Sami Emekli, cami yaptırma derneğindeki azimli çalışmalarını çekemeyen iftiracıların sayısı arttıkça, bu iftiralar yüzünden kodesi boylayacağını anladığında, henüz milletvekili genel seçimlerinde aday olmak isteyenlerin ön kayıtları yapılmaktaydı. Milletvekili olur da dokunulmazlık zırhına bürünebilirse, iftiracılar attıkları iftiralarla başbaşa kalakalacaklar, Sami Emekli'ye dokunamayacaklardı.

Milletvekili aday adayı olmak için cami yaptırma derneğinin paralarından ödünç aldığı bir meblağı götürüp partinin il teşkilatına teslim ederek kaydını yaptırdı.

Milletvekili aday adayı olur olmaz da hemen seçim çalışmalarına başladı. İlk evvela Danyal Topatan'ı aratmayan en afili resimleriyle ve üzerlerinde kendi yazdığı,

"Takım diktireceksen yelekli

Düğün yapacaksan yemekli

Milletvekilini seçeceksen

Huzurlarınızda Sami EMEKLİ"

dörtlüğü yazılı boy boy afişler bastırıp şehrin ana caddelerindeki duvarlarda bulabildiği her boş yere yapıştırttı.

Her vakit namazında, Cuma namazında, camiye girişlerini ve çıkışlarını, cami yaptırma derneğiyle ilgili faaliyetlerini ve yaptığı diğer çalışmaları videoya çektiriyor, onları internetteki tüm paylaşım sitelerinde paylaşıyordu. Olur a, partinin ileri gelenleri bu paylaşımları fark ederler, bu aday adayımız çok faal, diyerek onu ilk sıradan aday yaparlardı.

Sami Emekli, hiç yalan söyleyemeyen, çok doğrucu bir insandı. Yapacağı seçim konuşmalarında da bu karakterinden ödün veremezdi. Oysa, vermesi gerekirdi. Çünkü seçimi kazanabilmek için vermek zorunluydu. Bu sıkıntısını danışmak için kendisinden çok daha zeki olduğuna inandığı dostu Kamil Oğuz Mangırcıklıoğlu'nun iş yerine gitti.

Sami Emekli, yazıhaneye geldiğinde sinek avlamaktan yorulmuş olan Kamil Oğuz'u masa başında horlaya horlaya uyurken bulunca, bütün zarafetiyle, "Kamilciğim, uyuma canım, kalk!" diye seslenerek uyandırmak istedi.

Kamil Oğuz öyle kibarca uyandırılabilecek bir adam değildi ki! Üstelik horultusundaki şiddet böyle dağları tutmuşken!

"Horrr!... Tttt!... Laaa!... Akkk!.... Bııı!... Rakkk!..."

Onun bu yapısını bilen Sami Emekli, her zamanki kibarlığını ve zarafetini katiyen terk etmeden iki yakasına birden yapışıp başladı sarsmaya;

"Lütfen kalk, Kamilciğim! Lütfen uyan artık! Sana danışmam gereken çok önemli bir konu var..."

Kamil Oğuz, bu sarsıntıdan dolayı bir anda çığlıkla uyandı. "Hıııaaayyyrrr! Drakulaaaa!..."

Vampirlerden ve cadılardan çok korkan, hatta onlardan bahsedildiğinde korkudan düşüp bayılma huyu olan Sami Emekli, "Drakula!" çığlığı ile bayılıp sırtüstü yere düştü.

Kamil Oğuz, kendine gelip de arkadaşının başına gelen bu duruma çok üzüldü ve o üzüntüsüyle ayıltmaya uğraştı.

"Samiciğim! Kalk ne olur!... Haydi kalk! Özür dilerim! Rüyamda vampirlerden kaçıyordum da..."

Ne yazık ki, Sami Emekli'yi ayıltmak, bayıltmaktan daha zordu. Suratını şap, şap, kolonyayla yıkadı, olmadı. Pamuklar dolusu, eter, tiner, vs. koklattı, olmadı. Elinde merdaneyle Elezer yenge geliyor, diye seslendi, olmadı. Torunun Elifnur geldi, kalk, diye seslendi, yine olmadı. Hatta cami yaptırma derneğinden ödünç aldığın paralar için polisler tutuklamaya geldi, kalk, diye seslendi, yine olmadı; ayıltamadı bir türlü. Son bir umutla, "Sami'ciğim gözün aydın, ilk sıradan milletvekili adayı olmuşsun!" diye seslendiğinde ise, birdenbire ayılıp ayağa fırlayarak dokuz sekizlik çingen havası oynamaya başladı.

Hoplayıp zıplamaktan yorulup da sakinleşince oturdu. Oturunca, buraya niçin geldiğini hatırlamaya çalıştı, ama bir türlü hatırlayamadı. "Ben buraya niçin gelmiştim yahu Kamilciğim?" diyerek hatırlayamadığı şeyi dostuna sordu.

Zeka aykûsu Eyn Ştayn'den bile fazla olan Kamil Oğuz Mangırcıklıoğlu, onun niçin geldiğini kolaycacık tahmin etti. "Sen buraya, yalan söyleyemeyen biri olarak, seçim konuşmalarında hem doğru şeyler söyleyip hem de nasıl palavra sıkabileceğini danışmaya geldin Sami'ciğim," dedi.

Sami Emekli aklından, "nasıl da bildi! Ne mübarek bir adam yavu şu Kamil," diye geçirdiyse de, arkadaşının götü kalkar diye kaygılandığı için bunu dillendirmedi. Sadece, "senin bu konudaki tavsiyelerini duymak istiyorum Kamil'ciğim," dedi.

Kamil Oğuz'un en sevdiği şeydi akıl vermek; onun o kadar çok aklı vardı ki, onu dostlarıyla paylaşmazsa olmazdı. "Hay hay Sami'ciğim," diyerek söze başladı. "Dinle o halde... Halka sık sık, milletvekili aday adayı olduğun partinin bu memleketi kalkındırdığını söylemelisin; bunu o kadar çok söylemelisin ki, seçmenler acaba gerçekten kalkındırdılar mı, diye düşünmeye başlamalılar."

"Ama Kamil'ciğim, bu koca bir yalan... Ben yalan söyleyemem..."

"Ne yalanı be birader! Doğrunun önde gideni bu... Bugün dünyanın en büyük yirmi ekonomisinden biriyiz, kişi başına düşen milli gelir on bin küsur dolar... Muhalifler partimizin bu kalkınmışlığı yarattığını inkar etmeye çalışıyorlar. Ama ve lakin güneş balçıkla sıvanmaz! Görmüyor musun denizdeki otobüsleri? Eskiden yandan çarklı vapurlarla Kadıköy'den iki saatte gidebildiğimiz Karaköy'e şimdi on dakikada gitmiyor muyuz? Ya kara yolları? Her yer çift yönlü yollarla kaplı değil mi? Eskiden daracık yollarda olan kazalar artık oluyor mu? Eskiden çamura, toza bulanık olan sokakları arnavut taşlarıyla döşemedik mi? mızın evindeyken gaz lambalarıyla oturduğumuzu unuttun mu? Görmüyor musun elektriğin aydınlığını? Görmüyor musun doğalgazın ısıtıcılığını? O isli kömürle hala hava kirliliği oluyor mu? Olmuyor! Şu otomobillere ne diyeceksin? Herkesin altında lüks avrupa otomobil. Hiç anadol, hacı murat görebiliyor musun artık? Daha sayayım mı? Eğitimdeki, sağlıktaki devrimlerden bahsedeyim mi? Kim ne derse desin, bu memleket kalkındı. Gözle görülür biçimde hem de..."

"Doğru söylüyorsun valla. dünya kurulduğunda insan mı vardı Türkiye'de, her yer bomboştu... Bak bugün seksen milyon insanız memlekette... Kim demiş kalkınmadık diye?"

"Tamam işte, seçmenlere bu doğru şeylerden bahset bol bol ki, senin doğrucu Sami olarak tarihe yazılsın adın!..."

*

( Sami Hoca - 1 başlıklı yazı AliKemal tarafından 14.06.2016 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu