İçten gelmiyorsa insan ne sever ne de saygı duyar. Sever gibi görünür belki, sahte bir saygı da gösterir belki ama bunlar gerçek sevgi ve saygının yerini hiç bir zaman tutmaz elbette.
Selam ve saygılar.
İnsan, biziz işte o dünyayı cehenneme çevirip yaşanılmaz kılan... Manidardı.. Kutlarım...
Aşk bu, dünyada ne kadar seven insan aşık olan insan varsa belki o insanların sayısı kadar da değişik tarifi ve tanımı var. Bilim adamları aslında aşkın ömrünün bir iki yılı geçmediğini söylüyor, ondan sonrası bağlılık ve sevgi diye tanımlıyorlar. Birini sevmek ve tabi sevilmekte aslında harika bir duygu yoğunluğu. Desmond Morris ''Sevmek Dokunmaktır.'' der, biz de birilerini severken ya da aşık olurken ruhtan ruha bedenden bedene, kişilikten kişiliğe dokunuyoruz, güzel oluyor kanımca... Kutlarım yürekten...
Yüce Allah Rabbimiz ''Asr Suresinde de.'' insanı anlatıyor ''Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle. Asra yemin olsun ki, İnsan mutlaka ziyandadır. Ancak iman edenler, salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır.'' Bir mezheptir, tarikattır tutturmuş gidiyoruz. Oysa ki Rahman ve Rahim olan ne diyor ''Allah'ın ipine sımsıkı sarılın.'' O ip de 'Kur'an ve Sünnetullah... Yahudilerde asırlardır oyunlar bitmedi bitmezde kıyamete kadar yeter ki biz birlik olalım ve dik duralım... Kutlarım yürekten...
Vefali yüregine saglik hocam
Yüreklerimiz yanmakla kalmiyor
Ocaklarimiza ates düsüyor
Rabbim Mekanlarini ali eylesin
Milletce basimiz sagolsun...Insallah son olur ,
Ruh, hayıra meyilli hep hayrı isterken nefis tam tersine şerre meyilli ve hep şerri ister.
Kişi cüzi iradesi ile nefsin değil ruhun emrine uyarsa kurtulur.
Nefse uyarsa helak olup gider.
Şiiriniz bu gerçeği haykırdı bizlere İlyas hocam.
Kaleminiz daim olsun.
Selamlarımla.
Güneş yüreğime doğarken karalayabildiğim tek şey uyuduğum gecenin rüyası..
Muazzam dizeler 🤍
Cemal Safi'nin Tek Hece Aşk şiirinden sonra
okuduğum en güzel aşkın kendini anlatış şiiri.
"Ey aşk! Sen nelere kadirsin!" deyişi bu şiire çok yakışır.
Yüreğinize sağlık Âdem Hocam.
Sevgi ve selamlarımla.
Gül hocam harika bir mizah yazısıydı severek okudum çok manalı bölümler var gerçekten kalemin kavi ilhamın bol olsun hocam..
Karanlıği dahi beyaz bilmek"
İste Yıldızlar in özelliği bu. Senin gibi pırıl pırıl parıldayan yüreklerin. Yüreği sevgi ile ışıldayanların sancısı elbet büyük olacaktır can şairem.
Zordur bu sancıya katlanmak ama zoru da sever bazı insanlar. Bu yüzdendir ki avuç avuç dua biriktiririz dudak kıvrımlarımizda.
Kaç ahı ziyan etmişliğimiz kaç eyvallahı beyan etmişliğimiz vardır kimbilir.
Tebrik ederim bu manidar şiirini,
İnan bana yüreğinin derinlikleri boyumu aşşa da gönül deryanda kulaç atmak çok ama çok güzel.
Selam ve Sevgilerimle,
Allah ' a emanet olasın.
"Ki iç sesimdi en nazenin beste
Sözcüklerle diktiğim yürekte saklıydı elbet nice güfte"
O besteler, o güfteler hiç bitmesin Gülüm hanımcığım.
Sevgilerimle güzel arkadaşım.
İşte gül hocamdan duydu dolu manalı anlamlı ne ararsan var severek okudum hocam nice güzel tasavvuf şiirlere kalemin kavi ilhamın bol olsun hocam Allah'a emanet olun..
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
Aşkın niyazında közlenen İlahi bir sancı
Rahmete dokunmaksa tek ilacı
Aşkın ihya ettiği bir sarnıç
Kuyulardan firar edip de göçtüğüm bir gök
Hangi kuşun kanadına kondumsa
Dokunmaksa mucizelere
Rengimle yeşeren bir çiçek idi madem yarının mizacı.
Tam bir sevda şiiri severek okudum çok beğendim kalemin kavi ilhamın bol olsun Allah'a emanet olun.
