Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Saltanat Ve Hilafetin Kurtarılmasından Başka Amaç Gütmeyeceğime Vallahi

Saltanat Ve Hilafetin Kurtarılmasından Başka Amaç Gütmeyeceğime Vallahi
SALTANAT  VE HİLAFETİN  KURTARILMASINDAN  BAŞKA AMAÇ  GÜTMEYECEĞİME VALLAHİ- HAKİMİYET  BİLA  KAYD-Ü ŞART  MİLLETİNDİR-5.  BÖLÜM 

1920  Senesinin  Mayıs  ayından  itibaren  artık İstanbul'un,  -olmayan  hükumetinin- düşmanlarımızla bir  barış  antlaşması yapmak  için  görüşmelere  başladığını Bursa'daki  Sağır  Sultan  bile  duymuştu.

Bursa  dedim  de...

8 Temmuz  1920'de  Bursa,  Yunanlılar  tarafından  işgal  edilmişti.

Şimdi  çok  daha  dikkatli  okuyun  lütfen.

Bir  taraftan  İstanbul hükumeti ( aslında  yok  böyle  bir  hükumet. Doğrusu  Saltanat  Şurası ) ileride  Sevr  Antlaşması  olarak  karşımıza  çıkacak  antlaşma ile  ilgili görüşmeler  yapıyor,  öte taraftan  ileri  sürdükleri köpekleri  Yunanlılar,  Bursa'yı  işgal  etmiş 8  Temmuz  1920'de...

10  Temmuz  1920'de  TBMM II. Başkan  Celalettin  Arif  Bey  Başkanlığında toplanır  ve öncelikle  Bursa'nın  işgalinden  duyulan  üzüntünün  bir  nişanesi  olmak  üzere meclis  kürsüne  siyah  bir  örtü  koyulur (  O  örtü  Bursa,  düşman  işgalinden  kurtuluncaya  kadar orada  kalır. Yani  11  Eylül 1922'ye  kadar... )

Daha  sonra  Bursa'nın  işgalinden  duyulan  üzüntü  dile  getirilir  değişik  mebuslarca.

Sonra  çok  acayip  bir  şey  olur.

Ta  28  Nisan  1920'de hazırlanmış  ama altına  imza  konulmamış  olan  bir  yemin  metninin  o gün artık  kabul  edilmesi teklifi  üzerine  yemin  metni  okunur  ve mebuslar topluca el  kaldırarak  bu  yemin  metnine  sadık  kalacaklarına  yemin  ederler.

Yemin  metni  mi?

10  Temmuz  1920  Tarihli  TBMM  Zabıt  Ceridesinden  aynen  kopyalıyorum:

''Makam-ı  Hilafet  ve Saltanatın( Hilafet  ve  Saltanat  makamının ) ve milletin istihlas ( kurtulması )  ve istiklalinden başka bir gaye takip etmeyeceğime vallahi...''

{ Bu  yemin  metinin  başında  ''Makam'' kelimesi  yoktu.  Mustafa  Kemal Paşa'nın  teklifiyle kondu  ''Makam ''  kelimesi} 

O gün  TBMM'de oylamaya  katılan 146 milletin  vekili saltanat  ve  hilafeti koruyacaklarına  '' Vallahi ''  diye  yemin  ederken  171  Milletin  vekilinin  mecliste  olmadığı  görüldü.

İşin  en  komik  tarafı  da  hep  saltanat  ve  hilafet  yanlısı  olarak  gösterilen  Burdur  Mebusu  Mehmet  Akif ( Ersoy )  bu  yemin olayında  TBMM'de  yoktu. Buna  karşılık ileride  saltanat ve  hilafetin  kaldırılması gerektiğinin  en  ateşli  savunucusu  olan  Antalya  mebusu  Rasih(Kaplan)  Hoca  10 Temmuz  1920'de  saltanat  ve  hilafeti  koruyacağına  yemin  ediyordu. 

Evet,  görüldüğü  gibi  Makam-ı  Hilafet ve  Saltanat,  Sevr gibi  bir  antlaşma  girişimi  içinde  olmasına ve  Bursa'nın  işgaline  karşı  hiç  bir  şey  yapamamasına rağmen TBMM, Vahdettin'e  bırakın  hain demeyi, tam  tersine  Saltanat  ve  Hilafetin  kurtulmasından  başka  amaç  gütmeyeceğine  yemin  ediyordu.

********

19  Ağustos  1920

Sevr Antlaşması  imzalanalı  9  gün  olmuştur

Başkanlık  kürsüsünde  Mustafa  Kemal Paşa  var.

Görüşülecek pek  çok  konudan  biri:

1. — Şark Cephesi Kumandanı Kâzım Karabekir Paşanın, İstanbul'da inikat eden Şûrayı Saltanatta Sevr Muahedesinin imza edilmesine karar verenlerle muahedeyi imza edenlerin Hıyanet-i Vataniye ile itham olunmalarına dair telgrafı.

REİS — Kâzım Karabekir Paşadan mevrut bir telgraf var okunacak. 

Erzurum;

Ankara'da Meclisi Milli Riyasetine

Vatansız, vicdansız üç serserinin, yine kendileri gibi millet ve vatanla alakası olmayan bir kaç kişi namına sulh muahedesini imza ettiklerini ajansta gördük...... İstanbul'da teşekkülünü evvelce duyduğumuz Şûray-ı Saltanatta Türkiye'nin hayat-ı mevcudiyetini söndüren bu zalim muahedenin(sözleşmenin ) imza edilmesine karar ve rey veren esamileri malum eşhasın( İsimleri  belli  şahısların ) ve muahedenameye v'azı imza edenlerin ihaneti vataniye ile itham olunmasını ve haklarında hükm-ü gıyabi verilmesini bu vatansızların isimlerinin her yerde lanetle yadedilmesinin ilan ve tamim olunmasını arz ve teklif eylerim.

17 Ağustos 1336

Şark Cephesi Kumandanı
Kâzım Karabekir 

REİS — Kazım Paşanın bu teklifini tensip buyuruyor musunuz? (Hay hay) Tensip buyuranlar ellerini kaldırsın. Tensip edildi efendim.

Olay  bu  kadar. 

Kazım  Karabekir  Paşa'nın  telgrafı  olmasa  belki  gündeme  bile  gelmeyecek  olan  Sevr  Antlaşması  onun  telgrafıyla  gündeme  gelir  ve sonuçta  Sevr Antlaşmasını  imza  edenlerin  Hıyanet-i  Vataniye  Kanununa  göre  hain  ilan edilmesi  ve lanetle  anılmasına  karar  verilir. 

Direkt  olarak  Padişaha  hain  deniliyor  mu?  Hayır.

Zaten  bugüne  kadar yazdıklarıma  dikkat  edecek  olursanız Mustafa  Kemal  de TBMM'de  başta  Damat  Ferit Paşa ( Özellikle  Damat  Ferit  Paşa ) dahil  sadrazamlara  ver  yansın  etmişler  ama padişahı hep  ayrı  tutmuşlar,  ona  kötü  söz  söylememeye  azami  gayret  sarf etmişlerdir.

Ancak...

Ancak bir  taraftan da  yeni  bir  anayasanın yapılması  için  çalışmalar  başlamıştır  TBMM'de.

Mustafa  Kemal, yapılacak  yeni  anayasada  sultanın,  saltanatın,  halifenin,  halifeliğin tek  bir  kelime  ile  dahi  yer  almasını  kesinlikle  düşünmemektedir. Ancak bir  taraftan da  önce  21  Nisan,  sonra  24 Nisan 1920'de bir  söz  verilmiştir ''  Amacı  yüce  Saltanat  ve  Hilafet  makamını  korumak  olan '' diye...

Evet,  TBMM, saltanat  ve  hilafeti  koruyacaktır.  Bundan  başka  amaç  gütmeyeceğine  resmen  yemin  etmiştir 10  Temmuz  1920'de.  Böyle  bir  durumda anayasada  Sultan  ve Halifenin  pozisyonu  ile ilgili  tek  bir  kelime  bile  olmaması  nasıl  sağlanabilirdi?

Sorunun  tek  bir  cevabı  vardı: Padişahın  hain  olduğunu  önce  milletin  vekillerine,  sonra  da  millete  kabul  ettirerek.

Padişah  Vahdettin'in,  kendisine  gösterilen  bunca  sevgi,  saygı,  sadakate rağmen ihanet  içinde  olmasını  onu  en  çok  sevenler  bile  kabul  etmezdi.

İyi  de  daha  çok  kısa  süre  önce  10  Temmuz  1920'de  ''Saltanat  ve  hilafetin  kurtarılmasından  başka  amaç  gütmeyeceğime '' diye  yemin  etmiş  insanlar iki  ay  kadar  sonra '' Saltanat  ve  Hilafet  makamını  işgal  eden  kişi  hain  bir  insandır '' sözünü  kabul ederler  miydi? Onca  olan  bitene  rağmen  hain  demedikleri  padişaha hain  derler  miydi? 

Derlerdi. 

''Allah  Allah,  ilginç.'' dediğinizi  duyar  gibiyim.  O  halde  bir  bölüm  daha  sabır..

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 8
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Saltanat Ve Hilafetin Kurtarılmasından Başka Amaç Gütmeyeceğime Vallahi

Saltanat Ve Hilafetin Kurtarılmasından Başka Amaç Gütmeyeceğime Vallahi

Sami  Biber Sami Biber