Hiç bekleme geceler güneşle üstünü örtmez
Paylaşmaya kıyamadığım
yalnızlığım emrine amade
Hüzün esmeğe başladığında
bir gece yarısı odanda
Üşümemek için çek üstüne
beni, örtün…
Ağlamaktan çekinme, ağla,
ağla, açılırsın,
alışkın buna benim
yalnızlığım.
Elleme, değsin göz yaşların
elmacık kemiklerine
Yanakların elma şekeri
kıvamında allansın
Boyası silinmeden daha,
bir derman bulunur derdine;
her gün açımı mutlaka
yeniden umut doğurur.
Kazandıklarını koydukça
kaybettiklerinin yerine
hüznün de telafisi mümkün!
Yeterki müsrüf olma
harcarken kazandıklarını!
Tasarruf et ki, elinde
kalsın bir şeyler;
yoksa, işte böyle yalnız
kalırsın.
Zaman kötü, bir kıymeti
kalmadı aşkın.
Bir lahzalık mutluluğa bir
çuval dolusu aşk harcarsın.
Kendinden verdikçe, ne varsa
elinde avucunda tükenir para misali.
Bağlılıkların pamuk ipliği
iledir,
Denize düştükten sonra
sarılabileceğin yılandır.
Hayatın boyunca daha berbat
bir film izleyemezsin.
Benim yalnızlığım benden
değil,
arabesk şarkıların bir
türevi,dokunmasın yüreğine...
Gereksizce dağları aşıp
aramana gerek yok
zaten uğrayacaksın istemeden
yalnızlar kavşağına.
Tek değilsin
Her yalnızlığın bir sahibi
var o kalabalıkta
Ara bul beni, ömür dört
mevsimlik bir kısır döngü…
Kaderim bir karışlık alnımda
yazılı
Toy yüreğimde saklı alın
yazım alnımdan
Kaptırma kendini dünyalık
hallere,
Dünyanın kendine hayrı yok
ki, sana olsun!
Ölüm denilen üç vakitte bir
mola…
Bir çok kez terketmek
istersin henüz ilk vakitte,
Olmazsa ikinci vakitte,
Tetiği çekecek yüreği
taşımıyorsan içinde
O güç olmaz işaret
parmağının eklemlerinde.
Kimse anlamaz senden başka,
Aynadaki dünyanın en korkak
adamıdır.
Dört mevsimin meşakkatini
çekmeden kavuşamazsın kendine...
Kırkından sonraya kalırsa,
Birikir ödevlerin
Her kıymet bilmezliğin
ardından,
Teneşirde de paklanamazsın…
Beceriksiz parmaklarına
bulaştırarak
Zehiri tatmadıkça aşka
kıymet biçemezsin.