Sizin Asıl Derdiniz Nedir Allah Aşkına?
Peşin bir not: Ben bu yazının site kurallarını ihlal ettiğini düşünmüyorum. O sebeple yayınlıyorum. Bir tek arkadaşım bile Site kurallarına aykırı derse kendi ellerimle kaldıracağıma söz veriyorum.
*************************************
-Günaydın mı Selamünaleyküm mü?
-Günaydın caiz değil de merhaba niçin caiz? Tabii ki Arapça olduğu için. O yüzden ona ses çıkaramıyor.
-Ya adamın derdi zaten Aydınlanma. Aydınlanma karşıtı bunlar hep.
Evet her Allah’ın günü yepyeni bir gündemle güne merhaba dediğimiz güzel ülkemizde yeni gündemimiz bu. ( Hay Alah ben de Merhaba diyerek Arapça kullandım. Durun ağzıma biber süreyim hemen. )
Değerli bir abimiz üşenmemiş araştırmış bu Günaydın kelimesi dilimize ne zaman girmiş. Kim sokmuş?
Sonucu şöylece açıklamış:
Araştırdım "Günaydın"sözcüğü ilk olarak yüz yıl önce Ziya Gökalp tarafından icat edilip Türkçe'ye kazandırılmış,"Tünaydın " ise ışıklı geceler anlamında yine yüz yıl önce Türk Ocakları tarafından Türkçe'ye kazandırılmış. Acaba Sayın Erbaş bu gerçeği bilerek mi söyledi. Mesela merhaba için bir şey demiyor çünkü Arapça...
Vatandaşın biri de yorumu patlatmış:
-Adam aydınlanma karşıtı olmanın derdinde
Öncelikle belirteyim bahsini ettiğim abimiz iliklerine kadar Atatürkçü. O konuda hiç şüphem yok. İyi bir araştırmacı olduğundan da şüphem yok. Yani ‘’Günaydın’ı dilimize yüz sene kadar önce Ziya Gökalp soktu.’’ diyorsa doğrudur. Ben o sebeple araştırmadım bile. Ancak abimizin Merhaba’ya bu kadar gıcık olduğunu bilmiyordum.
Evet.. Dikkatimi çekti başka arkadaşlar da ‘’ Merhaba’ya bir şey dememiş çünkü Arapça ‘’ Demişler.
İşin doğrusu ‘’ Merhaba’’ya bu kadar çok insanın gıcık olabileceğine rüyammda görsem inanmazdım. ( Selamünaleyüm’e gıcık olanların bir hayli fazla olduğunu biliyordum da merhaba şaşırttı beni.)
İyi de her şeyi araştıran abilerim-kardeşlerim ! ‘’ Merhaba ‘’ sözünü resmileştiren kim? Resmi olarak askeri kışlalara sokan? Daha önce komutanlar askeri selamlarken ‘’ Selamünaleyküm Asker !’’ Diye selamlarken ilk kez ‘’ Merhaba Asker’’ Diye selamlayan kim? Bakın bunu araştırmamışsınız. Ben söyleyeyim: İzinde gide gide yollar eskittiğiniz (!) Mustafa Kemal Atatürk var ya İşte o... Cumhurbaşkanı olduktan sonra da artık askeri selamlama ne ‘’Günaydın veya Tünaydın Askerdir.’’ ne de ‘’Selamünaleyküm Asker...’’ ‘’ Merhaba Asker’.’ dir.
Şimdi bunu cebinizde tutun ve devam edelim.
Günaydın ne zaman icat olmuş? 100 sene önce.
Peki 101 sene önce Türk İnsanı hiç birbirini Günaydın diye selamlamış mı? Hayır. 1001 sene önce ‘’ Günaydın’’ Diyen olmuş mu? Hayır. 3001 sene önce yani Türkler İslamiyete geçmeden önce ‘’Günaydın’’ Diye bir şey var mıymış? Hayır.
