Ebû Nasr Es Serrâc Et Tûsî Ve El Lüma
EBÛ NASR ES-SERRÂC
ET-TÛSÎ ve el-LÜMA
IV yüzyılda
telif yapmaya başlayan sufiler, doğrudan bir tarikata isnad edilmeseler bile
yazdıkları eserler günümüzde tarikatlar tarafından kaynak eser olarak
okunmaktadırlar. İslam tasavvufu hakkında karar verebilmek için bu tasavvuf
klasiklerinden kısaca bahsetmek mecburiyetindeyiz. Bahsedeceğimiz ilk eser M.H.
Oryan’ın “ Kur’an’a
ve Sünnet’e uygun tasavvuf anlayışını ortaya koymayı ve böylece tasavvufa
yöneltilen ithamları ortadan kaldırma amacıyla yazıldığını ve yeri geldikçe
cahil sûfîleri eleştirmesi ile özgün olduğunu belirttiği el-Lüma olacak. İlk
tasavvuf klasiği olma özelliğine sahip el-Lüma hakkındaki ortak görüş hemen
hemen aynıdır. Eser cahil sufileri eleştiren ve tasavvufu Kur’an ve sünnet
ışığında yorumlayan ilk eserdir.
Prof. M.H.Oryan Tasavvuf ve Şeriat http://
www. ilimvetasavvuf.com/index.htm
Kaynaklara
göre silsilesi Hz.Ali (kv) kanalıyla Peygamber Efendimize (sav) ulaşan fakat
hayatı hakkında fazla bilgi bulunmayan Ebu Nasr Serrac et Tusi (ks)’nin yazmış
olduğu el-Lüma ilk yazılan eser olup muteber bir tasavvuf klasiğidir. Ebû Nasr
(ks) zühd ehlinden, fütüvvet ve sûfî edebiyatı konusunda bölgesinin önderi,
Şeriat ilmine bağlı, vaktin şeyhi, imam-ı kâmil, temkîn ehli, Tâvûsu’l-Fukara
lakabının sahibi, ilimde kemal sahibi, riyazet ve muamelede büyük bir şana
sahip, şeyhlerin sözlerini şerh etmekte harika olan bir sûfî idi. Tasavvuf
şeyhlerinin günümüzde-ki bakiyelerinden biridir. Ekim 988 yılında vefat eden
Ebû Nasr Serrâc, bir zahitler ailesinden gelmekteydi ve kendisine bölgesinde
fütüvvetin mümessili nazarıyla bakılmaktaydı. Tasavvuf ehlinin sözcüsüydü.
Görüşlerinde şeriat bilgisine dayanan Serrâc, yaşadığı devirde şeyhlerin fakihi
idi
Serrâc
el-Lüma’nın girişinde kitabı yazma nedenini açıklarken birisinin kendisine “ Tasavvufun ve sûfilerin yolunun ne olduğunu
ve halkın mutasavvıflar hakkındaki farklı yorumlarının sebeplerini”sorduğunu
belirtir ve yaşadığı dönemde sufiler hakkında insanlar arasındaki farklı
düşüncelerden bahseder. Serrac’a göre sûfiler hakkında insanlar arasında ifrata
varan fikirler oluşmuştur. (Sufiler bazılarınca yüce mertebelere çıkarılmakta,
bazılarınca küçümsenmekte, bazıları sufileri cehaletine aldırmayan oyun ve
eğlence düşkünü kişiler olarak görürken bir başka grup ise sufileri zühd ve
takva ehli, yün giyen, konuşma ve giyime önem vermeyen kişiler olarak
değerlendirmektedir. Başka bir gruptakiler ise sufileri daha da ileri giderek
zındıklık ve sapıklıkla itham etmektedirler.)
Serrac
(ks) el-Lüma’yı bu sebepten yani sufiler hakkındaki kafa karışıklığını gidermek
niyetiyle, sözlerini Kitap ve Sünnete bağlı olarak açıklayarak hakkın hakk
olarak ortaya çıkmasını, batılın ortadan kalkmasını, ciddinin gayr-i ciddiden,
sağlamın sakattan ayrılmasını ve her şeyin yerini bulması isteyerek yazmıştır.
Ona göre tasavvuf dinî ilimlerden biridir.