Artık bu kadar yalvarmaya da barışmak lazım şaire ne varsa söylemiş..
Yazılmayan şiirler hep can acıtır ama yazılamayan şiirler daha da bir can yakıcıdır.
Candan tebrikler.
Selam ve saygılar.
Kıyamet yaklaştığında annede evladına karşı merhamet kalmayacakmış.
Şimdiden örneklerini görüyoruz. Rabbim cümlemizi muhafaza eylesin.
Selam ve dua ile.
Bu insanlardan kaçan Allaha yakın gider değerli üstazem.
İnsanlık bozulmuş, haya, edep, merhamet duyguları yok olmuş.
Güçlü zayıfı eziyor. Zayıf merhamet dileniyor ama ne zalim insafa geliyor ne de diğer hemcinsleri yardımına koşuyor.
Ömrüm boyunca hep bu mazlum kadınlara acımıştırım.
Allah belasını versin o mazlum zavallılara zulmeden o merhametsiz kocalara.
"Gerçi şimdi böyle kadınlar kaldı mı bilmiyorum." Diyeceğim ama yine de çok var böyle kadınlardan.Bana kızma ama şimdinin kadınları da çok şirret. Çıkan bütün kanunlar da kadının yanında. Erkek de eziliyor.
Erkek olsun kadın olsun cinsiyeti farketmez zalimin karşısında mazlumun yanındayım.
Rabbım mazlumların yardımcısı olsun.
Zalimlere de zulüm yapmaya fırsat vermesin.
Kaleminiz daim olsun.
Selamlarımla.
Şiir, hem kişisel bir hesaplaşmayı hem de evrensel bir insanlık durumunu yansıtıyor gibi.
Derin bir melankoli ve içsel yolculukla bezeli, imgeler açısından zengin bir şiir.
Dizelerinizde yalnızlık, özlem, kayıp ve manevi bir arayış temaları yoğun bir şekilde hissediliyor.
Turuncu rüyalar, çöl çiçeği, menevişli hâkimiyet gibi imgeler,
hem görsel hem de duygusal bir etki yaratıyor;
sanki bir iç çöldeki manevi bir yolculuğu resmediyor.
Bazı noktalar özellikle dikkat çekici:
“Bir tebessüm ektim yeis dolu uçuruma”: Umut ile umutsuzluğun çarpıştığı güçlü bir imge.
Sanki tebessüm, karanlık bir uçurumda bile filizlenmeye çalışan bir tohum.
“Turuncu rüyalara biçem diktim”: Turuncu, sıcaklık ve umutla ilişkilendirilen bir renk; ama burada rüyalarla sınırlı kalması, belki de erişilemeyen bir özlemi ifade ediyor.
“Menevişli bir hâkimiyet”: Meneviş, hem görsel bir zarafet hem de derin bir anlam katıyor; belki de kaos içinde bir ...
Bu çağ çok yorucu gerçekten de. Ruhen bitkiniz.
Biz yine şanslı sayılırız. Çocukluğumuz maneviyat ağırlıklıydı.
Hatıralarımıza ve o yıllardan kalma güzel duygulara sahibiz.
Şiirinizi içten yürekten kutlarım Gülüm hanımcığım.
Selam ve muhabbetle.
Yine ilginç bir yazı. Hangi yazınız ilginç değil ki zaten Hocam. Emeğinize, yüreğinize sağlık.
Yazınıza değersiz bir katkı olacak belki ama ben de bu konuda lüzumlu / lüzumsuz bir şeyler yazmak istedim. Maksat paylaşmak olsun değil mi?
***
II. Mahmud, bilindiği gibi yozlaşan Yeniçeri Ocağı'nı kapatmıştı. Yeni kurduğu Asaker-i Mansure-i Muhammediye ordusunda, eskisini anımsatmayacak şekilde kıyafet değişikliği yaptı. Fes de bunlardan biridir. Halkı, din adamlarını ve kadınları fes giymeye mecbur etmedi ama fes öyle sevildi ki halk arasında itibar gördü ve takmak yaygınlaştı..
Kaptan-ı Derya Hüsrev Paşa, fesi memleketimize getirilmesine sebep olan seraskerdir.
Bir taburunun subay ve erlerine fes giydirerek İstanbul’a getirip II. Mahmud huzurunda talimler yaptırmıştı. İşte fesin benimsenerek giyilmesi bu vasıta ile orduya intikal etti. İlk olarak Tunus’a elli bin fes sipariş edildi ve nizamiye taburuna giydirilerek kırmızı fes ordunun serpuşu olarak kabu...
Aşk meftun, heceler hicran dolu.
Şair daha nasıl anlatsın ki aşkı ve hicranı?
Selam ve saygılar.