Şu yazdığınız köy hayatını hayatımın çok kısa bir döneminde Erzurum'un Pasinler ilçesinde yaşadım. Elektrik yoktu evimizde. Zaten evlerin en az yüzde sekseninde yoktu. Soğuktan evimizin içindeki kovadaki su donardı ( evde soba yanarken hem de ) burnumuzun akması hiç kesilmezdi ama o şartlarda bile yanaklarımız kırmızı kırmızıydı.
Kent'e ( İstanbul'a ) geldik. Elektriğimiz vardı, su evimizin içindeydi, tuvalet evimizin içindeydi, artık leğende banyo yapmıyorduk ama rengimiz sapsarıydı.
Selam ve saygılar.
Kutlarım değerli Ablam.
Selam, sevgi ve dua ile.
Oldukça güzel bir nazire olmuş. Candan tebrikler.
Selam ve saygılar.
Her zaman olduğu gibi bu sefer de harika bir şiir yazmışsın amma velakin maalesef sen de vefasız çıktın sevgili Murat.
Neyse. Sana sitemim çok aslında ama bu güzel şiirin hatırına dile getirmeyeceğim sitemlerimi.
Selam ve sevgiler.
Ölümün ve Kayboluşun dile gelişi gibiydi dizeler. Kaleminizin gücü yine ortalığı sarsıyor kıymetli şairim 🦋
"yüzünde küllerin bacısı" ve "ellerinde sararmış kağıt kokusu" gibi güçlü görsellerle başlıyor. Bu ifadeler, yaşamın dinamizmini yitirdiğini, geriye sadece tortuların ve anıların kaldığını gösterir.
"Beyazın en ölüm zamanı" ifadesiyle doruğa çıkan bu atmosfer, kişinin artık dünyevi olandan kopup sessizliğe gömüldüğünü simgeler gibiydi.
Ramazan Şair, "günü yeşil / günü ölümsüz kılmanın zamanı" diyerek bir umut ışığı yaksa da, hemen ardından gelen "yok artık" reddedişleri bu umudu bir hüzne çeviriyor. Zaman artık doğrusal değil, döngüsel bir acıdır:
"Dağ çiçeğinin sırrından geçer gibi"
"Sonbaharı görmeden güne çatlayacaksın"
Bu dizeler, ölümün ya da ayrılığın zamansızlığını ve doğallığını vurgular.
Dizelerden kokan mistik bir hava söz konusu adeta.
Ebabil kuşu, Sırat köprüsü, Kutsal ayet ve İlahi nakarat gibi imgeler, şiirin dünya...
Sevda 💞 yüklü duygularla ve akıcı bir üslupla harika yazılmış, muhteşem güzellikteki şiiriniz için gönülden kutluyorum tebrikler üstadım.
En kalbî selam, sevgi ve saygılarımla.
vicdanın ete kemiğe bürünüp meydan okuyuşudur bu.
şair Vaveyla, kendi varlığını bir çığlığa dönüştürmüş
ve o çığlığı ise bir halkın uyanışına nefes kılmıştır.
modern çağın duyarsızlığına karşı çekilmiş bir resttir ayrıca.
sınırların ve bölünmüşlüğün ötesinde
insanlığın tek bir vücut olduğunu hatırlatan bu şiir,
evrensel bir kardeşliğin manifestosudur.
kıvılcım tutuşmuş ve küllerinden doğacak bir medeniyetin işaret fişeği yakılmıştır.
dünya malıyla pazarlık yapmayan, sömürüye başkaldıran bu irade
kalemin kılıçtan keskin olduğunun en asil kanıtıdır.
sınırları reddeden bu duruş,
dar kalıplara hapsedilmiş ruhlara bir derman
korkuyla sinmiş sinelere bir nutuktur.
bu şiirde dökülen her damla mürekkep,
aslında haksızlığa karşı damarda akan kanın feryadıdır.
karanlık geceye meydan okuyan bu meşale,
şafak sökene dek sönmeyecek bir iradenin yankısıdır.
sözün bittiği yerde Vaveyla başlar.
suskunluğ...
Diğer şiirlerinizi de okudum, güzel yazıyorsunuz, Sami üstadımla bazı konularda aynı fikirdeyim :) Edebiyat evi ailesine hoş gelmişsiniz
Tebrikler, selamlar sevgiler
munzur’un hırçınlığı, surların bin yıllık yorgunluğu
ve bir dağın göğe kafa tutan inadı var gibi.
sıradan bir serzenişin çok ötesinde,
sanki mürekkep yerine keder damıtılmış bir ferman gibi kalbe işliyor şiir.
bin yıllık bir yalnızlığın asaletle yoğrulmuş bir başkaldırısı.
''bir yanımız uçurumun kenarında rüzgar beklerken,
diğer yanımız sarp kayalıklarda güneş biriktiren bir dev gibi vakur'' hissiyatında.
bu hoyrat çağın kirletemediği bir emanet ahlakı var
kadere teslimiyetle meydan okumanın şiirselliği.
hakikatin ancak gönül gözü sarhoşken görülebileceğini ne muazzam özetlemiş kıymetli şair.
sevmeyi bir koparma eylemi değil
bir yaşatma sanatı olarak görmek,
mülkiyetçi aşkların karşısına dikilmiş en zarif kaledir.
sevgiyi topraktan ayırmayan bir bahçıvanın şefkatiyle kalemi tutuyor şairimiz.
bir fısıltıdan ziyade
sıradan bir sesten öte
kökü derinde olanın göğe sunduğu bir dua gibi şiir.
papa...
Tam beklediğim bir cevap olmuş )))) Eyvallah, ellerine, gönlüne, ilhamına sağlık.
Bu arada şaka bir yana gerçekten de özellikle geceleri bayağı bir kaşınıyorum. Bu kadar kaşıntı sanırım beni sana şiir yazmaya zorladı. )))))))
Tırığa gelince: Sen iyisin yine. Ayakta atlattın. Ben o yüzden hastaneye yattıydım )))
Cevap peki?
Bakalım gayrı. İlham gelirse yazarım bir şeyler.
Selam ve sevgiler.
Hassas ve çok önemli bir konu, kalemine yüreğine sağlık üstadım
tebrikler, selam ve sevgiler
Şiir sevilmez mi a Gülüm!
Kutlar,selamlarımı sunarım.
Bu da DOĞANAY'dan size latife olsun.
Gerçekten de kış, soğuğuyla, zemherisiyle değil hissettirdikleriyle üşütüyor. Biz sıcak evlerimizde gerine gerine yatarken bu soğukta başını sokacakları bir yuvaları olmayan Filistin halkı, Doğu Türkistanlılar gerçeği maalesef hissettirdikleriyle fazlasıyla üşütüyor.
Candan tebriklerimle selam ve saygılar.
"Şiir olmayı seviyorum, gel de sevme" diye bağıran dizeler, ana yüreği çarpışından külyutmaz kaleme, İstanbul hasbihallerinden gaipten gelen bilmecelere, hüznü uyutup uyutuyor o coşkulu ihya ile öyle bir duygu sarmalında yükseliyor ki, her mısra evrenin şiarı gibi aşkla kıyama duruyor. Ne kibir ne yeis, sadece şairleri bir biriciklik ve "sevmek sevaptır" inancıyla dolup taşan bu kalem, rüzgar yaprakları gibi kopmadan kopmadan yıllansın; yüreğine, sözlere sonsuz sağlık!
Geçenlerde face bookta yazdım
KORKMAYIN ! ŞERİAT OLSAYDI DEMEYECEĞİM.
DÜNYANIN BİLİNEN İLK KANUNLARINDAN OLAN HAMMURABİ KANUNLARI OLSAYDI.
YANİ YAŞI NE OLURSA OLSUN, BİR İNSAN BİR BAŞKA İNSANNIN VÜCUT BÜTÜNLÜĞÜNE ZARAR VERDİĞİNDE KENDİSİNE AYNI ZEZA VERİLSEYDİ.
MESELA BURUN KESENİN BURNU KESİLSEYDİ, GÖZ ÇIKARANIN GÖZÜ ÇIKARILSAYDI, İNSAN ÖLDÜREN ÖLDÜRÜLSEYDİ.
YA DA ÖLDÜRENİN KÜÇÜK YAŞTA OLMASI DURUMUNDA BABASINA ÇOK AĞIR PARA CEZASI UYGULANSAYDI. ( MESELA KARŞI TARAFA 100 DÖNÜM TOPRAK VERMEK GİBİ )
EVET BU CEZALAR OLSAYDI
*15 YAŞINDA BİR ÇOCUK, CEBİNDE SUSTALI BIÇAK TAŞIR MIYDI?
*KENDİSİNE İYİ YA DA KÖTÜ NAZARLARLA BAKAN BİR BAŞKA ÇOCUĞA O BIÇAĞI HİÇ TEREDDÜT ETMEDEN SAPLAR MIYDI?
* '' SORUN DEĞİL, CEZAM NEYSE ASLANLAR GİBİ YATAR, ÇIKARIM '' DİYEBİLİR MİYDİ?
*KATİL ÇOCUĞUN AİLESİ, EVLATLARININ BİR İNSANI ÖLDÜRDÜĞÜ YETMİYORMUŞ GİBİ BİR ...
Şiirler güzel de biraz frene bas Yunus kardeşim. Bu ne şiddet? bu ne celal?
Selam ve saygılar.
vay ki vay sevgili kardeşim
duyarsız insanlar olduk
sevgiyi küçümseyen yapılan işi ve emeği hor gören
yalanım yok
iki gün evvel sadece iki gün
kalemim ve ben öyle aşağılandık ki
üstelik sevdiğim bir kaç manevi kardeşim bildiğim kişiler nezdinde
Allah a emanet ol
dert değil
evet, ben mükemmel bir şair yazar olmayabilirim ama emek veriyorum ve söz döndü dolandı nerelere geldi
insan kendini bildikten sonra dileyen söylesin kendinin dahi inandığı yalan ve aşağılamayı
selam dua ile
Ay yıldızlı Türk bayrağımız milli egemenliğimizin ve bağımsızlığımızın sembolü, şehitlerimizin bizlere en büyük emanetidir.
Ve sonsuza dek dalgalanacaktır 🇹🇷
Duyarlı yüreğine ve kalemine sağlık diliyorum, kutluyorum tebrikler üstadım.
Bayrağa uzanan eller kırılsın!
Yaşananlar çok hüzünlü gerçekten çocuklar ölmese keşke ne savaştan ne de açlıktan...
Bazen hayat yaşadıklarımız acıtır hem ruhumuzu hem de bedenimizi... Kutlarım...