Tema
Üye Ol Giriş Yap
Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Sesli Şiirler Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Dedikoduya Girmesin Diye...

 


 

Sevgili dostlar, burada yazacaklarım aramızda kalsın lütfen, çok rica ediyorum! Hani, dedikoduya girmesin diye...

Hani, hepinizin çok yakından tanıdığı, hatta pek çok sevdiği o adam var ya, o adam; aslında o adam, öyle şirret, öyle sinsi, öyle riyakar, öyle kibirli biri ki, aklınız durur! Valla billa...

Geçenlerde seçim vardı, biliyorsunuz! Malumunuz olduğu üzere bendeniz iktidar partisinin delegenasyonundan olduğumdan naşi, seçim günü oyumu attıktan sonra, nasıl olsa iktidar yine biziz diyerekten, göğsümü gere gere ve de eşe dosta hava ata ata dolanıyordum ortalıkta. Mahallemizin kıraathanesine uğradığımda, baktım ki, o malum kişi bir kenarda oturuyor, vardım yanına, ben de oturdum. Muhalefet ruhlu bir deyyus olduğunu bildiğim için nasıl olsa muhalefet partilerinden birine vermiştir, diyerekten, oyunu hangi partiye verdiğini öğrenip, dalgamı geçeceğim ve oy verdiği partiyi itin kıçına sokacağım! Ama heyhat! Adam, benden bile iktidar parti yandaşı kesilmesin mi! İktidar partisine öyle övgüler düzmeye başladı, muhalefeti öyle yermeye başladı ki, ağzı açık ayran budalası gibi kalakaldım karşısında.

"Memleketimizde birçok şey bozulduğunu görüyoruz ya, her bozulmanın suçunu hemen iktidar partimize atıyorlar, arsızlar! Bütün suçları iktidar partisinin üzerine yıkamazsınız efendim, yok öyle mama!"

"Aman efendim, aman; hidayete ermişsiniz!"

"Ne demek hidayete ermek, beyefendi? Bendeniz anamın karnındayken bile iktidar partisine taraftar idim..."

"Ama beyefendiciğim, siz ellili yıllarda doğmuş birisiniz... Oysa iktidar partimiz on dört Ağustos iki bin bir tarihinde kurulmuştu."

"Biz ellili yıllarda mevcut iktidar partisinin devamıyız ya beyefendi; sayın Cumhurreisimiz öyle demedi mi?"

"Haklısınız!"

"Hangi partiye bakarsanız bakın, iktidar partimiz daima öndedir, çünkü iktidar partimiz akıllı bir partidir. Ya muhalefet?"

"Akıl ne arasın onlarda beyefendiciğim? Bir gram akılları olsa defolup giderler bu memleketin başından!"

"Değil mi ama? Ben varlık vergisi ödemiş bir ailenin çocuğuyum. Varlık vergisi diye faşist bir hareketi yapmış bir partinin bu memleketin yönetimine getirilmeyeceğini anlayamayacak kadar akılsızlar..."

"Bir de, on üç yıldır ülkeyi yöneten iktidar partimiz için hiç bir şey yapmadı, demiyorlar mı, illet oluyorum!"

"Yapmadı diyenlere bir bakın, hiç birisinde itin kıçına sürülecek kadar akıl var mı? Yaptı, elbette... Mesela, bu ülkede altı yüz bin engelli var. Bu engellilere her ay iki yüz elli lira maaş, bakıcısına yedi yüz seksen dokuz lira maaş bağladı... Daha yüzlerce hayırlı iş yaptı da saya saya bitiremeyiz, değil mi beyefendi?"

"Değil mi, beyefendiciğim? Eskiden özürlüsüne sahip çıkmayan insanlar, şimdi maaşı var diye özürlülerini evlerinin başköşelerinde oturtuyorlar..."

Bu güzelim sohbetten son derece hoşnut olmuş halde tam uzanıp adamın yanaklarından, alnından, burnundan, gıdığından filan öpecektim ki, adamın on yedi yaşındaki oğlu gayet üzgün mimiklerle gelerek masaya ilişti. Başladı, "bu millet adam olmayacak be !" diyerek ahkâm kesmeye. "Göt kılları yine iktidar partisine oy yağdırmış! Yüzde kırk dokuz nokta beş oy aldılar!"

"Yapma yav... Bizim partinin oy oranı ne?"

"Ne olacak, binde beşte kalmışız yine!"

"Hay Allah mustahakını versin bu milletin! Ulan kardeşim, biz tek Atatürkçü partiyiz diyoruz, iktidara gelirsek yarım kalmış Atatürk devrimlerini tamama erdireceğiz diyoruz, Lozan'da Ermeni Soykırımı yalanına biz son verdik diyoruz da, akılsız oğlu akılsızlar oylarını yine de gidip gidip ABD kuyruğu, emperyalizm uşaklarına veriyor!"

"Nankör babacığım, nankör! Hepsi nankör onların!"

"Her neyse, olan olmuş; sen git de marketten bir yetmişlik rakı alıp eve götür de,  baba oğul karşılıklı kafaları çekip efkar dağıtalım..."

Oğlan verilen vazifeyi ifa etmeye gitti.

