Deneme / Hayata Dair Denemeler
Eklenme Tarihi : 15.03.2026
Vaktiyle bir
bilgeye sormuşlar: "İnsan neden kendi kalbine bu kadar geç misafir
olur?" Bilge demiş ki: "Çünkü kapının dışındaki gürültü, içerideki
fısıltıyı bastırır. İnsan, ancak dışarıdaki sesler sustuğunda kendi gerçeğiyle tanışmaya
cesaret eder." Çoğu kimse için yalnızlık, bir duvarın ardına gizlenmiş
ıssız bir yenilgidir. Oysa hayatın süzgecinden geçmiş, her darbenin izini bir
madalya gibi ruhunda taşıyanlar için yalnızlık; yanlış bir kalabalıkta
kaybolmaktansa, doğru bir ıssızlıkta nefes almayı seçmektir.
İnsanın
serüveninde en büyük yanılgı, yan yana durmayı can cana durmak sanmasıdır. Oysa
öyle sofralar vardır ki, üzerinde kuş sütü eksik olsa da ruhu besleyecek tek
bir kelam bulunmaz. Memleketin renkli ama yorgun sokaklarında, sırf kapının
ardındaki sessizlikten kaçmak için gidilen her yabancı adres, aslında insanın
kendi içindeki gurbeti derinleştirir. Ömür dediğimiz kısa yolculuğun orta
yerine geldiğimizde, artık kiminle olduğumuzdan ziyade, o kimsenin ruhumuzda
neyi eksiltip neyi tamamladığına bakıyoruz.
Asalet, biraz
da beklemeyi bilmektir. Hiç gelmeyecek bir yolcunun ihtimaline rağmen, evin her
köşesini taze bir ümitle donatmak, aslında yolcuya değil; kendi içimizdeki
bitmek bilmeyen sevme ve değer verme kabiliyetine tutunmaktır. İki kişilik bir
yalanın ağırlığı altında ezilmektense, tek kişilik bir doğruluğun hafifliğinde
nefes almayı öğreniyor insan. İnsanın insana kattığı yarar su götürmez belki
ama bu yarar, bir başkasının gölgesinde kendi asaletini kaybetme pahasına
olmamalı. Kendi fenerini yakamayan, başkasının ışığında sadece kendi
karanlığını büyütür.
Bizim
memleketin papatyaları gibidir seçilmiş bir yalnızlık; ayakaltında ezilse de,
fark edilmese de kendi toprağının sadakatine tutunur. Akşamın ağır perdesi indiğinde,
vitrinlerin parıltısı yerini hakikate bırakır. Kapıyı anahtarla açmanın verdiği
o soğuk metal sesi, aslında özgürlüğün tınısını fısıldar kulaklara. Eğer
içeride bekleyen muhteşem sessizlik korkutucu gelmiyorsa, dünya gürültüsüne
teslim olmayacak kadar güçlenmişiz demektir.
Sitemim,
yalnızlığa bir acizlik gömleği biçenlere... Oysa yalnızlık, bir kaçış değil;
aksine en büyük yüzleşmedir. İkiyüzlü aynalardan, kalbi örseleyen vedalardan ve
menfaat üzerine kurulu dostluklardan sıyrılıp, kendi kalbinin limanına
sığınmaktır. Bu duruş, bir vazgeçiş değil; hayatın tüm kargaşasına karşı
verilmiş en bilgece cevaptır. İnsan, insanın yurdu olmayı başaramadığında, o
zaman kendi sessizliğinde gerçek bir yurt bulur kendine.
Nihayetinde son
kapıya vardığımızda, yanımızda ne kalabalıkların alkışı ne de sahte sofraların
tınısı olacak. Heybemizde sadece, kimse bakmıyorken bile kendimize ne kadar
dürüst kalabildiğimizin mağrur sızısı kalacak. Yanlış bir sığınakta, başkasının
ateşiyle ısınmaya çalışırken ruhunu üşütmektense, kendi yalnızlığının güneşinde
yanmak çok daha sahici. Bu bir yenilgi değil; gürültüden arınıp, yaşamak denen
o zorlu sanatı kendi özünde, en saf ve en kimsesiz haliyle koruma inadıdır. Bir
direniştir yaşamak; ister kalabalıklar içinde isterse tek başına…
Aşk ile eyvallah,
Derya Deniz DİNÇ
Yazarın
Önceki Yazısı