Alfabetik Şiir
Asırlık bir rüyanın kül rengi perdesi aralandı içimde,
Bir dervişin hırkası gibi büründü gece, sokaklar sustu.
Cebimde kırık aynalar, kendimi aradım dar geçitlerde,
Çıplak ayaklarımla bastığım her taş, kor bir sükuttu.
Duvarlara vuran gölgeler, ruhumun eski sürgünleri,
Eşiğinde beklediğim o kapı, taştan ve dilsizdi.
Fesleğen kokulu avlulardan geçtim, sildim izleri,
Gökyüzü, simsiyah bir mürekkep gibi kalbime sızdı.
Ğ harfi gibi çekildim kendi yalnızlığıma
Hüma kuşunun kanadındaki toza bulandı bu hüzün.
Itır kokulu bir vedanın tam orta yerinde, şafak vaktinde,
İçimin gürültüsü kesildi, sustu o hırçın bozgun.
Jilet gibi keskin bir yalnızlık kesti nefesimi o an,
Kandiller söndü tek tek, serin bir rüzgâr esti sineden.
Lal kesildi dilim, ne kelam kaldı ne de bir beyan,
Masallardan geriye sadece bir avuç toprak kaldı benden.
Ney sesinin rüzgârıyla savruldu göğsümdeki tozlu yapraklar,
Ocakta sönen odun gibi ağır ağır karardı bu can.
Ölümün ve hayatın ötesinde, sessizleşti uzaklar,
Perdelendi dünya, silindi mekân, durdu zaman.
Rengini yitirdi gözümdeki o cafcaflı, yalan şehir,
Sırrını fısıldadı toprak, ayaklarımın altından kayarken.
Şimdi bir nehir akar içimde, tersine akan bir nehir,
Tılsımlı bir el, kalbimin pasını sildi ben uykudayken.
Ufukta yanan o tek mumun şavkına yüzümü sürdüm,
Üryan gelmiştim bu haneye, üryan gitmenin vaktidir.
Varlık denen o ağır gölgeyi ayaklarımın altında gördüm,
Yalnızca bir "Hû" sesi kaldı, gerisi nefsin ahtidir,
Zifiri karanlıkta parlayan, o ezeli aşkın ta kendisidir...
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.