Serbest Kürsü / Nesir

Eklenme Tarihi : 29.03.2025
Güncelleme Tarihi : 29.03.2025
Okunma Sayısı : 153
Yorum Sayısı : 2
Islak Karanfiller
Islak karanfiller 

Peygamberimiz H.Muhammad Mustafa (s.a.v)in hatırasına ithafen 
Hayat hikayesinin 116.bölümü

ölümle amansız vuruşan kahramanlar
kah devasa rüzgarla doldurdular yelkenlerini 
kah bir duvar kağıdına çakılı kaldı gözbebekleri
hayalsiz ve emelsiz yaşlanan çiğdemler anlattı 
kış gecelerinde yere düşen karların hikayesini

geri alınmak üzere verilmiş hayal zamanları 
eledi durmadan dinlenmeden on beşlileri
dolunayların puslu ışığında ketenleşen düşünceler
bazen kutlu çağlarda 
on sekizin gözlerinden gülümsedi hayata

bir zaman 
kaldırımlarıyla sarmaş dolaş gecelerde 
yürekleri teslim alan kentlere yazgılı 
kahırların inzivasında 
unutan başlarda duman
tutulmamak için 
verilen sözlerin şakağında yağmur
kalbi buruk anılarda 
sökmez oldu şafaklar 

düşler eskidi 
gülüşler soldu
özlemlerin yitirildiği yerde 
gecelerin ilmeğine suç ortağı oldu
ayrılığa mezar kazanlar
hep yanlış badeleri yudumladılar

matemli hayatlar topladı 
poyraza karşı söylenen cümleleri
yalnızlıkların deruni kalabalıklarında 
kentin küskün ağaçlarına ayazlar yazıldı
sancıların köhnemiş acılarını dindirebilmek için. 

acemi kuşlar kondu bahtlara
iklimlere mağlup sahralarda 
son buldu en güzel yolculuk bazen
eski sözler yeni nağme diye yazıldı 
çiğnenmiş bahçelerdeki karanfiller ağladı
gece gündüz
tam kalbinden öperek şehri

ümit indi gecelere
Rabbinin sıcacık hitabıyla içi ısındı insanın 
üşümesi geçmeye yüz tuttu kalbin
enis oldu varlıkla 
tanış oldu sonsuzlukla

kendisine alıştı
içinin cevherini avuçlarına aldı 
dil dökmeye değer olduğunu gördü 
kur’an’ın aynasında
hitap çiçeği açtı hüzünlerinin dal uçlarında
yüzüne tebessüm sindi
daha neler neler …
oldu …
ve olmakta…

insan diye var olmanın yolu açıldı insana 
dünya darlığını aşacak genişlikler göründü gönlüne
kainatı kitap diye okutan idrak indi aklına
yırtıldı anlamsızlığın karası
kainatın yüzüne anlamın aydınlığı saçıldı 
anlam arayan niteliği iade edildi insana

okuyan diye yeniden yazıldı adı
yeryüzü sürgününden çıkacağını haber veren 
nur değdi alnına
umut göğünden yıldızlar indirildi ufkuna
bu kadar çok güzelliğin 
tek çünküsü kur’an oldu
insanların arasına müjdeleyen 
bir elçi indi hira’dan
insana insanlığı indirildi.

olmazlar oldu 
imkânsızlıktan imkanlar doğdu
kaderi hayra döndü insanın
niye geçsin ki kadir gecesi
yeryüzünde kalıbı sıkışan insana 
kalbiyle de var olma seçeneğini bahşeden 
her ümitli gece 
kadir gecesi 

akışı değişti vaktin
zaman nehrinin çağıltısına uğradık
beyaza köpüklendi gün
sessiz bir huzurun kalbine indi telaşlarımız
eşyanın külleri savruldu
varlık tazelendi
lokmalar yenilendi

yudumlar inci beyazına boyandı 
kazındı renkleri eşyanın 
asıl boyasına kavuştu
nimet diye görünür oldu

artık bir mahcubiyetle oturuyoruz sofralara 
yutkunuyoruz suyu 
ve ekmeği gördükçe 
sadece Allah’ın adıyla dokunuyoruz verilenlere 
bismillahı 
nefes nefes söyleyen dillere döndük
vaktin şeffaf eşiğinde 
inci gibi diziliyor nabzımız

toprağımız karılıyor yeniden
fıtrat tarlamız kazılıyor
adem yerine konuluyoruz
muhammed Mustafa (sav)’ya 
yoldaş kabul ediliyoruz.

dudağımız sustu
dünya ötesi sevdaların kanatlarına 
dokundu nefeslerimiz
çekildi ayağımızın altından dünya cezbesi
kalıbımızın tutunduğu köklerden koptuk
kalbimizin gök çekimine tutulduk
yeniden ruh üflendi gövdemize
dünya ufkunda ötelerin doğumuna
şahit olduk
bir ramazan boyu.


*
huneyn harbinde 
müslümanlar karşısında hezimete uğrayan sakifliler 
yurtları olan taif'e gidip sığınmışlardı
şehrin kapılarını üzerlerine kapayarak
savaşmaya hazırlanmışlardı

burası şirkin son sığınaklarından biriydi
havazin ve sakiflileri 
müslümanlara karşı ayaklandıran 
malik bin avf da gelip buraya sığınmıştı
yakalanıp hak ettiği cezaya uğratılması gerekiyordu
bu sebeple peygamber efendimiz
mücahitlerle birlikte 
taif'e doğru yol almaya başladı.

seneler önce
burada hayatının en acı ve acıklı günlerini yaşamıştı
taiflileri islama davet etmeye gelmişken 
onlar kendisini taşa tutmuşlar
kan revan içinde bırakmışlardı

islam ordusu kısa zamanda taif önlerine vardı
fakat sakifliler kuvvetli kalelerine kapanmışlar 
bütün ihtimalleri göz önünde bulundurarak 
bol miktarda yiyecek stoku da yapmışlardı

resul-i ekrem şehri muhasara altına aldı
ordugahı surlardan uzaklaştırdı 
bugünkü taif mescidinin yanına nakletti
yanında bulunan 
hz. ümmü seleme ile 
hz. zeynep için iki çadır kuruldu

muhasara esnasında çarpışma
karşılıklı şiddetli ok atışlarıyla devam etti
muhasaranın uzadığını 
sakiflilerin teslim olmaya 
niyetli görünmediklerini anlayan efendimiz
bu sefer mancınık kurulup 
düşmanın taşa tutulması hususunda 
mücahitlerle istişarede bulundu

selman-ı farisi hazretleri
ben de bunu uygun görüyorum
biz fars ülkesinde düşman kalelerine 
mancınıklar dikerdik
onlar da bize karşı mancınıklar dikerlerdi 
diyerek fikrini beyan etti

resul-i kibriya efendimiz
bu teklifi güzel karşıladı 
mancınık yapılmasını emretti
emri derhal yerine getirildi
daha önce orduda bulunanlarla birlikte 
mancınıkların sayısı üç oldu

islâm ordusunda ayrıca iki debbabe 
sığır derisinden yapılmış kuvvetli araba vardı
mücahitler bu debbabelerin altına girerek 
şehir kalesine yaklaşmayı 
duvarını kazıp delmeyi denedilerse de 
bunda başarılı olamadılar

düşman askerleri tarafından atılan oklar 
kızgın demir parçaları ve şişler 
bu derileri delip ilerlemelerine mani oluyordu
muhasara uzuyor 
arzu edilen netice elde edilemiyordu

resul-i ekrem efendimiz 
bir başka tedbire başvurdu
düşmanı, iktisadi baskı altına almak için
şehrin dışındaki taiflilerin ileri gelenlerine ait 
kaliteli ve nadir üzümler yetiştiren bağ ve bahçelerin 
tahrip edilip, kesileceğini duyurdu 
kesilmesini mücahitlere emretti

tek geçim kaynakları olan 
bağ ve bahçelerinin kesildiğini gören sakifliler
telaşa kapıldılar peygamberimiz (s.a.v.)e

ey muhammed
mallarımızı neden kesiyorsun 
bizi yenersen, ya onları alırsın
yahut dediğin gibi 
Allah'ın rızasını ve akrabalık hakkını gözeterek 
bize bırakırsın diye seslendiler

bunun üzerine resul-i ekrem 
ben, bağınızı 
Allah rızasını ve akrabalık hakkını gözeterek 
yerinde bırakıyorum dedi 
üzüm asmalarının kesilmesini menetti

kuşatma uzadıkça uzuyordu 
sakiflilerinse kaleden çıkıp 
göğüs göğüse çarpışmaya niyetleri yoktu 
teslim olmayı da düşünmüyorlardı
bunun üzerine efendimiz (a.s.m.) 
başka bir tedbire başvurdu

kaleden inip yanımıza gelen
müslüman olan köle hürdür diye ilan ettirdi
bu ilan üzerine yirmiye yakın köle kaleden indi 
ilâm ordusuna katılıp müslüman oldu
efendimizde onları azat etti

sonra da hepsini hali vakti yerinde olan 
müslümanlara teslim ederek 
onlara kur'an okutmalarını 
sünnetleri öğretmelerini emretti

resul-i ekrem 
taif'i fethetmenin o anda 
kendisine nasip olmayacağını artık anlamıştı
bundan sonraki bekleme
vakit kaybetmekten başka bir işe yaramayacaktı
ashabına şimdilik kendilerine 
taif'i fethetme izni verilmediğini duyurdu
 
efendimiz
inşallah yarın döneceğiz  buyurdu
hemen göç hazırlıklarına başladılar
peygamberimiz (s.a.v.) onların bu haline tebessüm buyurdu
resul-i ekrem ordusuyla
 otuz gün kadar süren bir kuşatmadan sonra 
taif'ten ayrıldı

sakifliler mücahitleri fazlasıyla uğraştırmış 
yormuş, yaralamış 
14 kadar müslümanı da şehit etmişlerdi
bu sebeple ayrıldıkları sırada
efendimizden sakifliler aleyhinde 
dua etmesini istediler
alemlere rahmet olarak gönderilen 
efendimiz (a.s.m.), ellerini açarak

Allah'ım
sakiflilere doğru yolu göster 
onları bize getir diye dua etti

kainatın efendisi
öylesine engin bir merhamet duygusuna
öylesine bitmez tükenmez bir şefkat deryasına 
sahipti ki
en azılı düşmanlarının bile 
mahvolmasına gönlü razı olmuyor
bilakis onların da islam ve iman nuru ile 
manen hayat bulmasını
Yüce Rabbinden niyaz ediyordu

resul-i ekrem efendimiz
kuşatmayı kaldırdıktan sonra 
mücahitlerle birlikte 
huneyn ve evtas'ta alınan ganimetlerin 
muhafaza edildiği ci'râne mevkiine 
dönmek üzere 
taif'ten ayrıldı

redfer

( Islak Karanfiller başlıklı yazı redfer tarafından 29.03.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu