Dil Yazı Ve Bilgi
Dilin Öfkesi ve Şefkati
Gırtlaktan kopan ham bir kıkırdak sesiyle başladı yürüyüş.
Balçığın içinden fırlayan ilk hece,
belki vahşi bir çığlıktı avın peşinde.
Genişledi göğüs kafesi dünyanın,
sınırlar tel örgülerle değil, ilk sesle çizildi.
Sonra ses, etrafına etten duvarlar ördü.
Bir memeden sızan süt kokulu ninni,
gitti, bir tiranın dişleri arasında paslı neştere döndü.
Mühürler basıldı, fermanlar kazındı deri parçalarına;
söz sırtlarda kamçılandı,
karanlık kendi biatini doğurdu.
Unuttuk bozkırın ortasında;
konuşmak, ötekinin derin kuyusuna ip sarkıtmaktı oysa.
Ağızdan sıçrayan tek bir kıvılcım,
sarayın perdelerini küle çevirmeye de yeterdi,
ayazda kalmış bir avucu ısıtmaya da.
-
Yazının Prangası
Yazı, çürümekten korkan bir adamın
taşa vurduğu ilk çentikti.
O keski mermere saplandığında,
insan korunaklı bir hafıza bulduğunu sandı.
Oysa tam o gün,
unutmanın hafif, gölgesiz uykusunu kaybetti.
Mürekkep kokulu kâğıtlar uğruna
meydanlarda diri diri yakılırken et ve kemik,
matbaanın demir baskısı çiğnedi kelimeleri.
Şimdi her satırın altında bir hakikat değil,
kurumuş birer dogma pusu kurmuş bekliyor.
Yazının laneti mürekkebin renginde değil,
cansız harfleri mutlak birer tanrı sanan kör gözlerdedir.
Çünkü kâğıda dökülen her kelime suç ortağıdır zamanın,
ve nihayetinde her çıplak doğru,
bir gün lekeli sayfalara sığınmak zorunda kalır.
-
Bilmenin Diyeti
Bir kibrit çaktık karanlığın ortasında.
Işık büyüdükçe,
arkasında büyüyen kapkara gölgeyi hesap edemedik.
Gözlerimiz kamaştı parıltıdan,
kendi duvarımıza yansıyan canavardan korkar olduk.
Kütüphanelerin rutubetli raflarında dirsek çürütenler,
yukarıdan baktılar sokaktaki yalınayak yürüyenlere.
Zihinler tozlu ciltlerle tıka basa dolarken,
göğsün sol tarafı boşaldı, hafifledi.
Bilmek, bir nöbettir omuzları çökerten, uykuları bölen;
fildişi kulelerin dilsiz zırhıdır insanı yoran.
Çok bilmek, dünyadan alacaklı olmak demek değildir;
aksine, bu kör dövüşün ortasında,
feneri tutanın, karanlıkta el yordamıyla yürüyene
ödemek zorunda olduğu bitmez borçtur.
Çünkü feneri taşıyanın yükü,
karanlıkta yürüyenin korkusundan daha ağırdır.
Dil Yazı Ve Bilgi başlıklı yazı Karanlıkta Saklı Işık tarafından
22.09.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.