Mukaddimesinde, kendi döneminde ortaya çıkan bir durumdan şikâyet etmektedir. “Sûfilerin ilimlerine dair söz söyleyenler pek çoğaldı. Sûfilere benzemek isteyenler, tasavvufî konularda işaret yoluyla konuşanlar hayli arttı. Bu gruplardan her birinin kendilerine ait ibarelerle yazılmış eserleri vardır. Ancak bunların hepsini güzel saymak mümkün değildir. Çünkü meşayıh bu konuda söz söyleyen ilk büyükleri, dünya ile olan başlarını koparmadan, nefislerin mücahede, riyazet ve vecdle öldürmeden konuşmamışlardır. Dünyaya arkalarını çevirip Hakk’ın dışında her şeyden soyutlanmışlar, ilme sarılıp amelde tahkik ehlinden olmuşlar ve böylece ilim, hakikat ve ameli birleştirdikten sonra söz söylemişlerdir.”
Serrac
(ks) ilerleyen zamanlarda kendisini eleştireceklere de şu cevabı vermektedir: “Çağımızdaki bazı âlimlerin düştüğü
hataya düşmemek için daha çok ilk mutasavvıfların görüş ve sözlerin nakletmeyi
tercih ettim. Zira asrımızda yaşayan bazı âlimler, tasavvufî manalardan söz
söyledikleri veya kendilerine bir şeyler izafe ettiklerinde bu hakikatlerden
çok uzaktırlar. Onlar ilk sûfilerin söz, hal ve vecdlerini farklı bir şekilde
süsleyip kendilerine izafe ederek halk arasında mevki ve itibar kazanmayı
amaçlarlar. Böyle kötü niyet taşıyanların hasmı yüce Allah’tır. Allah hesaba
çekici olarak yeter. Çünkü Allah onlara bir emanet vermiş, onlar bu emanete
hıyanet etmişlerdir.‛
Serrac
(ks) kitabında, münasebet düştükçe, kendilerinden ders aldığı üç yüz âlim ve
şeyhin adını anmakta olup ayet, hadis, sahabe, tabiîn ve ilk dönem zahidlerin
söz ve davranışları dışında, yazılı eser ve belgelerinden yararlandığı âlim ve
şeyh sayısı ise yüz ellidir.
Kuşeyrî
ve Hucvirî ise Serrâc’ın biyografisine yer vermeseler bile, eserinden alıntılar
yapmışlardır. Mesela Kuşeyrî 76, Hucvirî ise 83 yerde ondan alıntılar
yapmaktadır. Gazzalî, İhya adlı eserinde bazen ismini anarak, bazen ismini
anmadan el-Lüma’dan yapmıştır. Diğer bir tasavvuf klasiği olan Avârifü’l-Meârif
sahibi Sühreverdi (ks) eserinin 22, 32, 37, 38 ve 40’ıncı bölümlerinde el-Lüma’dan
alıntılar yaparak yararlanmıştır.
Serrâc’ın
etkisinin en bariz şekilde görüldüğü eser Ebû Abdurrahman es-Sülemî’nin
Galatu’s-Sûfiyye adlı eseridir. Eserin muhakkiki Abdülfettah Ahmed’in
belirttiği gibi, bu risale geneli itibariyle el-Lüma’ın aynı başlığı
taşıyan bölümünün kopyası gibidir. Sülemî Tabakâtu’s-Sûfiyye adlı eserinin 124
yerinde ondan bahsetmekte ve alıntılar yapmaktadır.
Serrac’ın
çağdaşı olan Ebû Saîd el-Hargüşî )1015)’nin Tehzibü’l-Esrar adlı eseri, konu ve
bab başlıkları itibariyle el-Lüma’ın aynı gibidir.
Serrâc’(ks)
ın asıl etkisi, tasavvuf ilmini, diğer İslamî ilimler gibi ama on-lardan ayrı
bir ilim olarak değerlendirip işlemesi, tarifini yapması, delillerini
zikretmesi, sınırlarını çizmesi, konularını belirleyip tertip etmesi, adeta ona
bağımsızlığını kazandırmasında ortaya çıkmaktadır.
Prof. M.H.Oryan
Tasavvuf ve Şeriat http:// www. ilimvetasavvuf.com/index.htm
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.