Yaşlı bir adam bastonuyla bahçeden evine girerken karısı onu balkonda karşılıyordu. Adam merdivenleri çıkarken, karısı ona güzel bir haber vereceğini söyledi. Yaşlı adam yorgun bir şekilde sedire oturdu ve mendiliyle terini sildi. Karısı, oğullarının eşi ve iki torunuyla birlikte iki gün sonra iftara geleceklerini söylediğinde, adam "İnşallah!" diyerek umutsuzca karşılık verdi. Birlikte geçmişe daldılar ve tek çocukları olan oğullarının hikayesini hatırladılar.
Memur olan baba ve annenin tek çocuğu olan oğulları, petrol mühendisliğini birincilikle bitirdi. Amerika'da doktora eğitimi almak için kabul edilince gitmek istedi. Ailesi başta karşı çıksa da, oğullarının ısrarı üzerine evlerini satıp, kredi çekerek onu Amerika'ya gönderdiler. Oğulları doktorasını bitirdikten sonra orada harika bir iş teklifi aldı ve ailesine danışmadan kabul etti. Oğullarını bir daha hiç göremediler. Oğulları, ailesine haber vermeden okuldan tanıştığı biriyle evlendi ve iki oğulları oldu. Aile, oğullarının eşi ve çocuklarıyla tatil için Antalya'ya geldiğini duyuyordu ama onları ziyaret etmiyorlardı.
Şimdi, hiç görmedikleri gelinleri ve on iki ve on beş yaşındaki torunlarıyla iftar için gelecekleri haberi, yaşlı çifti hem sevindirmiş hem de şüphelendirmişti. Adam, eşine "Sence bu sefer gelecekler mi?" diye sordu. Yaşlı kadın, sessizce akan gözyaşlarıyla konuşamadan sadece omuz silkti. Kadın iftar hazırlıklarına başladı. Adam ise cüzdanından oğlunun mezuniyet fotoğrafını çıkarıp uzun uzun baktı. Bahçedeki dut ağacına bakarak, oğlunun çocukken o ağaçtan düştüğünü ve bacaklarını kırdığını hatırladı. Günlerce onu sırtlarında okula götürüp getirdiklerini düşündü. Cumhuriyet Bayramı için borçla yavrukurt elbisesi aldıklarını ve yeni bayramlıklarını yatağının başında tutacak kadar sevindiklerini hatırladı. Gözyaşlarını kimseye göstermeden sildi.
İkindi vakti her şey hazırdı. Yaşlı çift sofrayı kurdu ve heyecanla beklemeye başladılar. Kadın, "Bu zamana kadar gelmeleri gerekmez miydi?" diye endişeyle sordu. Adam, "Merak etme, gelirler" diyerek onu teselli etmeye çalıştı. Akşam ezanı yaklaşırken, birbirlerine gözyaşlarını göstermemek için kadın oyalanıyor, adam bahçeye bakıyordu.
Tam iftar topu patladığında telefon çaldı. Arayan oğullarıydı. "Anneciğim, kusura bakmayın, Amerika'ya dönmek zorundayız" dedi. Uçakta olduklarını ve fazla konuşamayacağını söyledi. "Artık başka zaman sizi rahatsız ederiz inşallah. Babama da çok selam söyle, her ikinizi de öperim" diyerek telefonu kapattı. Yaşlı kadın telefonu masaya sessizce bıraktı. İki yaşlı insan, ağlayan gözlerle birbirlerine baktılar. Adam, "Tamam hanım, orucumuzu açalım artık" dedi. Sadece suyla oruçlarını açtılar, dirseklerini masaya dayayarak büyük umutlarla hazırladıkları yemeklere ve sonra da birbirlerine uzun uzun baktılar. Yaşlı kadın hıçkırıklarla "İnşallah bir gün belki" dedi. Adam ise "Allah acılarını duyurmasın. Ömrümüz varsa inşallah" diyerek ekledi.
Kamil Erbil