Türk dilinde taa Hunlardan beri ‘’ Günaydın’’ diye bir kelime var mı? Yok.
Yani Günaydın’a Öz Türkçe diye sarılmanın bir mantığı da yok bilimsel bir tarafı da...Neticede 100 sene önce uydurulmuş bir kelime.
İyi de yahu eski Türkler( İslamiyet öncesi ) birbirleriyle nasıl selamlaşırdı?
‘’ Ezenlik bolsın’’ Diye selamlaşırlardı. Yani ‘’ Esenlikler dilerim.’’ ( Başka şekilleri de var ama en bilineni bu )
İlle de Öz Türkçe bir selamlaşma diyorsanız en uygunu ‘’Esenlikler Dilerim.’’ dir.
Günaydın ya da Tünaydın ile uzak yakın bir ilişkisi var mı bu selamlaşmanın? Yok.
Günaydın’ı dilimize kim sokmuştu? Ziya Gökalp... Tamamen uydurulmuş bir kelime ki abimiz de paylaşımında ‘’ Ziya Gökalp icat etti.’’ Diyor.
Hımm o zaman Ziya Gökalp üzerinde duralım biraz.
Ziya Gökalp ‘’ Vatan ‘’ Adlı şiirinin bir kıtasında ne diyordu?
Bir ülke ki toprağında başka ilin gözü yok,
Her ferdinde mefkure bir lisan âdet, din birdir.
Meb’üsânı temiz, orda Boşolar’ın sözü yok,
Hududunda evlatları seve seve can verir;
Ey Türkoğlu, işte senin orasıdır vatanın!
Bu beşlikte adı geçen Boşo kim?( Bilen varsa parmak kaldırsın. )
Boşo Osmanlı Meclis-i Mebusanında Manastır Vilayetinin Serfice Sancağı Milletvekili bir Rum.
İşte bu Rum ve arkadaşları Meclis-i Mebusanda( Yani II. Abdulhamit dönemi Millet Meclisinde ) diyorlar ki ‘’ Meclis-i Mebusandan çıkan kararlar çeşitli dillere tercüme edilerek yayınlansın zira Osmanlı topraklarında yaşayan herkes Türkçe ( Osmanlıca ) bilmiyor. Hatta Osmanlı Türk’ü bile bu kararlardaki lisanı anlamıyor. ( Doğru mu? Evet doğru.)
Mecliste kızılca kıyameti kopartıyor Türkçü mebuslar. ( Mebus dediğim için kızmayın. Milletvekilleri yani.)
Derken efendim uzatmayalım aynen şöyle bir konuşma geçiyor Rum Boşo ile bir Türk milletvekili arasında.
YORGO BOŞO - Dün bütün gün Hakimiyet-i Milliye ( Milli Egemenlik) diye yırtındık, işte hakimiyet-i milliye… Bunu herkes istiyor. Biz burada ne yapıyoruz, onu bilmek istiyorlar. Bilsinler ve ona göre hareket etsinler, kanuna muhalif davranmasınlar. İşte ahali bunu istiyor.
Resmi dil Türkçe’dir, Türkçe başımızın üstünde. Resmi işlemlerde herkes onu kullanmaya mecburdur. Onsuz olmaz ve onu gittikçe daha fazla yaymaya, herkesin kendi kendine, başkalarının aracılığına ihtiyaç duymadan kullanabildiği bir dil haline getirmeye çalışacağız. Fakat bugün siz zannediyor musunuz ki herkes Türkçe biliyor. Hatta ana dili Türkçe olan Türk unsurunda bile bu dili bilmeyen çoktur. Hepiniz bunu çok iyi biliyorsunuz. O halde niçin kanunlar ille Türkçe yayınlansın istiyorsunuz. Her köyde çınar ağacına iliştirilmiş Türkçe kanun yanında tercümesi de olsa ne zararı olur."
Hakimiyet-i milliye yalnız Türkçe konuşanlardan oluşmamaktadır. Hakimiyet-i milliye diğer muhtelif lisanlardan da müteşekkildir. Siz bu ihtiyacı düşünmeye mecbursunuz, siz düşünmezseniz, o ahali yarın kalkar suiistimal ettiğiniz hakimiyet-i milliyeyi elinizden alır
İSMAİL PAŞA- Almazlar, almazlar. O sizin hüsn-ü kuruntunuz ve dileğiniz.
YORGO BOŞO-( Devam eder ) Onun için mecliste kanunları yaparken halkın bunları nasıl anlayacağını da düşünmeliyiz, bir genel kaide koymalıyız ve çeşitli dairelere ve nahiyelere dağıtılsın ve ‘’Resmi lisandan başka, mahalli dillere de tercüme edilerek ahaliye neşr ve ilan edilsin.’’ demeliyiz.
İSMAİL PAŞA- Biz de Türkçeyi kurtaralım diye uğraşıyoruz monşer.
YORGO BOŞO- Monşer Türkçe mi? Sen bunu nereden öğrendin?
Evet... Ziya Gökalp’in Mecliste istemediği Boşo bir Türk’e Türkçe dersi veriyor. Dahası bugün olduğu gibi dün de bazı insanların derdinin Türkçeyi kurtarmak olmadığını açık seçik görüyoruz. Ziya Gökalp de buna dahildir.
İstenen şey şu:
Türklerin İslamiyeti kabulünden bu yana asırlardır kullandığımız Selamünaleyküm’ü atalım.
Evet... İslamiyeti kabulümüzle birlikte kitabımız Kur’an-ı Kerimde En’am Suresi 54. Ayette---Rad Suresi 24. Ayette---Kasas Suresi 55. Ayette---Zümer Suresi 39. Ayette doğrudan doğruya ‘’Selamünaleyküm’’ olarak geçen ve diğer pek çok surede de az farklı şekilde söylenen ve yüzlerce seneden beri kullandığımız selamı atalım yerine 100 sene önce Ziya Gökalp’ın icat ettiği ( İcat ettiği kelimesi bana ait değil ) ‘’ Günaydın’’ ı alalım.
Neden? Selamünaleyküm Arapça ama Günaydın Türkçe (!) ( Neresi Türkçe ise artık.)
İstiyorlar ki Allah’ın işaret ettiği ‘’ Allah’ın esenliği üzerine olsun ‘’ anlamına gelen dileği atalım onun yerine Ziya Gökalp’ın uydurduğu ve bir durum tespitinden başka özelliği olmayan ‘’ Gün- Aydın’’ ı alalım.
Yahu Allah rızası için. ‘’Gün-Aydın’’ bir dilek midir yoksa havanın nasıl olduğunu ifade eden bir söz mü?
Ama daha da önemlisi var: Tünaydın.
Vallahi ben söylemiyorum abim söylüyor: Tünaydın ‘’ Işıklı Geceler’’ anlamına geliyormuş.
İyi de biz bu Tünaydını ne zaman kullandık hep? Yani günün hangi saatlerinde?
Yahu hatırlasanıza okul yıllarınızdan... Öğleden sonraki derslerimize giren öğretmenler bize hep ‘’ Tünaydın’’ Demezler miydi? Biz öğleden sonraki derslere girerken ‘’ Tünaydın’’ Demez miydik? ( Ben genelde’’ Merhaba Çocuklar!’’ Derdim. )
Öğleden sonra dediysem saat 12.30 dan sonraki dersleri kast ediyorum.
Bu ülkede saat 12.30 da gündüzün geceye döndüğüne şahit olan var mı? Yok ama saat 12 30’da da 14’de de 15’de de 16’da da hep ‘’ Tünaydın’’ dedik.. Ortalık apaydınlıkken insanlara ‘’ Işıklı geceler ‘’ Diledik. Bu durumda aydınlanmanın karşısında olan kim oluyor? Daha vakit ikindi bile değilken ışıklı geceler dilemek saçmalık değil de nedir?
Evet saygıdeğer abim ve kardeşlerim !
