Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Değişime Direnen Kula İnsanı

Değişime Direnen Kula İnsanı
DEĞİŞİME DİRENEN KULA İNSANI

18 Ekim 2025

Güncemde daha önce de yazmıştım; üç yüz yıl kadar evvel Evliyâ Çelebi Manisa’ya uğramış. Şehrin halkından öyle bir zarafetle söz ediyor ki… Çarşıların ve sokakların her sabah su dökülerek temizlendiğini, kavakların, çınarların, söğütlerin ve asma dallarının gölgesi altında serinlik bulduğunu anlatıyor. “Bu insanlar ince ruhludur,” diyor, “şairlik mizacı taşırlar; on yedi divan sahibi şair bu şehirde yaşar.”

Ben ise Kula’ya adım attığım ilk andan itibaren, Evliyâ Çelebi’nin üç yüz yıl önce gördüğü manzaraları, hissettiği duyguları hâlâ bulabilir miyim diye merakla, hevesle yürüdüm o dar sokakları. İçimdeki ses, “Bir günlük gezide ne kadar tanıyabilirsin buraların insanını?” diye fısıldasa da, ben o eski evlerin taşlarına bastıkça sanki 19. yüzyılın gölgesinde zaman ağırlaştı. Duvarlara dokundum; işlemeli kapılardan içeri süzüldüm. Ahşap trabzanlara elimi sürerek merdivenleri tırmandım; ikinci kata vardığımda kaynana köşesinde, kayınbabanın sessizce vakit geçirdiği odada birkaç fotoğraf çektim.

Başımı pencereden uzatıp selam verdiğim yaşlı bir amca, yüzünde yılların dinginliğiyle beni evine buyur etti. Rengârenk yeleği içinde neredeyse kaybolacak kadar narin, yaşlı bir kadına “merhaba” dedim. Yanındaki ihtiyar ise sessizdi; kulağının arkasındaki işitme cihazını fark edince sustuğunun sebebini anladım. Yüzleri aydınlık bu insanlar gülümseyerek şöyle dedi:

“Bir geliyorsunuz, buraları şenlendiriyorsunuz… Sonra bir bakıyoruz, ansızın kayboluveriyorsunuz.”

İçimden, “Ah!” dedim, “ne büyük mutluluk…” Yıllar, yüzyıllar akıp gitmiş ama bu toprakların insanları değişimin rüzgârına karşı hâlâ direniyor; gölgelerde saklı eski zamanın ruhunu koruyor.

Şairler nerelerde oturur, hangi gölgeli köşelerde ilhamı beklerdi? Sobaların başında mı toplanırlardı, yoksa cumbalı bir odanın penceresinden mi düşerdi kelimeler kâğıda? Düşündüm: Kitapları var mıydı, şiirleri satır satır elde mi dolaşırdı? Bu sorularla gözlerimi kapadım; içimde ince bir sızı, yaralı bir kuş gibi inledi ruhum.

“Çiğdem,” dedim kendime, “senin bir kitabın bile yokken, bu zamanda burada yaşayan onca şairin hâli senden ne kadar farklı olabilir ki?” Belki onların da defterleri tavan aralarında sararmış, belki dizelerinin çoğu rüzgârla savrulup gitmişti.

Sonra hayalim beni aldı, zamanın ince perdesini aralayıp Evliyâ Çelebi’nin huzuruna çıkardı. Elimde şiirim… Çifte kavrulmuş lokumun ağzımda bıraktığı tat gibi okudum mısralarımı ona. Şaşırdı. Serbest şiirime alışık olmayan gözleri büyüdü; sakalını ağır ağır sıvazlayıp seyahatnâmesinin kenarına birkaç satır karaladı. Ne yazdığını göremedim ama hissettim: Zaman kısa, kelimeler uzun bir yolcuydu.

Tam o sırada koluma hafifçe dokunan bir el, beni yüzyıllar öncesinden çekip aldı. Gözlerimi açtım. Cemile, gülümseyen gözlerle, “Hadi,” dedi, “şu Öpüşen Evler’in önünde fotoğraf çekilelim.”

Ve ben… Zamanın iki ucunda asılı kalmış bir kelime gibi, bir elimde düş, diğer elimde gerçek—yürüdüm.

H. Çiğdem Deniz
Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Değişime Direnen Kula İnsanı

Değişime Direnen Kula İnsanı

çitlembik çitlembik