GERİLİM,DEHŞET, VAHŞET, HÜZÜN, AŞK VE KOMEDİ. 7. BÖLÜM.
Başkomiser Sipahi tam karşımdaki sandalyeye oturdu.
-Eveeeet üç ay sonra yine başbaşayız Sami.
-Evet Şayeste üç ay sonra... Sen üç ay diyorsun ama gel de bana sor. Sanki üç asır geçmiş gibi. Ama bir şey dikkatimi çekti: Bana niçin Sami Dedin? -Sorana da bak. Sen de bana Şayeste dedin.
-Haklısın... Eee anlat bakalım.
-Yok, sen anlatacaksın ben dinleyeceğim.
-Sen beni dinleyecek olduktan sonra 7/24 anlatırım. Ne anlatmamı istersin? Malazgirt Zaferinin Türk ve Dünya Tarihi açısından önemini anlatayım mı?
-O zaman hep tartıştığımız balığa limon sıkılır mı sıkılmaz mı konusunu bir sonuca bağlayalım. Ben anlatayım sen dinle.
-O zaman di hidrojen mono oksitin insan yaşamı için ne kadar elzem olduğunu anlatayım?
-Di hidrojen mono oksit mi? O da ne?
-Ha ha haaaa. Su, bildiğin su.
-Biliyor musun Şayeste? İlk kez bu kadar uysal görüyorum seni. İlk kez bana '' Geri zekalı! Ne yapayım o konuları. Sen anlatacaksan Sevgililer Gününde bana niçin bir tek taş almadığını anlat. '' demedin.
-O tek taş konusunu hallettim Sami. Şarkıcı Nil Karaibrahimgil ile bütün kızlar toplandık, tek taşımı kendim aldım.
-Oh oh maşallah çok mutlu oldum. Ama bana yine Sami dedin.
- Ha Talat ha Sami ne fark eder ki?
-Anlamadım. Ne demek ne fark eder?
-Fark etmez çünkü Talat da sensin Sami de...
-Onu da nereden çıkardın şimdi?
-Ben çıkarmadım. '' Damdaki Kız '' ve '' Mevsimler Apartmanı '' adlı televizyon dizilerinin hikayesini yazan Gülümser Buğdaycıoğlu adlı ünlü psikolog söyledi. Sen iki kişilik birden taşıyan bir insanmışsın.
-Yani bir bedende iki ayrı ruh taşıyormuşsun.
-İnanma ona Şayesteciğim. Seni çok fena doldurmuş bana karşı.
-Bana yine Şayeste dediğinin farkında mısın? Onu çok mu özlüyorsun?
-Ne öldürmesi Şayeste? İşte karşımdasın ya?
-Soruma Sami olarak mı cevap verdin yoksa Talat olarak mı?
-Sami ne alaka yahu? İkide bir niçin karşıma çıkıyor o manyak bunak? Ben Talat'ım.
-Anladım. Şu anda Talat olarak konuşuyorsun benimle. Cinayeti sen mi işledin yoksa Sami mi?
-Fikir ve planlamanın bana ait olduğunu söyleyebilirim ama bu düşünceyi uygulamaya koymadım.
-Hımmm o zaman sen şimdi aradan çekil de ben biraz Sami ile konuşayım.
SİPAHİ- Sami ile mi konuşuyorum?
SAMİ- Kör müsün yoksa beyinsiz mi? Tam karşında oturan kişinin kim olduğunu bile bilmiyorsan istifa et daha iyi. Neyse, bir sorun mu vardı?
SİPAHİ- Sorun şu: Şayeste Hanımı neden öldürdün?
SAMİ- Sana ne? Şayeste'nin derdi seni mi gerdi? Dünyada her gün binlerce çocuk öldürülüyor, sizin derdiniz Şayeste.
SİPAHİ- Evet, Sami'yle konuştuğum belli oldu. Bu agresiflik, bu demagoji başka hiç kimsede olamaz. Sanırım şu anda açsın?
SAMİ- Evet açım. Karnımı mı doyuracaksın? Ayrıca kaç saattir sigara içmedim sizin yüzünüzden.
SİPAHİ- Eğer soracağım sorulara doğru cevap verirsen sana ziyafetin kralını çekeceğim üstüne de keyifle sigaranı tellendireceksin.
SAMİ- Baklava da olacak mı menüde?
SAMİ- Baklava de, canımı ye. Şimdi sor ne soracaksan.
SİPAHİ-Şayeste'yi sen mi öldürdün?
SAMİ- Evett. Bir sakıncası mı vardı?
SİPAHİ- Bizim için bir sakıncası yok da merak ettim. Neden öldürdün?
SAMİ- Neden öldürdüğümü anlatmak kolay da siz ne zamandan beri katilin ben olduğumdan şüphelenmeye başladınız?
SİPAHİ- Sağolsun Kadir Cebeci gözlerimizi açtı.
SAMİ- Şu benim feys buk arkadaşım Kadir Cebeci mi?
SİPAHİ- Evet o. Her ortamda sürekli ''Katil Sami'nin ta kendisidir'' Dedi durdu.
SAMİ- Vay Kadir vay. Arkadaş demiş bağrıma basmıştım onu. Demek bu kalleşliği de yaptı bana.
SİPAHİ- Sadece o mu? Daha pek çok arkadaşın, Mesela Çerkezoğlu Murat da cinayeti senin işlediğin konusunda uyardı bizi. Ama baş kankan Mücella Pakdemir'in departmanımıza sağladığı faydalar say say bitmez.
SAMİ- Olamaz. Mücella kankam da ha? O ne dedi?
SİPAHİ-Senin hem Sami hem de Talat olduğun konusunda ilk şüpheler Mücella kankana aitti. Biz bu şüpheleri Gülümser Buğdaycıoğlu'na anlatınca o da şıp diye teşhisi koydu senin çifte kişilikli olduğuna dair.
SAMİ- Vay be. Mücella kankama bak. Kanka deyip bağrıma basmıştım, o da taş çıktı. Ama bu burada kalmayacak. Ben de o Mücella'yı daha kusursuz bir cinayetle öteki aleme göndermezsem bana da Sami demesinler.
SİPAHİ- Kadir Cebeci ve Çerkezoğlu Murat ile ilgili düşüncelerin de var mı?
SAMİ- Onlar kolay lokma. Öncelikle Mücella'yı yok edeyim, sıra Kadir Cebeci ile Murat Özden'e de gelecek
SİPAHİ- Bence de önce Mücella'yı yok et. Benim de ondan alınacak bir intikamım var. Geçenlerde yazdığım ve bir edebiyat sitesinde yayınladım mis gibi şiirime '' Sözde hece şiiri yazmışsınız ama ne ölçü var ne kafiye. İlkokul çocukları bile böyle bir şiiri bir edebiyat sitesinde yayınlamaktan utanır'' diye yorum yazmıştı.
SAMİ- Dost dost diye nice nicesine sarıldım. Meğer benim sadık dostum, hemşerim Mihman, yani İshak Aras'mış. Bir tek o '' Katil Sami olamaz'' Dedi. Bir de editör dostum Mehmet Fikret dua etti '' Katil inşallah Sami çıkmaz '' diye.
SİPAHİ- Evet, katilin sen olduğu kesinleştiğine göre gelelim Şayeste'yi neden öldürdüğüne?
SAMİ- Tabii ki Talat yüzünden. O camideki buluşmalarından sonra Talat nasıl ikna etmişse yine becermiş ve Şayeste ile barışmışlar.
SİPAHİ- Sen de bu durumu kıskandığın için kadıncağızı öldürdün öyle mi?
SAMİ- Ne kıskanması yahu? Onu da nereden çıkartıyorsun?
SİPAHİ- Eee o zaman sebep ne?
SAMİ- Başkomiserim ! Talat ne zaman bu Şayeste ile barışsa ceremeyi ben çekiyorum. Yahu ben her Allah'ın günü kadın budu köftenin kadının budundan mı yoksa Kadı'nın budundan mı yapıldığı tartışmasını ya da buna benzer tartışmaları çekmek zorunda mıyım?
SİPAHİ- Olaya bu açıdan baktığımızda evet haklısın. Tahammül edilebilecek bir durum değil.
SAMİ- Artı bir de hanımefendi tutturuyor '' Çayı şekersiz içeceksin'' Diye. Yahu çay neyse de kahve şekersiz içilir mi?
SİPAHİ- O konu tartışılır
SAMİ- En önemlisi de, yahu ben Şayeste'yi sevmiyorum. Talat ona aşık diye sevmediğim bir kadınla bir ömür boyu yaşamak zorunda mıyım?
SİPAHİ- Çok doğru. Demek bu sebepten öldürdün Şayeste'yi?
SAMİ- Aynen başkomiserim. Talat sümsüğünü gebertemediğim için mecburen Şayeste'yi ortadan kaldırdım.
SİPAHİ- Evet, cinayet sebebi de ortaya çıktığına göre gelelim Şayeste'yi nasıl hiç bir kesici alet kullanmadan parçaladığın konusuna. Onu nasıl becerdin?
SAMİ- En kolayı o oldu başkomiserim. Talat'ın biraderleri vardı ya hani hepsinin adlarının sonu AT'la biten.
SAMİ- Onların soyadları at'la bittiği gibi her birinin atı vardır.
SAMİ- Gittim o atları aldım ahırlarından. Sonra Şayestenin kollarını, bacaklarını, kafasını atların terkisine bağladım ve atlata ''Deh ' deyince mübarek hayvanlar başladı değişik yönlere koşmaya. Haaa at dediysem öyle basit sütçü beygiri değil bunlar. Her biri 80 beygir gücünde... Sonrası malum. Şayeste paramparça oldu.
SİPAHİ- Son bir soru sorayım: Peki hiç korkmadın mı yakalanmaktan?
SAMİ- Ne korkacağım başkomiserim? En fazla bir hafta yatar sonra adlî kontrol şartıyla salıverilirim. Hep öyle olmuyor mu?
SİPAHİ- Valla yerden göğe haklısın. Daha bir kaç gün önce herifin biri eski karısını cadde ortasında on sekiz yerinden bıçaklayıp delik deşik etti, biz herifi yakaladık ama adalet sistemimiz adlî kontrol şartıyla salıverdi.
SAMİ- Bir soru da ben sorabilir miyim başkomiserim?
SAMİ- Yemek demiştiniz? Ne zaman geliyor?
SAMİ- Özellikle istirham ediyorum: Baklavayı unutmasınlar.
-----BAKINIP DURMAYIN BİTTİ -----
(
Gerilim,dehşet, Vahşet, Hüzün, Aşk Ve Komedi. 7. Bölüm. başlıklı yazı
Sami Biber tarafından
20.01.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.