Balıkesirde Bir Kadın 40
BALIKESİR'DE BİR KADIN - 40

Günce – 1 Mayıs 2025

Bir şehir, bir tutam yağmur, bir avuç özlem…

Apartmanımızın dış kapısından yavaşça süzülüyorum. Yağmur yağıyor bugün Balıkesir’e; mis gibi toprak kokusunu çekiyorum ciğerlerime. Taş çatlasın beş-altı basamak iniyorum. Bahçe kapısına doğru ilerlerken erik ağacının bir dalı boyun eğmiş. Geçerken gönlünce sevgi gösterisinde bulunuyor bana. Belki de 1 Mayıs’ı kutluyor kendince, kıpraşarak. Ağır aksak adımlarla yürümeye koyuluyorum. Çöp konteynerine çöpümü atmak için yaklaşıyorum. Doymak bilmeyen bir kurabiye canavarı gibi ağzını açmış, homurdanarak selam veriyor sanki bana.

İlerledikçe, etrafımdaki apartmanların arasında bir avuç yeşilliğe bakıyorum. Balkona çıkan bir beyefendinin çay keyfi yapacağını izliyorum. Sanıyorum bu keyfe sigarası da eşlik edecek…

Bayraklar hâlâ balkonlardan ve camlardan kaldırılmamış. Geçen günlerde 23 Nisan’ı kutlamıştık. Lâkin bu kutlamalar uzun süre süreceğe benziyor. 52 Evler, yağmur nedeniyle midir bilmem, gayet sakin. Tek tük geçen otomobiller, bazen hızını ayarlayamayıp su birikintilerine dalıveriyor. Arkalarından iyilik duası aldıklarından bihaber, geçip gidiyorlar. Yeşil şemsiyemin üzerine birer ikişer düşen yağmur damlalarının pıtırtılarına kulak kabartıyorum…

Küçük kız kardeşimin mesajı üzerine çıktım dışarıya. Ortanca kardeşim Mine de katılacak bize. Bir nevi gurbette geçip giden yılların acısını çıkarıyoruz. Milli Kuvvetler’in başına gelince arıyorum Yasemin’i. Konuşurken, yerinde yeller esen eski belediye binasının çığlıklarını ve içinde dolaşan birçok hayaletin ayak seslerini duyuyorum…

“Salı pazarında buluşalım,” diyen kardeşimin tekrar aramasıyla telefonu açıyorum.
“Ben geldim, sen neredesin?” diyorum.
“Yoksa üst katta mısın?” diye ısrar ediyorum.
“Abla, şaşırdın herhalde!” diye çıkışıyor bizim ufaklık.

Dışarı çıkıyorum. Bir de bakıyorum ki İstanbul AVM’deyim.
“Aa, burası Salı Pazarı değil miydi?” diye kendi kendime soruyorum. İşte bu kadar benim Balıkesirliliğim, diye utanarak kızarıyorum.
“Sen dur, ben geliyorum,” diyor. O sırada eski bir dosta başımla selam verip sadece gülümsüyorum.
“Bundan sonra iki yeri karıştırma olasılığım yok,” diye kıkırdıyorum.

Paşa Camii’nin oradaki On On yine dolu.
“Haydi,” diyorum, “arka tarafta bulunan Kitap Kafe’ye gidelim; bir denemiş oluruz.”

Oturuyoruz. Sessiz, sakin bir ortam. Fiyatlar da uygun. Lakin genç garsona,
“Çay tazeyse getir,” diyorum.

İçeriye sesleniyor, bir ses:
“On numara!” diye cevap veriyor.

“Öyleyse memleketim gibi on numara çayınızdan iki tane getir,” diyorum.

Biz, güncemin birinci bölümündeki mevzuyu Mine’nin katılmasıyla tekrar ele alıyoruz. Ama çaydan memnun kalmıyoruz ve Çınaraltı’na doğru yola çıkıyoruz. Oranın Susurluk tostu meşhurmuş. Bir de Özelhisar ayranımız var; dili burularak anlatmaya çalışan garsona gülümseyerek karşılık veriyorum.

Bu arada yoldayken Hafize mesaj göndermiş; buluşma saatinin değiştiğine dair. Hemen Ayşe’yi arayıp doğum günü şarkısıyla kutluyorum. Ona sevgimi dile getiren güzel sözler söylüyorum.
“Bugün aranızda olamayacağım,” diyerek kapatıyorum telefonu.

H. Çiğdem Deniz
( Balıkesirde Bir Kadın 40 başlıklı yazı çitlembik tarafından 1.05.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu