Makale / Tarihsel Makaleler

Eklenme Tarihi : 19.04.2025
Okunma Sayısı : 291
Yorum Sayısı : 5
Vahdettin'e Hain  Denilmesinin  Asıl  Sebebi Hilafet  Ordusu Muydu  Yoksa  Sevr Antlaşması  Mı?
VAHDETTİN'E HAİN  DENİLMESİNİN  ASIL  SEBEBİ HİLAFET  ORDUSU MUYDU  YOKSA  SEVR ANTLAŞMASI  MI?- HAKİMİYET BİLA  KAYD-Ü  ŞART MİLLETİNDİR-4.  BÖLÜM-
   

Zaman  zaman  soruyor  bazı okurlar: ''Ankara'da  TBMM  açılırken  İtilaf  Devletlerinin  elleri  armut  mu  topluyordu?  Neden  hiç  bir  şey  yapmadılar?

Efendim maalesef  tarihimizi  hem  de  bu  çok  yakın  tarihimizi  o  kadar  eksik  öğrenmişiz  ki Ankara'da  TBMM'nin  açıldığı  gün  yani  23  Nisan  1920'de İtilaf  Devletlerinin  de  karşı  atağa  geçerek  San Remo'da  bir  barış  konferansı  düzenlediğini neredeyse  hiç  birimiz  bilmiyoruz.

Peki  bilsek  ne  olur?

Bilsek ağızlarda  sakız  olan  Sevr  Antlaşmasını  anlamış  oluruz. Çünkü  10  Ağustos  1920  Tarihli  Sevr  Antlaşmasının ilk  taslakları  San Remo'da  çizilmeye  başlanmıştı.

Şimdi  pek  çok  okurum  ''  Tabii  yaaa  Sevr  Antlaşması... Mustafa  Kemal  Paşa  ve  yol  arkadaşları Padişah  Vahdettin'e, Sevr Antlaşmasını  imza  ettiği  için  hain  dediler''  diye  düşünüyorlardır. 

O  halde  gelin  Sevr  Antlaşmasına  TBMM'nin  tepkisi  nasıl  olmuş  ona  bakalım. 

Ama  durun San Remo  Konferansı  ve  Sevr  Antlaşmasından  önce birkaç şeye  daha  bakmamız  gerekiyor  konunun  daha  net  anlaşılabilmesi  için.

Bugün Türkiye'de kime  sorarsanız sorun ''  Mustafa  Kemal ve  arkadaşları Padişah  Vahdettin'e  niçin  hain dedi'' diye,  alacağınız  cevap  kesinlikle  şu  olacaktır: '' Hain  dedi  çünkü 1- Padişah  Vahdettin, Mustafa  Kemal ve arkadaşlarının  katlini vacip  gören fetvayı  imzaladı  2- Padişah  Vahdettin, Mustafa  Kemal  ve  Kuvay-i  Milliyeye  karşı  Hilafet  ordusu adı  verilen  bir  ordu  kurdu  3- Padişah  Vahdettin,  Sevr  antlaşmasını  imzaladı.

1. Maddeyi  açıkladık.  O  Fetva  11 Nisan 1920'de  düzenlendiği  halde 21  Nisan  1920'de  Mustafa  Kemal,  amaçlarının  yüce  hilafet  ve  saltanatı,  halife  ve  sultanı  korumak  olduğunu  bildiriyordu. 

Fetva  ile  aynı  güne  denk  gelen  Boğazlayan  Kaymakamı Kemal  Beyin - Padişahın  onayı  ile - idam  edilmesi de  padişaha  hain  denmesinin  sebebi  olmamıştı.

2. Maddeye  gelelim: 

Hilafet  Ordusu diye  bir  ordu  yoktu  aslında. Olan  tam  olarak  şuydu:

Britanya Yüksek Komiseri Amiral John de Robeck (Amiral  Robeck, 18 Mart 1915- Çanakkale'den  kuyruk  acısı  olan komutan, ) 7 Nisan 1920'de Damat  Ferit  Paşayı  zorladı Mustafa  Kemal  Paşa  ve  Kuvay-i  Milliyeyi  susturması  için. Hatta  ''Bir  ordu  kur,  silah  cephane  her  türlü  destek  benden''  diyor ve  Yunanlıların da  bu  orduya destek  olacaklarını söylüyordu. 

Damat  Ferit  Paşa  Orduyu ''  Kuvay-i  İnzibatiye '' adıyla  kurdu; başına da  Süleyman  Şefik  Paşa'yı  getirdi. Süleyman  Şefik  Paşa  18 Nisan 1920'de  İngilizlerin Hilafet  Ordusu  adını  verdikleri  orduyla İzmit  civarına  geldi ancak  bazı  kaynaklara  göre çarpışacağı  insanların Müslüman  Türkler olduğunu  görünce  sadece on  iki gün  başında olduğu  bu  ordudan istifa  etti. Bazı  kaynaklara  göre  ise aynı  orduya  destek olsun  diye  gönderilen  Anzavur  Ahmet  şerefsizi  ile yetkiler konusunda   anlaşamadığı  için  istifa  etti. 

Evet,  Hilafet  Ordusu( Daha  doğrusu Kuvay-i  İnzibatiye)  ile  Kuvay-i  Millliye  ilk  kez  18  Nisan 1920'de  karşı  karşıya  geldi ama  21  Nisan 1921'de yani  üç  gün  sonra  Mustafa  Kemal,  amacının  halife  ve  sultanı ve  dahi  sultan- halifenin makamını   kurtarmak  olduğundan  bahsetti, genelgede  böyle  yazdı. 

{ Kuvay-i  İnzibatiyenin  başına  daha  sonra  Anzavur  Ahmet  getirildi. Anzavur  şerefsizi bu  orduya Kuvayi  Muhammedî adını  verdi.  Anzavur  Ahmet'i ve Kuvay-i İnzibatiyeyi  de Ali  Fuat ( Cebesoy ) Paşanın  komutası  altındaki Çerkez Ethem'in  Kuvayi  Seyyare (Gezici Kuvvetler ) adını  verdiği  kuvvetleri  etkisiz  hale  getirdi. ''Hilafet  ordusu,  Hilafet  Ordusu'' denen  ordunun  ömrü  zaten  sadece  iki  buçuk  ay  sürdü. Ordunun  pek  çok  er ve  subayı  Kuvay-i  Milliyeye  katıldı.} 
*****

TBMM açıldıktan  sonra  da Mustafa  Kemal  de  yol arkadaşları da çok  uzun  süre  padişah  aleyhine  tek  kelime  kötü  laf  sarf etmediler

Mesela  

İstanbul Birinci İdare-i Örfiye Divan-ı Harbi ( Nemrut  Mustafa  Divanı  denilen  mahkeme ) Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarını 11 Mayıs 1920’de idama mahkûm etmiş, bu karar 13 Mayıs 1920’de Ali Kemal’in( O  zamanki  içişleri  bakanı--Eski  İngiltere  Başbakanı  Boris  Johnson'un dedesi. )  idare ettiği Peyam-ı Sabah gazetesinde yayımlanmıştı ama...

Ama  bu  durumda  bile  13  Mayıs  1920'de  toplanan  TBMM'de Damat  Ferit Paşa'nın  hainliğinden,  Yurt  dışına  sürülmesi gerektiğinden, İstanbul  hükumetinin Türk  milletini  temsil  etmediğinden, İtilaf  Devletleriyle  yapılacak  bir  barış  görüşmesine  İstanbul'dan  bir  heyet  gönderilemeyeceğinden, İtilaf  Devletleriyle İstanbul  arasında yapılacak  bir  barışın  vatana  ihanet sayılacağından, daha  pek  çok  şeyden  bahsedildi  ama  padişaha  yine  ''Hain'' denmedi.

