A Benim Kaz Kafalı Kardeşim Topyekûn Allahın İpine Tutun Şeyhin İpine Değil
A BENİM KAZ KAFALI
KARDEŞİM ! TOPYEKÛN ALLAH’IN İPİNE TUTUN, ŞEYHİN İPİNE DEĞİL...
Yukarıdaki resimden de anlaşılacağı üzerine bugün tövbe ve günahların affı
konusunda bir iki kelam etmeye çalışacağım.
Konu günahların affı olunca haliyle çok eleştirdiğimiz, hatta dalga geçtiğimiz
ve Hrıstiyanlıkta var olduğunu iddia ettiğimiz günah çıkarma olayına da bir göz
atmak gerekiyor. Zira bizdeki bazı uygulamalar maalesef dalgasını geçtiğimiz
Hrıstiyanlıktaki günah çıkarma olayından bin kat daha beter ve trajikomik.
Peki biz Müslümanların günah çıkarma dediğimiz şey Hrıstiyanlara göre tam
olarak nedir?
Bir Hrıstiyan sitesi şöyle açıklamış:
GÜNAH ÇIKARMA NEDİR?
Yalnızca Türkçe’de günahın çıkarılması anlamına gelebilecek şekilde kullanılan bu iki kelimelik Katolik uygulaması aslında diğer dillerde itiraf (confession) olarak geçer.Günahın itirafı,tövbe ve bağışlama olarak üç şekilde açıklanabilecek günah çıkarma, genel anlamda tövbe anlamına gelmektedir.
Bu açıklamadan da anladığımıza göre biz Müslümanların günah çıkarma dedikleri
şey aslında tövbe imiş ve Hrıstiyanlığın sadece Katolik mezhebinde varmış.
Gerçekten de öyledir. Mesela Balat’taki Aya Meryem Kilisesine gittiğimde
kilisede günah çıkarma odalarını görmemiş ve görevliye sormuştum ‘’ Niçin
yok?’’ Diye. Görevli ‘’ Ortodokslukta günah çıkarma yoktur. Başrahip ya da
patrik ile birlikte camaat topluca tövbe ederler’’ Demişti. [ Bu topluca tövbe
etme cebimizde olsun zira az sonra o konuya tekrar döneceğiz.]
Peki nasıl yapılıyor bu işlem?
Onu da açıklamışlar:
NASIL GÜNAH ÇIKARILIR?
Kişi
işlediği bir günahtan ötürü pişmanlık ve rahatsızlık duyuyorsa bunu bir papazla
paylaşır.Papaz hiçbir şekilde o kişiyi tanımamalı (filmlerden de görmüş
olduğunuz gibi bir kabinin içinde günah çıkarılır ve papaz da imanlı da
birbirini görmez) ve kişinin itiraf ettiği günahı unutmalıdır.Günah Çıkarmada
en büyük ve en önemli şey ise kişinin pişman olması ve günahından tövbe etmesidir.Yürekten
tövbe eden kişi bunu uygularsa Allah da o kişinin günahını affedecektir.
Yani efendim günahı bağışlayacak olan Allahtır. Hrıstiyanların da bizim gibi
inandıkları şey budur. Nitekim bizim ‘’ Papaz günah çıkartabilir mi? Günahları
affedebilir mi?’’ Sorumuza da şöyle cevap vermişler:
‘’Tabii ki günahı affeden yalnızca ve yalnızca Tanrıdır.Hiçbir insanın günah
bağışlama yetkisi olamaz.İddia edildiği gibi papazlar Allah adına
konuşamazlar.Ancak İsa Mesih’in bize öğrettiği bir şey vardır: Bağışlamak.Bir
kişi bir suç işliyorsa,günah işliyorsa,bunu gelip itiraf ediyorsa ve dediğimiz
gibi pişmanlık duyup tövbe ediyorsa biz de o kişiyi affetmeliyiz.’’
Şimdi gelelim tövbe ile ilgili İncil ne diyor, Kur’an-ı Kerim ne diyor konusuna
Kur’an-ı Kerim diyor ki?
Ey iman edenler! İçtenlikle ve kararlılık içinde Allah’a tövbe edin.
Umulur ki Rabbiniz kötülüklerinizi örter ve sizi altından ırmaklar akan
cennetlerine koyar. ( Tahrim suresi 8. Ayet )
“Hepiniz Allah’a tövbe edin, ey mü’minler! Belki böylece korktuğunuzdan
kurtulur, umduğunuzu elde edebilirsiniz.” (Nur sûresi 31. Ayet)
İncil de şöyle diyor:
‘’Başkalarının suçlarını bağışlarsanız, göksel Babanız da sizin suçlarını bağışlar.Ama siz başkalarının suçlarını bağışlamazsanız, Babanız da sizin suçlarınızı bağışlamaz. Matta 6:14-15’’
‘’Eğer her biriniz kardeşini gönülden bağışlamazsa, göksel Babam da size öyle davranacaktır. Matta 18:35’’
Kimin günahlarını bağışlarsanız,bağışlanmış olur; kimin günahlarını bağışlamazsanız,bağışlanmamış kalır.
Matta 20:23’’
Yani Hrıstiyan inancına göre de kişi günahlarından pişmanlık duyar ve af dilerse Tanrı onu affeder. Ancak çok önemli bir şeye daha dikkat çekiyor İncil: Bağışlanmak isteyen öncelikle kendisine karşı kabahat işlemiş olanları affedecek. İşte bundan sonra Tanrının affını isteyebilir.
Bu konu da ilginçtir aslında. Hrıstiyanlıkta günahtan kurtulmak, affa ulaşmak için öncelikle affetmiş olmak gerekiyor. Alevilikte aralarında kırgınlık olanlar birbirlerini affedip helallık almadan cem evlerine giremiyorlar, Sünni İslamda ise ‘’ Ey cemaat-i Müslimin ! Müteveffaya birikmiş haklarınızı helal ediyor musunuz? Helal ediyor musunuz? Helal ediyor musunuz?’’ Helallik alma maalesef öldükten sonraya, çoğu kez de cenaze namazına katılan ama ölen kişiyle hiç bir hukuku olmayan tamamen yabancı insanlardan isteniyor.Tövbe etmek için affetmek diye bir şart yok, helallik isteme gibi bir şart da yok. Bu bana hep acayip gelmiştir üstelik de ‘’ Merhamet etmeyene merhamet olunmayacaktır.’’ Hadisine rağmen mesela iki karış toprak için babasına, anasına küs ve hatta düşman olanlar, az bir menfaat için bile dargınlıkları ölene kadar sürdürenler nasıl günahlarının affedilmesini isteyebilirler ki?
Dikkat edilecek olursa aslında ne Hrıstiyan inancında ne de Müslüman inancında günahların çıkarılması, delete edilmesi diye bir şey söz konusu değildir. Hrıstiyan inancının Katolik mezhebinde günahları itiraf etmek vardır ki aslında bu günah çıkarmak değil bir nevi psikolojik rahatlamadan başka da bir anlam taşımaz. Diğer mezheplere göre aslında böyle bir yetkisi olmamakla beraber Katolik rahibin söylediği tam olarak şudur: ‘’Ben, Hrıstiyanlar adına onların haklarını helal ediyorum sana. Umarım ki Rabbim de günahlarını bağışlar.’’ Yani ‘’ Garanti veriyorum. Günahların bağışlandı.’’ Diye bir durum söz konusu değil. Ortaçağda yaşanan Endülüjans sorunu tabii ki konumuzun dışındadır.O dönem sona ermiştir Reform hareketiyle. Yani günümüzde günahları affetme belgesi diye bir belge söz konusu değildir.
Tövbe için günahların bir ruhaniye itirafı İslamiyette söz konusu değildir elbette. Hrıstiyanlığın Katoliklik dışındaki mezhepleri için de söz konusu değildir ama topluca tövbe etmek Hrıstiyanlıkta da Müslümanlıkta da görülen bir durumdur.
Ancak?
Ancak Hrıstiyanlığın Ortodoks mezhebinde kiliselerde ve baş rahibin yönettiği bir törenle topluca günahlara tövbe edilip Allah'tan af dilenirken Müslüman toplumlarda tam anlamıyla işin cılkı çıkmakta ve ‘’ Heriflerin papazları kilisede günah çıkartıyormuş. Haa haaa haaaa, ne komik’’ Diye dalga geçtiğimiz insanlardan çok daha komik durumlara düşmekteyiz.
Özellikle köy camilerinde, bilhassa kandil gecelerinde ve Cuma namazlarından sonra imamın başkanlığında cemaatın topluca tövbe ettiğine çok şahit olmuşumdur. Hatta daha da ileri giderek topluca nikahlarımızı tazelerdi imam. Eşlerimiz evde hamur açıp börek ya da ekmek yaparken, ya da ortalığı süpürürken veyahut kadın arkadaşlarıyla yaptıkları altın gününde hoplayıp zıplarken onların ruhu bile duymadan nikahlarımız nasıl tazelenirdi, nikahlarımız bir hafta içinde nasıl bayatlardı ki tazelemek gereği duyardı imamımız onu pek bilemiyorum ama olurdu işte...
Evet, bu örnek haydi neyse...Bir yerde Ortoks Hrıstiyanların toplu tövbe seanslarına benziyor ama Allah’tan topluca af dilemek çok da yadırganacak bir durum olmasa gerek değil mi? Her ne kadar imamın söylediği ve aslıda tekrarlıyamadığımız bir sürü Arapça duadan sonra tekrarlayabildiğimiz tek Türkçe ifade olan ‘’ Allah’ım bütün günahlarımdan pişmanım. Bir daha işlememeye azm-ü cezm-ü kast eyledim.’’ Sözlerini söyleyerek ne kadar günahlarımızdan tövbe etmiş olabilirdik? Allah böylesine bir tövbeyi kabul eder miydi orasını bilemem ama mesela Fethiye’nin bir köyünde böylece tövbe edip camiden çıktıktan sonra hemen yolun karşısındaki markete koşarak rakı alıp akşama rakı- balık muhabbeti için hazırlık yapanlara çok şahit olmuşumdur.
Daha elim bir örneği ise bir tarikatta yaşadım.
En az yirmi kişi sağ ellerimizi üst üste koyduk. En üste de tarikatın şeyhi elini koydu ve o söyledi biz tekrarladık: ( Türkçe bozuk biraz ama tövbe aynen bu cümlelerle yapıldığı için aslını bozmadım. ) '' Ya Rabbi ! Bütün yapmış olduğum günahlardan ben pişmanım.Keşke yapmasaydım.İnşaallah bir daha ben yapmayacağım. Şeyh.... Efendiyi şeyhim olarak kabul ediyorum.”
Evet, şeyhin elini tutuyorsunuz, daha doğrusu o sizin elinizi tutuyor, o söylüyor siz tekrarlıyorsunuz ve böylece günahlarınızdan tövbe ediyorsunuz ama aynı zamanda ....Efendiyi şeyhiniz olarak kabul ettiğinizi de beyan etmeniz gerekiyor. Neden? Çünkü bundan böyle ne zaman tövbenizi bozacak olsanız şeyhiniz bütün haşmetiyle, kudret ve kuvvetiyle karşınıza dikilip ‘’ Hımmmmmm.’’ Diye parmak sallayacak ve siz de tövbenizi bozmak isteseniz bile bozamayacaksınız.
Hrıstiyan toplu tövbesinde ‘’ Falanca papazı papazım olarak kabul ediyorum’’ Şartı var mı yok mu bilmiyorum ama bizde bazı tarikatların mensubu olmak için şeyhle ( ya da onun yetkili kıldığı halifesiyle) birlikte tövbe edip, şeyhi şeyhiniz olarak kabul etme şartı var.
Ancak şeyh elini, eteğini tutarak kısa ve en kolay yoldan aff-ı mağfirete ulaşmak isteyenler her gün kat kat çoğalınca şeyhler de şaşırmış. Bu kadar insanın hepsinin birden ellerini tutmak, hepsiyle birlikte ‘’ Ya Rabbi! Bütün günahlarımdan pişmanım’’ Demek adamcağızların saatlerini alıyor. Öyle olunca da hazretlerin ibadet ve taata, ilim ve fen ile meşguliyete ayıracak zamanları olmuyor. İşte bu karışık ve zor durumu çözmek için işin kolayını bulmuşlar resimde de görüldüğü gibi.
Bir direğe bağlanmış bir sürü ip. Yapış bir ucundan. Sonra şeyh efendi ile tekrarla onun söylediği cümleleri: “Ya Rabbi! bütün yapmış olduğum günahlardan ben pişmanım. Keşke yapmasaydım. İnşaallah bir daha ben yapmayacağım’’
Nasıl? Bir kilisede bir odaya girip kafesin arkasındaki -yüzünü görmediğiniz, yüzünüzü görmeyen- papaza günahlarınızı itiraf etikten sonra onun size ‘’ Umulur ki Tanrı günahlarınızı affetmiştir.’’ Demesi mi daha komik yoksa Kur’an-ı Kerimin Âl-i İmran Suresinin 103. Ayeti apaçık bir şekilde ‘’Hep birlikte Allah’ın ipine ( Kur’ana) tutunun ‘’ Dediği halde şeyhin ipine tutunmak mı daha komik ve anlamsız?
İşte o sebeple bir kez daha diyorum: A BENİM KAZ KAFALI KARDEŞİM ! TOPYEKÛN ALLAH’IN İPİNE TUTUN, ŞEYHİN İPİNE DEĞİL...
- Yorumlar 5
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.