VAHDETTİN'E HAİN DENİLMESİNİN ASIL SEBEBİ HİLAFET ORDUSU MUYDU YOKSA SEVR ANTLAŞMASI MI?- HAKİMİYET BİLA KAYD-Ü ŞART MİLLETİNDİR-4. BÖLÜM-
Zaman zaman soruyor bazı okurlar: ''Ankara'da TBMM açılırken İtilaf Devletlerinin elleri armut mu topluyordu? Neden hiç bir şey yapmadılar?
Efendim maalesef tarihimizi hem de bu çok yakın tarihimizi o kadar eksik öğrenmişiz ki Ankara'da TBMM'nin açıldığı gün yani 23 Nisan 1920'de İtilaf Devletlerinin de karşı atağa geçerek San Remo'da bir barış konferansı düzenlediğini neredeyse hiç birimiz bilmiyoruz.
Peki bilsek ne olur?
Bilsek ağızlarda sakız olan Sevr Antlaşmasını anlamış oluruz. Çünkü 10 Ağustos 1920 Tarihli Sevr Antlaşmasının ilk taslakları San Remo'da çizilmeye başlanmıştı.
Şimdi pek çok okurum '' Tabii yaaa Sevr Antlaşması... Mustafa Kemal Paşa ve yol arkadaşları Padişah Vahdettin'e, Sevr Antlaşmasını imza ettiği için hain dediler'' diye düşünüyorlardır.
O halde gelin Sevr Antlaşmasına TBMM'nin tepkisi nasıl olmuş ona bakalım.
Ama durun San Remo Konferansı ve Sevr Antlaşmasından önce birkaç şeye daha bakmamız gerekiyor konunun daha net anlaşılabilmesi için.
Bugün Türkiye'de kime sorarsanız sorun '' Mustafa Kemal ve arkadaşları Padişah Vahdettin'e niçin hain dedi'' diye, alacağınız cevap kesinlikle şu olacaktır: '' Hain dedi çünkü 1- Padişah Vahdettin, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının katlini vacip gören fetvayı imzaladı 2- Padişah Vahdettin, Mustafa Kemal ve Kuvay-i Milliyeye karşı Hilafet ordusu adı verilen bir ordu kurdu 3- Padişah Vahdettin, Sevr antlaşmasını imzaladı.
1. Maddeyi açıkladık. O Fetva 11 Nisan 1920'de düzenlendiği halde 21 Nisan 1920'de Mustafa Kemal, amaçlarının yüce hilafet ve saltanatı, halife ve sultanı korumak olduğunu bildiriyordu.
Fetva ile aynı güne denk gelen Boğazlayan Kaymakamı Kemal Beyin - Padişahın onayı ile - idam edilmesi de padişaha hain denmesinin sebebi olmamıştı.
2. Maddeye gelelim:
Hilafet Ordusu diye bir ordu yoktu aslında. Olan tam olarak şuydu:
Britanya Yüksek Komiseri Amiral John de Robeck (Amiral Robeck, 18 Mart 1915- Çanakkale'den kuyruk acısı olan komutan, ) 7 Nisan 1920'de Damat Ferit Paşayı zorladı Mustafa Kemal Paşa ve Kuvay-i Milliyeyi susturması için. Hatta ''Bir ordu kur, silah cephane her türlü destek benden'' diyor ve Yunanlıların da bu orduya destek olacaklarını söylüyordu.
Damat Ferit Paşa Orduyu '' Kuvay-i İnzibatiye '' adıyla kurdu; başına da Süleyman Şefik Paşa'yı getirdi. Süleyman Şefik Paşa 18 Nisan 1920'de İngilizlerin Hilafet Ordusu adını verdikleri orduyla İzmit civarına geldi ancak bazı kaynaklara göre çarpışacağı insanların Müslüman Türkler olduğunu görünce sadece on iki gün başında olduğu bu ordudan istifa etti. Bazı kaynaklara göre ise aynı orduya destek olsun diye gönderilen Anzavur Ahmet şerefsizi ile yetkiler konusunda anlaşamadığı için istifa etti.
Evet, Hilafet Ordusu( Daha doğrusu Kuvay-i İnzibatiye) ile Kuvay-i Millliye ilk kez 18 Nisan 1920'de karşı karşıya geldi ama 21 Nisan 1921'de yani üç gün sonra Mustafa Kemal, amacının halife ve sultanı ve dahi sultan- halifenin makamını kurtarmak olduğundan bahsetti, genelgede böyle yazdı.
{ Kuvay-i İnzibatiyenin başına daha sonra Anzavur Ahmet getirildi. Anzavur şerefsizi bu orduya Kuvayi Muhammedî adını verdi. Anzavur Ahmet'i ve Kuvay-i İnzibatiyeyi de Ali Fuat ( Cebesoy ) Paşanın komutası altındaki Çerkez Ethem'in Kuvayi Seyyare (Gezici Kuvvetler ) adını verdiği kuvvetleri etkisiz hale getirdi. ''Hilafet ordusu, Hilafet Ordusu'' denen ordunun ömrü zaten sadece iki buçuk ay sürdü. Ordunun pek çok er ve subayı Kuvay-i Milliyeye katıldı.}
*****
TBMM açıldıktan sonra da Mustafa Kemal de yol arkadaşları da çok uzun süre padişah aleyhine tek kelime kötü laf sarf etmediler
Mesela
İstanbul Birinci İdare-i Örfiye Divan-ı Harbi ( Nemrut Mustafa Divanı denilen mahkeme ) Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarını 11 Mayıs 1920’de idama mahkûm etmiş, bu karar 13 Mayıs 1920’de Ali Kemal’in( O zamanki içişleri bakanı--Eski İngiltere Başbakanı Boris Johnson'un dedesi. ) idare ettiği Peyam-ı Sabah gazetesinde yayımlanmıştı ama...
Ama bu durumda bile 13 Mayıs 1920'de toplanan TBMM'de Damat Ferit Paşa'nın hainliğinden, Yurt dışına sürülmesi gerektiğinden, İstanbul hükumetinin Türk milletini temsil etmediğinden, İtilaf Devletleriyle yapılacak bir barış görüşmesine İstanbul'dan bir heyet gönderilemeyeceğinden, İtilaf Devletleriyle İstanbul arasında yapılacak bir barışın vatana ihanet sayılacağından, daha pek çok şeyden bahsedildi ama padişaha yine ''Hain'' denmedi.
{ Yine araya sıkıştıralım: Padişah Vahdettin'in de onayı ile ölüme mahkum edilenler şunlardı: Mustafa Kemal Paşa, Kara Vasıf Efendi, Ali Fuat Paşa, Alfret Rüstem, Doktor Adnan( Adıvar) Halide Edip(Adıvar )
Daha sonra 25 Mayıs 1920’de Fevzi (Çakmak) Paşa, 6 Haziran 1920 de İsmet (İnönü), Bekir Sami, Celaleddin Arif, Dr. Rıza Nur, Yusuf Kemal, Mehmet Rıfat (Börekçi), Fahrettin Paşa (Altay) da idama mahkum edilmişlerdi ama hiç biri '' Hain Padişah.'' dememişti.}
5 Ağustos 1920'de Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey, Padişah Vahdettin'in onayı ile -Ermenileri katlettiği gerekçesiyle - idam edildiğinde yine Padişaha '' Hain '' Diyen olmamıştı
O zaman?
O zaman demek ki Sevr Antlaşmasını imzalaması bardağı taşıran son damla oldu Mustafa Kemal ve TBMM için öyle mi?
Bakalım öyle mi?
*****
Efendim, Osmanlı parlamentosu 11 Nisan 1920'de kapatıldığı için Sevr Antlaşması, ya da Muahedesi ( Sözleşmesi ) Osmanlı Devleti adına ''Saltanat Şurası '' adı verilen uyduruk bir heyet tarafından imzalanmıştı 10 Ağustos 1920'de
Sevr Antlaşmasını uzun uzun anlatabilirim ama konumuz farklı olduğundan ve dahi '' padişah imzalamıştı- imzalamamıştı '' konusuna girmeden direkt TBMM'nin tepkisi ne olmuştu konusuna geleyim.
İlk tepki henüz bu antlaşma imzalanmadan olmuş ve yukarıda da belirttiğim gibi tüm şimşekler Damat Ferit Paşa üzerinde toplanmıştı. Türk milleti adına TBMM dışında herhangi bir kurumun yabancılarla yapacağı bir antlaşma vatana ihanet kabul ediliyordu TBMM tarafından. Damat Ferit Paşa'nın ülkeden sürülmesi teklif edilirken Padişah Vahdettin aleyhine tek satır bir kötü söz söylenmiyordu.
10 Ağustos 1920'ye kadarki TBMM zabıtlarında ya da başka söylemlerde yine Padişah Vahdettin aleyhine tek satır kötü söz yoktu.
**
Takvim yaprakları 19 Ağustos 1920'yi gösterdiğinde yani Sevr Antlaşmasının imzası üzerinden dokuz gün geçtiğinde TBMM'nin Mustafa Kemal Paşa başkanlığındaki elli üçüncü içtima, birinci celsesinde başkan Mustafa Kemal Paşa, Şark Cephesi Komutanı Kazım Karabekir'den gelen bir telgrafı okudu ve o telgrafın okunmasından sonra TBMM, Sevr Antlaşmasını imzalayanlar hakkında bir karar aldı.
Peki o telgrafta Padişah Vahdettin'den ''Hain '' diye bahsediliyor muydu?
Alınan kararda ismi zikredilerek ''Hain '' deniyor muydu?
Göreceğiz inşallah.
Ne zaman?
Gelecek bölümde...