Evet ‘’ İnadına Günaydın! ‘’ Diyen ve ‘’ Neden Mehaba’ya bir şey diyemiyor’’ Diye sorup kendi sorusuna ‘’ Çünkü Arapça ‘’ diye cevap veren kardeşim ! Kardeşlerim!
Diyanet İşleri Başkanı ‘’ Merhaba ‘’ Kelimesini Atatürk dilimize soktuğu ya da en azından resmileştirdiği için bir şey diyemezken sizin sorununuz ne? Açık konuşun bakalım. Siz Atatürk’ün resmileştirdiği ‘’ Merhaba’’nın kaldırılmasını mı istiyorsunuz?
Siz "Günaydın"sözcüğü ilk olarak yüz yıl önce Ziya Gökalp tarafından icat edilip Türkçe'ye kazandırılmış,’’ cümlesini kurarken kullandığınız ‘’ Taraf ‘’ ve ‘’İcat’’ kelimelerinin Arapça olduğunun farkında mısınız?
Yahu Allah aşkına sizin asıl sorununuz nedir? Hele çıkartın baklayı ağzınızdan. Eveleyip geveleyip durmayın.
Son olarak:
Gırtlağınızı sıkan yok. Kafanıza silah dayayan da yok.
Günaydın mı diyorsunuz? Deyin.
Tünaydın mı diyorsunuz? Deyin
Bonjur deyin
Good Morning ya da Good Afternoon veya Good Nıght deyin.
İsterseniz ‘’ Kalimera’’ deyin. Sıkıntı yok. Ne diye bu kadar gaz yaptı ki bu ‘’ Günaydın Caiz değildir.’’ Meselesi. Adamın hitabı size değil ki. Neden üzerinize alınıyorsunuz?
Yarın bir gün hükumet ‘’ Merhaba Asker!’’i Kaldırırsa ‘’ ( mesela dedik. ) ‘’Atatürk’ün getirdiği Merhaba Asker’i kaldırdılar’’ Diye isyan bayrakları çekmeyeceğinize söz verebilir misiniz?
*************************************
-Günaydın mı Selamünaleyküm mü?
-Günaydın caiz değil de merhaba niçin caiz? Tabii ki Arapça olduğu için. O yüzden ona ses çıkaramıyor.
-Ya adamın derdi zaten Aydınlanma. Aydınlanma karşıtı bunlar hep.
Evet her Allah’ın günü yepyeni bir gündemle güne merhaba dediğimiz güzel ülkemizde yeni gündemimiz bu. ( Hay Alah ben de Merhaba diyerek Arapça kullandım. Durun ağzıma biber süreyim hemen. )
Değerli bir abimiz üşenmemiş araştırmış bu Günaydın kelimesi dilimize ne zaman girmiş. Kim sokmuş?
Sonucu şöylece açıklamış:
Araştırdım "Günaydın"sözcüğü ilk olarak yüz yıl önce Ziya Gökalp tarafından icat edilip Türkçe'ye kazandırılmış,"Tünaydın " ise ışıklı geceler anlamında yine yüz yıl önce Türk Ocakları tarafından Türkçe'ye kazandırılmış. Acaba Sayın Erbaş bu gerçeği bilerek mi söyledi. Mesela merhaba için bir şey demiyor çünkü Arapça...
Vatandaşın biri de yorumu patlatmış:
-Adam aydınlanma karşıtı olmanın derdinde
Öncelikle belirteyim bahsini ettiğim abimiz iliklerine kadar Atatürkçü. O konuda hiç şüphem yok. İyi bir araştırmacı olduğundan da şüphem yok. Yani ‘’Günaydın’ı dilimize yüz sene kadar önce Ziya Gökalp soktu.’’ diyorsa doğrudur. Ben o sebeple araştırmadım bile. Ancak abimizin Merhaba’ya bu kadar gıcık olduğunu bilmiyordum.
Evet.. Dikkatimi çekti başka arkadaşlar da ‘’ Merhaba’ya bir şey dememiş çünkü Arapça ‘’ Demişler.
İşin doğrusu ‘’ Merhaba’’ya bu kadar çok insanın gıcık olabileceğine rüyammda görsem inanmazdım. ( Selamünaleyüm’e gıcık olanların bir hayli fazla olduğunu biliyordum da merhaba şaşırttı beni.)
İyi de her şeyi araştıran abilerim-kardeşlerim ! ‘’ Merhaba ‘’ sözünü resmileştiren kim? Resmi olarak askeri kışlalara sokan? Daha önce komutanlar askeri selamlarken ‘’ Selamünaleyküm Asker !’’ Diye selamlarken ilk kez ‘’ Merhaba Asker’’ Diye selamlayan kim? Bakın bunu araştırmamışsınız. Ben söyleyeyim: İzinde gide gide yollar eskittiğiniz (!) Mustafa Kemal Atatürk var ya İşte o... Cumhurbaşkanı olduktan sonra da artık askeri selamlama ne ‘’Günaydın veya Tünaydın Askerdir.’’ ne de ‘’Selamünaleyküm Asker...’’ ‘’ Merhaba Asker’.’ dir.
Şimdi bunu cebinizde tutun ve devam edelim.
Günaydın ne zaman icat olmuş? 100 sene önce.
Peki 101 sene önce Türk İnsanı hiç birbirini Günaydın diye selamlamış mı? Hayır. 1001 sene önce ‘’ Günaydın’’ Diyen olmuş mu? Hayır. 3001 sene önce yani Türkler İslamiyete geçmeden önce ‘’Günaydın’’ Diye bir şey var mıymış? Hayır.
Türk dilinde taa Hunlardan beri ‘’ Günaydın’’ diye bir kelime var mı? Yok.
Yani Günaydın’a Öz Türkçe diye sarılmanın bir mantığı da yok bilimsel bir tarafı da...Neticede 100 sene önce uydurulmuş bir kelime.
İyi de yahu eski Türkler( İslamiyet öncesi ) birbirleriyle nasıl selamlaşırdı?
‘’ Ezenlik bolsın’’ Diye selamlaşırlardı. Yani ‘’ Esenlikler dilerim.’’ ( Başka şekilleri de var ama en bilineni bu )
İlle de Öz Türkçe bir selamlaşma diyorsanız en uygunu ‘’Esenlikler Dilerim.’’ dir.
Günaydın ya da Tünaydın ile uzak yakın bir ilişkisi var mı bu selamlaşmanın? Yok.
Günaydın’ı dilimize kim sokmuştu? Ziya Gökalp... Tamamen uydurulmuş bir kelime ki abimiz de paylaşımında ‘’ Ziya Gökalp icat etti.’’ Diyor.
Hımm o zaman Ziya Gökalp üzerinde duralım biraz.
Ziya Gökalp ‘’ Vatan ‘’ Adlı şiirinin bir kıtasında ne diyordu?
Bir ülke ki toprağında başka ilin gözü yok,
Her ferdinde mefkure bir lisan âdet, din birdir.
Meb’üsânı temiz, orda Boşolar’ın sözü yok,
Hududunda evlatları seve seve can verir;
Ey Türkoğlu, işte senin orasıdır vatanın!
Bu beşlikte adı geçen Boşo kim?( Bilen varsa parmak kaldırsın. )
Boşo Osmanlı Meclis-i Mebusanında Manastır Vilayetinin Serfice Sancağı Milletvekili bir Rum.
İşte bu Rum ve arkadaşları Meclis-i Mebusanda( Yani II. Abdulhamit dönemi Millet Meclisinde ) diyorlar ki ‘’ Meclis-i Mebusandan çıkan kararlar çeşitli dillere tercüme edilerek yayınlansın zira Osmanlı topraklarında yaşayan herkes Türkçe ( Osmanlıca ) bilmiyor. Hatta Osmanlı Türk’ü bile bu kararlardaki lisanı anlamıyor. ( Doğru mu? Evet doğru.)
Mecliste kızılca kıyameti kopartıyor Türkçü mebuslar. ( Mebus dediğim için kızmayın. Milletvekilleri yani.)
Derken efendim uzatmayalım aynen şöyle bir konuşma geçiyor Rum Boşo ile bir Türk milletvekili arasında.
YORGO BOŞO - Dün bütün gün Hakimiyet-i Milliye ( Milli Egemenlik) diye yırtındık, işte hakimiyet-i milliye… Bunu herkes istiyor. Biz burada ne yapıyoruz, onu bilmek istiyorlar. Bilsinler ve ona göre hareket etsinler, kanuna muhalif davranmasınlar. İşte ahali bunu istiyor.
Resmi dil Türkçe’dir, Türkçe başımızın üstünde. Resmi işlemlerde herkes onu kullanmaya mecburdur. Onsuz olmaz ve onu gittikçe daha fazla yaymaya, herkesin kendi kendine, başkalarının aracılığına ihtiyaç duymadan kullanabildiği bir dil haline getirmeye çalışacağız. Fakat bugün siz zannediyor musunuz ki herkes Türkçe biliyor. Hatta ana dili Türkçe olan Türk unsurunda bile bu dili bilmeyen çoktur. Hepiniz bunu çok iyi biliyorsunuz. O halde niçin kanunlar ille Türkçe yayınlansın istiyorsunuz. Her köyde çınar ağacına iliştirilmiş Türkçe kanun yanında tercümesi de olsa ne zararı olur."
Hakimiyet-i milliye yalnız Türkçe konuşanlardan oluşmamaktadır. Hakimiyet-i milliye diğer muhtelif lisanlardan da müteşekkildir. Siz bu ihtiyacı düşünmeye mecbursunuz, siz düşünmezseniz, o ahali yarın kalkar suiistimal ettiğiniz hakimiyet-i milliyeyi elinizden alır
İSMAİL PAŞA- Almazlar, almazlar. O sizin hüsn-ü kuruntunuz ve dileğiniz.
YORGO BOŞO-( Devam eder ) Onun için mecliste kanunları yaparken halkın bunları nasıl anlayacağını da düşünmeliyiz, bir genel kaide koymalıyız ve çeşitli dairelere ve nahiyelere dağıtılsın ve ‘’Resmi lisandan başka, mahalli dillere de tercüme edilerek ahaliye neşr ve ilan edilsin.’’ demeliyiz.
İSMAİL PAŞA- Biz de Türkçeyi kurtaralım diye uğraşıyoruz monşer.
YORGO BOŞO- Monşer Türkçe mi? Sen bunu nereden öğrendin?
Evet... Ziya Gökalp’in Mecliste istemediği Boşo bir Türk’e Türkçe dersi veriyor. Dahası bugün olduğu gibi dün de bazı insanların derdinin Türkçeyi kurtarmak olmadığını açık seçik görüyoruz. Ziya Gökalp de buna dahildir.
İstenen şey şu:
Türklerin İslamiyeti kabulünden bu yana asırlardır kullandığımız Selamünaleyküm’ü atalım.
Evet... İslamiyeti kabulümüzle birlikte kitabımız Kur’an-ı Kerimde En’am Suresi 54. Ayette---Rad Suresi 24. Ayette---Kasas Suresi 55. Ayette---Zümer Suresi 39. Ayette doğrudan doğruya ‘’Selamünaleyküm’’ olarak geçen ve diğer pek çok surede de az farklı şekilde söylenen ve yüzlerce seneden beri kullandığımız selamı atalım yerine 100 sene önce Ziya Gökalp’ın icat ettiği ( İcat ettiği kelimesi bana ait değil ) ‘’ Günaydın’’ ı alalım.
Neden? Selamünaleyküm Arapça ama Günaydın Türkçe (!) ( Neresi Türkçe ise artık.)
