Mevsim Gülbahar - Yolculuk...
Araba caddenin sağında dörtlüleri yakılarak durdurulmuşdu.
Hülya, direksiyonda, hafif hafif gaza dokunarak beklemekteydi. “Haydi, kanka,
çabuk ol!”
Cemal Kabaloğlu pantolonunun fermuarını çekiştirerek, zifiri karanlığın içinden
çıkıp geldi. "Tamam! Geldim." Geçti, şoför mahallinde Hülya’nın
yanına oturdu.
Hülya, arabayı hareket ettirirken, “rahatladın m ı?" diye sordu.
Cemal, emniyet kemerini taktı. "Evet! Baya’bi’ sıkışmıştım," diyerek
güldü. Yerine iyice yerleştikten sonra kapattı gözlerini, uyumaya başladı.
Hülya, arabayı anayola çıkarttı.
Arka koltuktaki Ümmühan ve Halil Kaya’dan her biri bir yana devrilmiş,
uyuyorlardı.
Araba, uzaklaştı, gitti.
On saatlik bir yolculuktan sonra, dün geceyi Kayseri’de geçirmişlerdi. Hülya,
odasında sıcak bir duş alıp, derin bir uyku çektikten sonra iyice dinlenmiş
olarak yolun ikinci yarısı için direksiyona geçmişti.
*
Yol Levhası: “ BULANIK 30 KM.”
Cemal, uykusu içinden seslendi. “Henüz gelmedik mi?”
Cevap: “Henüz değil…”
*
Yol Levhası: “BULANIK 20 KM.”
Cemal, “Henüz gelmedik mi?” diye sordu.
Cevap: "Hayır, henüz gelmedik.”
*
Yol Levhası: “BULANIK 10 KM.”
Cemal, uzunca esnedikten sonra, “Henüz gelmedik mi?” diye sordu.
Cevap: “Evet.”
Cemal, “Ciddi mi?”” diyerek yineledi.
Cevap: “Hayır.”
Araba Bulanık’a girmişti.
Cemal, yeniden, “Henüz gelmedik mi?” diye sordu.
Hülya, sorulanı tekrarladı. “Henüz gelmedik mi?”
“Henüz gelmedik mi yani?”
Hülya, onu tekrarlayarak dalga geçmeyi sürdürdü. “Henüz gelmedik mi yani?”
“Bu çok komik…”
“Bu çok komik!”
“Bu gerçekten çok amatörce…”
Hülya, biraz da yol yorgunluğu ile sinirlenmişti. “Pekala! Yirmi saattir
direksiyon başındayım ve sen saçma bir soru ile başımı şey ediyorsun… Bak bu
neye benziyor, biliyor musun? “
“Neye?”
“Çin işkencesine… “
“Tamam, kesiyorum. Sormayacağım bir daha…”
“Tamam, sen kaybettin…”
“Tıp… Konuşmuyorum.”
“…”
“…”
Hülya, şarkı mırıldanmaya başladı. “Onun arabası var. Güzel mi güzel… Şoförü de
var. Fıstık mı fıstık… Yanındaki adamın suratı asık…”
“Henüz gelmedik mi?”
“Of, off… Beş dakikacık kendin olmadan edemez misin? Geldik ya… Burası
Bulanık.”
“Dur o halde. Direksiyona ben geçeyim!"
"Nedenmiş o?"
"Arabayı senin kullandığını görenler, Cemal Kabaloğlu bir avrat şoförle
geldi, deyip bütün karizmamı çizerler."
Hülya, iyice sağ şeride geçip yavaşladı, sonra durdu. “Geç hadi, madem!”
diyerek emniyet kemerini çözüp arabadan indi.
Yer değiştiler. Cemal, arabayı yeniden hareket ettirirken, “Bulanık’ı geçip on
kilometre daha gideceğiz. Çiftliğe geçeceğiz, buradan...” dedi.
“Hızlı, hızlı. Beş dakikada çiftliğin önünde olmalısın.”
“Eh, ben de bundan sonraki her yolculuğumuzda direksiyona hep seni oturtmaz
mıyım?... Gör o zaman bak, adam nasıl sinire edilirmiş…”
*
Araba, çiftliğin önünde durdu.Arka koltuktaki Ümmühan sıçrayarak uyandı.
"Geldik mi?"
Cemal, "geldik, geldik," diye tekrarladı. "Uyandır şu uyku
tulumunu..."
Ümmühan, "Halilciğim, , geldik, uyan," diyerek kocasını uyandırdı.
Çiftlik işçileri koşturup gelerek büyük porte kapıyı açtılar. İçeri geçen araba
çiftlik evinin önüne kadar gitti.
Cemal, “Geldik nihayet.. Yarına kadar iyice bir dinlenelim. İşlere ondan sonra
bakarız,” diyerek el fenerini çekti.
Karşıdan kahyanın peşinde iki işçiyle beraber koşarak gelmeye başladığı
görülüyordu.
Ümmühan, çevredeki sakin karanlığı gözlemleyerek mutlulukla Halil’e sokuldu.
Gözleri gökyüzünde parıldayan dolunayı ve ışıldayan bulutları çok güzel bir
resim olarak yakalayarak bir süre onları seyretti. “Sadece senin ve benim
olduğum, yeni bir hayat bizi bekliyor ha?…”
*
(
Mevsim Gülbahar - Yolculuk... başlıklı yazı
AliKemal tarafından
17.01.2016 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.