
Şimdi olacaklardan sorumlu değilim,
demenin ötesinde sonlandırmak istediğim bir öykü belki öykündüğüm belki
evrildiğim belki de nazarında kimsesizliğin soyut bir terennüm yine içliğime
geçirdiğim bereyi paralama isteğim.
Aslımda sadığım madem ve matem bellediklerime
meram diyor insanlar.
Gönülden sevdiğim bir adam vardı bir
zamanlar, deme hakkım bile yok ne de olsa ufacık tefecik cüssesi ile silik bir
duayım Hak nezdinde.
Parçalandığım kadar aklanmak istemim.
Gömüldüğüm kadar hitap etmek adına
belki doğanın tekdüze nefsinde belki duvarların ötesinde hatta yanı başımdaki
varlığını inkâr edemediğim yalnızlık denen ahvalim.
Kırık bir çiçek kadar da
dirayetsizim.
Çizilmiş bir resim kadar değersizim.
Pulu olmayan bir mektubum da aslında
zaaflarına esir düşen bir ölümlüyüm yoksa can bulmadığım kadar can veremediğim
çocuklarım mı bunca sitayişin mağduru bir kıyım sonra da sonlandırmak istiyorum
hayatımı kendi ellerimle.
Aczi yetime çok şey borçluyum ne de
olsa aciz kimliğimdir insanların gıdası sonramda saklı tuttuğum hiçbir şey yok
ne de olsa öncemde kayıtlı her şey.
Metruk bir dizeyim belki de ya da
şühedanın efkârında bir bulut.
Güncemde saklı ismim.
İsmimde saklı aslım.
Aslımda saklı hiçliğim.
Kamburum.
Görmüyorum.
Duymuyorum.
***
Annemi de bilmiyorum. Annemse babamı
tanımıyor. Babam ise sadece peşinde ölümlü hücrelerinin ve tenezzül dahi
etmiyor geride bıraktıklarına.
Sevdi belki de.
Sevdiyse böyle mi olmalıydı?
Olacakla öleceğe çare yok, derler ya…
derlerler de toplayamazlar kalan kırıkları sonra da insanlar hep sorgular; yok
mu bunun kimi kimsesi, diye.
Geldim.
Kazdılar içini.
İçim dışıma çıktı.
Onun da içi dışına çıktı.
Kanadık beraber ama en çok
kanmışlığımızdan dolayı kanadık.
Kanadık ve sonlandı hayat benim için
hele ki gözümü açmaya dahi fırsat bulamadığım bu dünyada neyin bedeliydi de iki
canlı ödedik beraber?
Canlı idik öncesinde belki de bir
cenindim sadece o kör/ebenin gözünde.
Annemde can bulmuştum.
Annemse babamda can bulduğunu
sanmıştı.
Daha da kötüsü olabilir miydi?
Bunu ben sormadım. O ebe kadının
yardımcısı sordu:
‘’Keşke sonlandırmasaydık gebeliği?’’
Kızdı ebe kadın:
‘’Sonra ne halt yiyecekti o p..ile?’’
Oysaki her ilişkiden doğan çocuk bu unvana
nail olmuyor.
Benzeri durumlarda hele ki kadın
nüfusluysa, anne diyorlar kadına ve gayri meşru doğan çocuk da bir şekilde
nüfusuna geçiyor babanın ya da başka bir yakının.
Ben bilmiyorum hem nasıl bilebilirim
ki?
Daha dün bu gün iki buçuk ay zaten
sonrası da gelmedi.
Ama bilenler var mesela annem çok
akıttı gözyaşlarına içine mademki ben de annemin içindeydim ben de sessiz
kalamadım bu üzüntüsüne ve annem ağladıkça ben eşlik ettikçe ikimiz birden
banyodan çıkmaz olduk.
Babamı hatırlamam asla mümkün değil
lakin bir kez annem telefonda konuşurken duydum ki bayağı yüksek meblağda para
verecekmiş anneme ne de olsa kürtajı yapan kişi işinin ehli olmalıymış ve
annemin hayatını tehlikeye atmamalıymış.
Annem beni öğrenir öğrenmez küçüğüm,
diye sevmeye ve bazen de günahım, diye sayıklamaya başladı.
Diğer kadın da küçüğüm, diye hitap
ediyordu lakin anneme ne de olsa annemin annesiydi o kadın-sonradan öğrendim.
Ben küçüğüm. Annem de küçük: iyi de o
zaman kim bakacak bu iki küçüğe?
Annem annesine söyleyemedi beni hele
ki babasına…
Sadece büyük teyzeme söylerken
duydum:
‘’Abla, babam öldürür beni.’’
Büyük teyzemin çocuğu olmuyormuş.
Bunu nasıl mı öğrendim?
Annemi döverken bağırıyordu:
‘’Seni küçük o…’’ne anlama geldiğini
çözemedim ama beni istemediğini bir çırpıda anladım.
‘’O çocuğu Allah sana değil bana
vermeliydi ve bunun cezasını çekeceksin. Yoksa babam seni öldürür hele ki
enişten…’’
İyi de eniştesi dediği kişiye ne
oluyor ki?
Annem yanıt verir vermez sert bir
yumruk attı büyük teyzem.
‘’Sen nasıl kısır dersin benim
kocama?’’
‘’Ne malum senin kısır olmadığın?’’
Kapı çaldı da iki kardeş kesti
kavgayı.
Annemin yediği yumruğun ardından
öylesine şiddetle düştük ki yere.
Annem yeniden çığlık attı.
‘’Küçüğüm…’’dedi de gelmedi gerisi.
Ne de olsa annemin babası gelmişti odaya ve gülümseyerek uzattı kafasını o
yaşlı adam.
‘’Bu evde tek küçük var o da sensin
benim küçük kızım. Bak sana ne aldım pazardan. Oynarsın değil mi bu küçük ayı
ile?’’
Keşke o ayı benim olsaydı. Keşke beni
herkes küçüğüm, diye sevseydi…
Sonumuz yoktu annemle bizim.
Beraber düştük bu yola ve beraber yok
olduk.
Bir eksik bir fazla, değil mi?
Artık ikimiz de yoğuz.
Kör/ebe beni çöpe atarken beyaz bir
örtü örttü annemin kanlı vücuduna.
Çok yazık olmuş…
Bunu ben duymadım. Koruyucu
meleklerimle cennete yürürken arkamızdan bağıranlar söyledi.
Annemi bekliyorum şimdi. Çok günahı
var/mış. Sağımdaki melek söyledi.
Ya benim günahım neydi?