Aruz pek de yazılan bir tür değilse de Harun kardeş güzel bir şiire imza atmış... Açıklamalarda güzel... Kutlarım yürekten...
Golda Meir çok doğru söylemiş. Maalesef Müslüman Milleti uyuyan bir millettir. Küfür ise her zaman olduğu gibi tek millettir.
Selam ve saygılar.
2,5 milyar Müslüman âleminin 7,5 milyon Siyoniste dur diyememesi içler acısı da;
Batılıların gösteri eylem ve söylemleri, yardım gemileri, ürün boykotu falan...
Taşı pudralamak cinsinden altı boş işler.
El altından, hatta hiç utanmadan açıktan açığa İsrail'e tam gaz destek veriyorlar.
Belçika Kralı o kadar iyi niyetliyse, İsrail'in maşası PKK'nın ülkesindeki Türklere saldırılarına engel olsun, ülkesini teröristlerin üssü konumundan kurtarsın. Fransa - Macron ise aklı sıra gaz alıyor, gaz veriyor. Bu fasonun ciddiye alınacak hiçbir yanı yok.
Somut gerçek şu ki:
Gazze'deki kardeşlerimiz yalnız, yapayalnız bırakıldı. Kaderlerine terk edildi.
Soykırıma uğradı. Açlıktan, susuzluktan, imkânsızlıktan mahvoldu, can verdi.
Çok geç kalındı, çok.
Vaktiyle nasıl ki bizim Hak davamız olmadığı, içinde Allah rızasının bulunmadığı hâlde Kore Savaşı'na asker gönderdik, akabinde darbeler, iç savaşlar, PKK, FETÖ gibi bin türlü bela geldi başımıza,<br/...
Gül hocam dan yine güzel bir sevda şiiri canı gönülden tebrik ederim kalemin daim olsun ilhamın bol olsun hocam Allah'a emanet olun Selamlar.
,,,,,,
Dik başlı firarım hayattan
Rabbime kavuşmanın da müjdecisi
Sevdiğim kadar kat çıktığım
Katıksız iyi niyetim ve meramım sadece
Sabırla diktiğim şu iki yakam
İlla ki gelecek bir araya.
Razı gelsen de gelmesen de seveceğim seni
Nutku tutulmuş bir ömrün da bam teli
Mademki sensizlikle imtihanım…
Bir dolap der geçeriz oysa ki nelere nelere yarıyor dolap, dolaplar. Bazıları da dolap çevirmekte ustalaşmıştır, özellikle de bir takım siyasi figürler, adlarını bir çoklarımız bilir, Allah onlardan uzak etsin bizleri. Kutlarım Hocamı...
Allah büyüktür. İnşallah zulümler son bulacak bulmasına da o sessiz kalan sadece adı İslam Ülkesi olan ülkelerim de liderleri ve halkları bunların hesabını mutlaka verecekler bir şekilde... Allah yar ve yardımcısı olsun Filistinli kardeşlerimizin ve birlik olmaya yanaşmayan akılsız Müslümanlara da sağduyu ve basiret versin...
Keşke akıllar yağmurlu havalarda hep aşkın kafesinde kalsa da özlem uzun süreli olmasa. Yağmur ve aşk harika harmanlanmış üstadım. Her sevda bir yağmur damlası olsa da düştüğü yerde aşkı doğursa. Kutlarım yürekten. Harikaydı.
Önünden belki bin defa geçtim ama içine girmek nasip olmadı.
Dışarıdan oldukça güzel bir saray.
Selam ve saygılar.
Kap bir kere darmadağın olmuşsa onu toparlamak çok zordur. Hatta çoğu kez kendi halinde bırakmak daha iyi gelir.
Selam ve saygılar.
Doğum ne büyük bir mucize!
Bir tohumun fidana dönüşmesi, dallarda çiçekler ve yapraklar açması,
kömürün elmasa, çürümüş kalıntıların petrole, suyun buhara, buharın yağmura dönüşmesi..
Hep bunlar doğum. Uzayın genişlemesi de bir nevi doğum.
İnsanın doğması gördüğümüz kadar değil.
Yumurta ve spermin birleşip embriyo olması, embriyonun hücrelere çoğalması, organların oluşması hep doğum. Ve yaşadığımız süre içinde hücrelerin ölüp, yeni hücrelere sahip olmamız... Düşen saç tellerimizin yerine yeni saçlar çıkması... Boğazımızdan çıkan her yeni tını, vs...
Allah'ın sonsuz kudreti karşısında ne kadar aciziz.
Merhaba dünya, biz geldik. Umarım sana meyletmeden sonsuzluk yurdumuza gideriz.
Sevgi ve selamlarımla Gülüm hanımcığım.
"Kimsesizliğin imgesidir şüheda mazim
İçtiğim kadar şiiri, içerlediğim kendime"
Ne çok şey anlatıyor.
Yüreğinize, kaleminize sağlık Gülüm Hanımcığım.
Sevgi ve selamlarımla ruhu güzel şair.
eyvallah güzel bir beste de yapılmış
güzel tasvir etmişsiniz Beylerbeyi Sarayını
kutlarım
80'den sonra gitmiştim buraya. Darbecilerin eğlence, toplantı, düğün dernek mekânı yapılmıştı adeta.
Sonradan içinde değil de Boğaz'a bakan alanda yapılan, önemli bir kurumun yıl dönüm kutlamasına gitmiştim. Ufak bir konser de verilmişti hatta.
Gözümüz gibi bakmamız gerekiyor bu miraslara. Talanlardan sonrakileri muhafaza edelim bari.
Yüreğinize sağlık. Selam ve saygılarımla Hocam.
hayat işte...
çok da olası kanmak ve dünü ve güzellikleri rahmetle anmak
sonsuz selam saygımla üstadım
Şükrü hocam devam sizden yazmak bizden tebrik etmek şiirde güzel müzik de can-ı gönülden tebrik ediyorum Allah'a emanet olun hayırlı geceler.
Tasavvufi bir bakış açısıyla da okunabilir şiir.
İnsanın nefsine yenik düşmesi, ama aynı zamanda ilahi olanı arama çabasını anlatıyor.
Şiir oldukça derin ve duygusal bir iç hesaplaşmayı yansıtıyor.
Sanki bir ruhun, bedenin ya da maddeye kapılmış bir varlığın, asıl özünü unutarak dünyevi arzulara dalışını ve bu süreçte manevi bir kayıp yaşadığını anlatıyor.
Şiirde bir öz eleştiri, bir arayış ve aynı zamanda bir çelişki var: hem dünyevi tutkulara kapılma hem de cenneti, yani manevi bir kurtuluşu arzulama.
Dizelerdeki "beni unutarak fanilerden hoşlandın" ifadesi, insanın kendi ilahi ya da manevi özünü ihmal ederek geçici zevklere yönelmesini eleştiriyor gibi.
"Tağutlan birleşip, beni dışladın" ise belki de şeytani ya da aldatıcı güçlerle birleşme, yani yanlış yollara sapma metaforu. "Ab-ı hayat yurdu" ise ebedi yaşam, hakikat ya da manevi saflık arayışını simgeliyor olabilir.
"Beni yıldızlarda arama, yani başındayım" dizesi, hakikat...
Çok sevdiğim bir şarkıdır. O şarkının başlığıyla başlayan hikayenizi de sevdim.
Selam ve saygılar.
Bir doğum olayı ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Can-ı gönülden kutlarım. Ama ''Tanrı delirdi sonunda, Tanrıyı görmek istiyorum aslında '' Gibi herkesin kolayca kabullenemeyeceği cümlelerden sakının bence.
Selam ve saygılar.
Şiir, 31 Mart Vakası ve Sultan II. Abdülhamid'in tahttan indirilişini konu alan, tarihsel ve duygusal bir anlatıma sahip .
31 Mart Vakası (13 Nisan 1909, Rumi takvimle 31 Mart 1325), Osmanlı'da II. Meşrutiyet döneminde yaşanan bir isyan olarak bilinir ve bu olay, Sultan Abdülhamid'in 27 Nisan 1909'da tahttan indirilmesiyle sonuçlanmıştır. Şiir, bu dramatik dönemi ve sultanın sonunu hüzünlü bir tonda yansıtıyor.
Şiirde geçen bazı önemli noktalar:31 Mart Vakası: İsyancıların şeriat talepleriyle başlayan, ancak siyasi ve askeri çekişmelerin gölgesinde gelişen bir olay.
Fetva: Abdülhamid'in tahttan indirilmesi, Şeyhülislam'ın fetvasıyla meşrulaştırılmıştır.
27 Nisan 1909: Abdülhamid'in görev süresinin resmen sona erdiği tarih.
Şiir, tarihin toplumların ortak mirası olduğunu vurgularken,
aynı olayların farklı insanlar için zafer ya da yas olabileceğini ifade ediyor.
Abdülhamid'in "sonsuz uykuya dalışı", onun tahttan indirilip sürgüne gönderi...
Sultan II. Abdülhamit Han cömert bir padişahtı ama maalesef muhalifleri ona '' Pinti Hamit '' Lakabını takmışlardı. Opera sever, piyano çalardı ama aynı zamanda Şazeli Dergahında zikir de çekerdi. Görev süresi diye bir şey aslında söz konusu değildi ama bahsettiğin fetva ile son verildi saltanatına. Allah makamını cennet eylesin.
Selam ve saygılar.