İstiyorlar ki Allah’ın işaret ettiği ‘’ Allah’ın esenliği üzerine olsun ‘’ anlamına gelen dileği atalım onun yerine Ziya Gökalp’ın uydurduğu ve bir durum tespitinden başka özelliği olmayan ‘’ Gün- Aydın’’ ı alalım.
Yahu Allah rızası için. ‘’Gün-Aydın’’ bir dilek midir yoksa havanın nasıl olduğunu ifade eden bir söz mü?
Ama daha da önemlisi var: Tünaydın.
Vallahi ben söylemiyorum abim söylüyor: Tünaydın ‘’ Işıklı Geceler’’ anlamına geliyormuş.
İyi de biz bu Tünaydını ne zaman kullandık hep? Yani günün hangi saatlerinde?
Yahu hatırlasanıza okul yıllarınızdan... Öğleden sonraki derslerimize giren öğretmenler bize hep ‘’ Tünaydın’’ Demezler miydi? Biz öğleden sonraki derslere girerken ‘’ Tünaydın’’ Demez miydik? ( Ben genelde’’ Merhaba Çocuklar!’’ Derdim. )
Öğleden sonra dediysem saat 12.30 dan sonraki dersleri kast ediyorum.
Bu ülkede saat 12.30 da gündüzün geceye döndüğüne şahit olan var mı? Yok ama saat 12 30’da da 14’de de 15’de de 16’da da hep ‘’ Tünaydın’’ dedik.. Ortalık apaydınlıkken insanlara ‘’ Işıklı geceler ‘’ Diledik. Bu durumda aydınlanmanın karşısında olan kim oluyor? Daha vakit ikindi bile değilken ışıklı geceler dilemek saçmalık değil de nedir?
Evet saygıdeğer abim ve kardeşlerim !
Evet ‘’ İnadına Günaydın! ‘’ Diyen ve ‘’ Neden Mehaba’ya bir şey diyemiyor’’ Diye sorup kendi sorusuna ‘’ Çünkü Arapça ‘’ diye cevap veren kardeşim ! Kardeşlerim!
Diyanet İşleri Başkanı ‘’ Merhaba ‘’ Kelimesini Atatürk dilimize soktuğu ya da en azından resmileştirdiği için bir şey diyemezken sizin sorununuz ne? Açık konuşun bakalım. Siz Atatürk’ün resmileştirdiği ‘’ Merhaba’’nın kaldırılmasını mı istiyorsunuz?
Siz "Günaydın"sözcüğü ilk olarak yüz yıl önce Ziya Gökalp tarafından icat edilip Türkçe'ye kazandırılmış,’’ cümlesini kurarken kullandığınız ‘’ Taraf ‘’ ve ‘’İcat’’ kelimelerinin Arapça olduğunun farkında mısınız?
Yahu Allah aşkına sizin asıl sorununuz nedir? Hele çıkartın baklayı ağzınızdan. Eveleyip geveleyip durmayın.
Son olarak:
Gırtlağınızı sıkan yok. Kafanıza silah dayayan da yok.
Günaydın mı diyorsunuz? Deyin.
Tünaydın mı diyorsunuz? Deyin
Bonjur deyin
Good Morning ya da Good Afternoon veya Good Nıght deyin.
İsterseniz ‘’ Kalimera’’ deyin. Sıkıntı yok. Ne diye bu kadar gaz yaptı ki bu ‘’ Günaydın Caiz değildir.’’ Meselesi. Adamın hitabı size değil ki. Neden üzerinize alınıyorsunuz?
Yarın bir gün hükumet ‘’ Merhaba Asker!’’i Kaldırırsa ‘’ ( mesela dedik. ) ‘’Atatürk’ün getirdiği Merhaba Asker’i kaldırdılar’’ Diye isyan bayrakları çekmeyeceğinize söz verebilir misiniz?
Sizin Asıl Derdiniz Nedir Allah Aşkına? başlıklı yazı Sami Biber tarafından
19.09.2021 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 9
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.