Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Dil Yazı Ve Bilgi

Dilin Öfkesi ve Şefkati

Gırtlaktan kopan ham bir kıkırdak sesiyle başladı yürüyüş.
Balçığın içinden fırlayan ilk hece,
belki vahşi bir çığlıktı avın peşinde.
Genişledi göğüs kafesi dünyanın,
sınırlar tel örgülerle değil, ilk sesle çizildi.

Sonra ses, etrafına etten duvarlar ördü.
Bir memeden sızan süt kokulu ninni,
gitti, bir tiranın dişleri arasında paslı neştere döndü.
Mühürler basıldı, fermanlar kazındı deri parçalarına;
söz sırtlarda kamçılandı,
karanlık kendi biatini doğurdu.

Unuttuk bozkırın ortasında;
konuşmak, ötekinin derin kuyusuna ip sarkıtmaktı oysa.
Ağızdan sıçrayan tek bir kıvılcım,
sarayın perdelerini küle çevirmeye de yeterdi,
ayazda kalmış bir avucu ısıtmaya da.

-

Yazının Prangası

Yazı, çürümekten korkan bir adamın
taşa vurduğu ilk çentikti.
O keski mermere saplandığında,
insan korunaklı bir hafıza bulduğunu sandı.
Oysa tam o gün,
unutmanın hafif, gölgesiz uykusunu kaybetti.

Mürekkep kokulu kâğıtlar uğruna
meydanlarda diri diri yakılırken et ve kemik,
matbaanın demir baskısı çiğnedi kelimeleri.
Şimdi her satırın altında bir hakikat değil,
kurumuş birer dogma pusu kurmuş bekliyor.

Yazının laneti mürekkebin renginde değil,
cansız harfleri mutlak birer tanrı sanan kör gözlerdedir.
Çünkü kâğıda dökülen her kelime suç ortağıdır zamanın,
ve nihayetinde her çıplak doğru,
bir gün lekeli sayfalara sığınmak zorunda kalır.

-

Bilmenin Diyeti

Bir kibrit çaktık karanlığın ortasında.
Işık büyüdükçe,
arkasında büyüyen kapkara gölgeyi hesap edemedik.
Gözlerimiz kamaştı parıltıdan,
kendi duvarımıza yansıyan canavardan korkar olduk.

Kütüphanelerin rutubetli raflarında dirsek çürütenler,
yukarıdan baktılar sokaktaki yalınayak yürüyenlere.
Zihinler tozlu ciltlerle tıka basa dolarken,
göğsün sol tarafı boşaldı, hafifledi.
Bilmek, bir nöbettir omuzları çökerten, uykuları bölen;
fildişi kulelerin dilsiz zırhıdır insanı yoran.

Çok bilmek, dünyadan alacaklı olmak demek değildir;
aksine, bu kör dövüşün ortasında,
feneri tutanın, karanlıkta el yordamıyla yürüyene
ödemek zorunda olduğu bitmez borçtur.
Çünkü feneri taşıyanın yükü,
karanlıkta yürüyenin korkusundan daha ağırdır.
Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Dil Yazı Ve Bilgi

Karanlıkta Saklı Işık Karanlıkta Saklı Işık