Çıplak Göğün Beş Ağrısı
Ağır, pelte gibi bir sis oturur göğsümüzün ilk katına.
Burada nefes, balçıkla sıvanmış bir nefret; yağmur ise kırbaç.
Fırtınanın tam göbeğinde, yerçekiminin hoyrat avucunda çiğneniriz.
Sırılsıklam bir kederin içinde diz çökerken insan, unuttuğu kadim şimşeği bekler;
Bilirsin, içerideki vahşi nehirleri uyandırmaya,
Bazen sadece yeryüzünü yıkan bir felaket muktedirdir.
Bir adım yukarısı, rüzgarın boynunun vurulduğu steril rüya.
Kalbini kırıp da etrafına ördüğün kalın, koruyucu zırh...
Güneşin oklarını süzer, seni dünyadan, sızılardan korur güya.
Ama fazla dertsiz bir irtifa, sessiz bir intihardır aslında.
Kanat çırpmadan süzüldüğün o düz çizgide, fırtınasız bir gökyüzü,
Yaşamak dediğin büyük yangını, sadece bir seyir zevkine indirger.
Sonra amansız dondurucu bıçak saplanır ruhun orta yerine.
Eksi seksen beş derecelik bir kibir, zifiri ve sağır bir yalnızlık.
Burası, dışarıdan fırlatılan her taşın, seni yıkmak isteyen her anının mezarlığı.
Göğsüne çarpan yabancı hınç, bu soğukta sürtünür, yanar ve erir.
Aşağıdakiler gökte bir yıldız kaydı sanır, o büyüleyici ışığa methiyeler düzer;
Oysa yukarısı bilir, o ışık sadece bir ruhun acıyı eritirken çıkardığı son çığlıktır.
Ve nihayet, sınırların eridiği uçsuz bucaksız, bin beş yüz derecelik kor.
Hakikate o kadar yaklaşmışsındır ki, artık saklanacak bir gölgen kalmaz.
Karanlığın bağrında ruhunun parçaları parıldamaya başlar birden;
Kutup ışıkları gibi yeşil, mor, darmadağın ve muazzam.
Burası yaranın tuvale döküldüğü, külün fırçaya dönüştüğü yerdir.
Evet, iliklerine kadar kavrulursun bu çıplak temasla,
Ama geceyi boyayan o ihtişamlı renkler, sadece en çok yananların harcıdır.
Ve en uç sınır…
Bağların çözüldüğü, yerçekiminin pes ettiği büyük ayrılış.
Atomların bile birbirinin elini bıraktığı, kuralsız, isimsiz bir sonsuzluk.
Artık dünyaya ait değilsindir; ne bir damla yağmur seni bağlar ne bir ah.
Her şeyden vazgeçtiğinde varılan mutlak, dilsiz özgürlük…
Geriye dönüp baktığında aşağıda çırpınan küçük mavi lekeye,
fısıldarsın kendine:
Fırtınada boğulduğum ilk katman olmasaydı,
Bu hiçe sayışın tadını asla bilemezdim.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.