Şubatta ‘’ Hastaneye  taşınması  hayati  risk olur’’  Dediğine  göre  vurulduğu  gün (  9  Şubat )  neden hastaneye götürülmediğini  açıklayabilecek  bir  Allah’ın  kulu  yok  maalesef.  

Muhalif  Kanadın  anlatımına  göre  ise  Halit  Paşa, Elazığ  Mebusu  Hüseyin  Beyle  münakaşa  ettikten  sonra  Meclisi  terk  etmek  istemiş  ama  Ali  Çetinkaya,  Kılıç  Ali,  Ali  Saip  Ursavaş,  Hüseyin  Avni,  Rauf  Bey  gibi  mebuslar ( Daha  önce  de  belittim: Bunlar  yolsuzlukla  suçlanan  mebuslar. Mebus  olmayan  Celal  Bayar’ı  da  şikayet  etmiş  Deli  Halit Paşa )  Halit  Paşa’nın  üzerine  çullanmışlar,  Halit  Paşa,  bunlardan  Kel Ali’yi  altına  aldığı  anda  da  sırtından  vurmuşlardır. [ Gerek  Gümüşhane  Mebusu  Zeki  Bey, gerekse  Ali  Fuat  Cebesoy  Paşa  hatıralarında  Ali  Çetinkaya  ve  avenesinin  Halit  Paşa’ya  saldırdığından,  çıkan  boğuşma  sırasında  silahların  ateşlendiğinden  ve  Halit  Paşa’nın  kimvurduya  getirilmeye  çalışıldığından  bahseder.]

Peki  Halit  Paşa’yı  kim  vurmuştur? 

Halit  Paşa  ısrarla  ‘’  Beni  Rauf  sırtımdan  vurdu ‘’ demesine  rağmen yapılan  incelemede  Halit Paşa’yı  öldüren  kurşunun  Ali  Çetinkaya’nın  tabancasından  çıktığı  tespit  edilmiştir.

Ankara  Cumhuriyet  Savcılığı 16  Şubat  1923’de  bu  olayla  ilgili  kararını  şöyle  açıklamıştır: 

‘’ Cinayet kastıyla saldırıda bulunan Halit Paşa’dır. Kendisini Rize Mebusu Rauf Bey’in vurduğu iddiası gerçek değildir. Halit Paşa’nın vücudundan çıkarılan kurşun Ali Bey’in tabancasından ateş edilen nikel bir mermidir. Halit Paşa, Ceza Kanun’unun 180. maddesinin ekine göre birkaç kere öldürme kastıyla silah gösterme ve ateşleme suçu işlemiştir.  Ancak Paşa vefat ettiği için hakkında takibat imkânı kalmamıştır. Saldırıya uğrayan ise Afyon Mebusu Ali Bey’dir. Ali Bey, hayatını kurtarmak için silahını bir kez ateşlemek zorunda kalmıştır. Bu, ceza kanununda suç teşkil etmemektedir. Diğer mebusların da olaya müdahale etmedikleri anlaşılmıştır. Bu nedenle Ali Bey ve arkadaşlarının, Ceza Kanunu’nun 123. maddesi gereğince mahkeme edilemezler.

Yani  anlayacağınız eğer  ölmeseydi  hapsi  boylayacak  olan  Halit Paşa’ydı  Ankara  Cumhuriyet  Savcılığına  göre.

Peki  Deli  Halit  Paşanın  ölüm  sebebi  nedir?

‘’  Bu  da  soru  mu?  Adam  tabanca  kurşunu  ile  vurulmuş.  Başka  ne  ölüm  sebebi  olsun  ki?’’  Dediğinizi  duyar  gibiyim  ve  haklısınız.  Haklı  olmasına  haklısınız  da  resmi  raporlara  göre  ölüm  sebebi  şu:  Aldığı  yaralar ve yakalandığı  zatürree

Ha  bir  de  savcılık  neden  üç  soruyu  hiç  sormamıştır  hâlâ  anlamış  değilim.

1- Hayatı  savaş  meydanlarında  düşmana  kurşun  sıkmakla  geçmiş  olan  Halit  Paşa’nın  iki  tabancasını birden  ateşlediği  halde (!) Ali  Çetinkaya’ya  isabet  ettirememesi  mümkün  müdür?
2- Ali  Çetinkaya  ifadelerinde ‘’Halit  Paşa’nın  göğsüne  ateş  ettim ‘’  demesine rağmen  nasıl  olmuş  da  sırtından  vurmuştur? Göğsüne  ateş  edilen  insanın  yarası  sırtında  mı  olur?
3- Halit  Paşa  ısrarla  ‘’Beni sırtımdan  Rauf  vurdu.’’ Dediği  halde  neden  bir  Allah’ın  kulunun  aklına  Rauf  Bey’in,  boğuşma esnasında  yere düşen  Ali  Çatinkaya’nın  tabancasını  eline  alıp  o  tabanca  ile Halit  Paşa’yı  sırtından  vurabileceği  ihtimali  gelmemiştir?

****

Halit  Paşa’nın  cenazesi  15  Şubat  1923’de  İstanbul’a  getirilmiş,  Eyüpsultan  Camiinde  oldukça  kalabalık  bir  cemaatle  kılınan  cenaze  namazından  sonra  Eyüp  Sultan  Mezarlığına,  1988  Yılında  ise  buradan  alınarak  Ankara’daki  Devlet  Mezarlığına  defnedilmiştir.

Allah  rahmet  eylesin.


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 10
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Gazi Meclisin İlk Şehitleri 4 Bölüm

Gazi Meclisin İlk Şehitleri 4 Bölüm

Sami  Biber Sami Biber