Adam, "haa, nerede kalmıştık beyefendi?" diye sorunca,

"İktidar partisini desteklemeyen seçmenlerin akılsızlıklarında kalmıştınız beyefendiciğim," dedim.

"Tabi ya, bu millette bi'gram akıl olsa yatıp kalkıp on sekiz yaşından küçüklere alkol satışını yasakladı da yeni nesilin alkolik olmasının önünü kesti, diye dua eder, değil mi? Ama nerdeee..."

Gördünüz değil mi o adamın ne kadar riyakar, ne kadar iki yüzlü, ne kadar yalancı olduğunu? Ama siz yine de kimseye bahsetmeyin bundan; hani, dedikoduya girmesin diye...

Bu adamın büyük kızını bir görseniz, bir içim su mübarek; güzellik kraliçeliği için yarışlara girse garanti birinciliği kapar, öyle yani... Epeydir de ağzımın suyu akmakta kıza! Aramızda on yaş olsa da bu kıza talip olmaya karar verdim. Resmen istemeye gitmeden önce aldım, en lüks içkili lokantaya götürdüm bu adamı; maksadım kızından çok hoşlandığımı hafifçe çıtlatıp, damadı olmamı nasıl karşılayacağını anlayabilmek...

Rakıyı çekipte kafalarımız güzelleştikçe aramızdaki sohbet sohbeti açmaktaydı, ama ben lafı bir türlü kızına getiremiyordum. Nasıl etsem de, kızına hayranlığımı dillendirsem diye kıvranıp dururken o kızından bahsetmeye başlamasın mı? Kız KPS sınavını kazanmış, fakat memuriyete ataması bir türlü yapılmıyormuş. Yaptırıver şunun memuriyet işini, sonra da dile benden ne dilersen, deyince,

Cesaretimi toparlayıp, "Beyefendiciğim, biliyorsunuz bekar bir adamım. Otuz beş yaşında olmama rağmen şöyle helal süt emmiş bir hanımefendiye rast gelmediğim için evlenemedim bir türlü... Ah, ah!... Sizin kızınız hanımefendi gibi güzel, tahsilli birisine denk gelmiş olsam, vallahi hemen basarım nikahı," dedim.

Ben bunu der demez, "yaptır şu kızın atamasını, kız senin; düğün masraflarını da ben yapacağım, söz," dedi.

İktidar partisinin delegesiydim ya, bu iş elbette ki çocuk oyuncağıydı benim için. Seçimlerde bölgemde birinci sıradan aday olması için gecemi gündüzüme katarak çalıştığım milletvekili dostumla görüşmeye Ankara'ya gittim. Kızın memuriyete atanmasını sağlaması için yalvarıp yakardım. Atamalar kurayla oluyor ya, senin hatırın için bu kızın atamasını el altından yaptıracağım, dedi. Allah razı olsun, kızın yaşadığımız ilde rahat bir memuriyete atamasını yaptırdı.

Kız iş başı yaptı, çalışmaya başladı; adam, 'tamam, gel de iste kızı' diyecek diye beklemeye başladım. Bir ay bekledim, iki ay bekledim, adamdan gık yok! Sonunda ondan haber beklemekten vaz geçip, hazırlandım, kızı istemeye gittim. Götürdüğüm çikolataları, çiçeği teslim alıp, başladı sohbete.

"Memleketimizde ahte vefa kalmamış beyefendi, kalmamış. Oysa ki, ahte vefa demek, İslâm ahlâkının en önemli prensiplerinden biri demektir. Kur'ân'a göre ahde vefâ, îmân ederek Allâh ile ahidleşmiş ve böylece kendisini hür iradesiyle kendisini sadakat yükümlülüğü altına sokmuş olan müminin ahlâkî bir borcudur, değil mi ama?.. İster insanlara, ister Allâh'a karşı verilmiş olsun her ahid ve söz, yükümlülük şartlarını taşıyan her insanı borçlu ve sorumlu kılar. Buna riayet etmeyen cehennemlik olur vallahi!" 

"Öyle beyefendiciğim, çok doğru söylüyorsunuz," dedim. "Bendeniz de zaten verdiğiniz söze binaen kızınız hanımefendiyi Allah'ın emri, peygamberimizin kavliyle kendime zevce etmek için gelmiştim."

Ben böyle deyince derinden öyle bir ah çekti ki, sanırsınız kahrolup geberecek. "Aaahhh, ah! Kızıma çalıştığı iş yerindeki müdürü talip oldu, ona verdik beyefendi!"

"Ama bana verecektiniz," diye itiraz edecek oldum. "Kızın memuriyete atamasını yaptır, kız senindir demiştiniz ya?"

Adam pişkin pişkin, "Bu işler nasip işidir beyefendi. Bir kızı bin kişi ister, bir kişi alır! Hem kızın tayini KPS sınavını kazandı da oldu. Sen ne yaptın ki?" demez mi...!

İşte o adam böyle bir alçak, namussuz, iki yülü, riyakâr, kalleş biridir. Hiç kimse bu hususiyetlerinde onun eline su dökemez. Ama siz yine de kimseye bahsetmeyin bundan; hani, dedikoduya girmesin diye...

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Dedikoduya Girmesin Diye...

AliKemal AliKemal