{ Yine  araya  sıkıştıralım: Padişah  Vahdettin'in de  onayı  ile  ölüme  mahkum  edilenler  şunlardı:  Mustafa Kemal Paşa, Kara Vasıf Efendi, Ali Fuat Paşa, Alfret Rüstem, Doktor Adnan( Adıvar) Halide Edip(Adıvar )  

Daha  sonra 25 Mayıs 1920’de Fevzi (Çakmak) Paşa, 6 Haziran 1920 de İsmet (İnönü), Bekir Sami, Celaleddin Arif, Dr. Rıza Nur, Yusuf Kemal, Mehmet Rıfat (Börekçi), Fahrettin Paşa (Altay) da idama  mahkum  edilmişlerdi ama  hiç  biri  ''  Hain  Padişah.''  dememişti.}

5 Ağustos  1920'de  Urfa  Mutasarrıfı  Nusret  Bey,  Padişah  Vahdettin'in  onayı  ile  -Ermenileri  katlettiği  gerekçesiyle - idam  edildiğinde  yine  Padişaha  ''  Hain  ''  Diyen  olmamıştı

O  zaman?

O  zaman demek  ki  Sevr  Antlaşmasını  imzalaması  bardağı  taşıran  son  damla  oldu Mustafa  Kemal  ve  TBMM için  öyle  mi?

Bakalım  öyle  mi? 

*****

Efendim, Osmanlı  parlamentosu 11 Nisan 1920'de kapatıldığı  için  Sevr  Antlaşması,  ya  da  Muahedesi ( Sözleşmesi ) Osmanlı  Devleti  adına  ''Saltanat  Şurası '' adı  verilen  uyduruk  bir heyet  tarafından  imzalanmıştı  10  Ağustos  1920'de

Sevr  Antlaşmasını  uzun  uzun  anlatabilirim  ama konumuz  farklı  olduğundan  ve  dahi  ''  padişah  imzalamıştı-  imzalamamıştı ''  konusuna girmeden  direkt  TBMM'nin tepkisi  ne  olmuştu  konusuna  geleyim.

İlk  tepki  henüz  bu  antlaşma  imzalanmadan olmuş ve  yukarıda da  belirttiğim  gibi  tüm  şimşekler  Damat  Ferit  Paşa  üzerinde  toplanmıştı. Türk  milleti  adına  TBMM dışında  herhangi  bir  kurumun  yabancılarla  yapacağı  bir  antlaşma  vatana  ihanet  kabul  ediliyordu  TBMM tarafından. Damat  Ferit  Paşa'nın  ülkeden  sürülmesi  teklif  edilirken  Padişah  Vahdettin  aleyhine  tek  satır  bir  kötü  söz  söylenmiyordu.

10  Ağustos 1920'ye  kadarki  TBMM zabıtlarında  ya da  başka  söylemlerde  yine  Padişah  Vahdettin  aleyhine  tek  satır  kötü  söz  yoktu. 

**

Takvim  yaprakları  19  Ağustos  1920'yi  gösterdiğinde yani  Sevr Antlaşmasının  imzası  üzerinden  dokuz  gün  geçtiğinde TBMM'nin  Mustafa  Kemal  Paşa  başkanlığındaki  elli  üçüncü içtima,  birinci  celsesinde başkan  Mustafa  Kemal  Paşa,  Şark  Cephesi  Komutanı  Kazım  Karabekir'den  gelen  bir  telgrafı okudu ve  o telgrafın okunmasından  sonra TBMM, Sevr  Antlaşmasını imzalayanlar  hakkında bir  karar  aldı.

Peki o  telgrafta  Padişah  Vahdettin'den  ''Hain ''  diye  bahsediliyor  muydu?

Alınan  kararda  ismi  zikredilerek  ''Hain ''  deniyor  muydu?

Göreceğiz  inşallah.

Ne  zaman?

Gelecek  bölümde...

( Vahdettin'e Hain Denilmesinin Asıl Sebebi Hilafet Ordusu Muydu Yoksa Sevr Antlaşması Mı? başlıklı yazı Sami Biber tarafından 19.04.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu