Süper Maryo
Süper Maryo
11 Haziran 2026
Bu akşam yemeğini, daha önce de sözünü ettiğim koordinatörümüz Aydın Bey ve eşi Zuhal Hanım'la yiyeceğiz. Bu etkinliğin mimarı olan Aydın Bey, çizgi film kahramanı Mario'yu andıran görüntüsüyle gittiği her yerde ilgiyi üzerine çekiyor. Zuhal Hanım ise bu ilgiyi zarif bir tebessümle uzaktan seyrediyor; yılların alışkanlığıyla olsa gerek, eşine yönelen sıcaklığı doğal bir sakinlikle karşılıyor.
Havuz başında başlayan "iki kupa içiverelim" sohbetimiz, akşam güneşinin sıcaklığını yavaş yavaş yitirdiği saatlerde keyifle sürdü. Tam o sırada otel müdürü olduğunu öğrendiğim bir beyefendi yanımıza geldi. Aydın Bey, otelle ilgili yapacağı yorumlarda kendilerine hizmet eden çalışanlardan da söz etmek istediğini söyleyerek garsonların isim listesini rica etti.
Müdürün verdiği cevap takdirimi kazandı.
"Gördükleriniz kadar işin mutfağında emek veren çalışanlarımız da var," dedi. "Onları es geçmek haksızlık olur. Bu gemiyi hep birlikte yürütüyoruz."
Bu sözler bana çok tanıdık geldi. Ben de müzikle ilgilendiğimi söyleyerek aynı bakış açısını paylaştım.
"Bizler de sahnede böyle düşünürüz," dedim. "Sesçisi, ışıkçısı, sunucusu, sanat yönetmeni, sazendesi, koristi... Biri eksik olduğunda ne gemi yol alıyor ne de sanat istediği limana ulaşabiliyor."
Birbirimize bakıp hafifçe tebessüm ettik. Ardından karşılıklı iyi akşamlar dileyerek ayrıldık.
Sonrasında Engin kara kaşlarını hafifçe kaldırıp kadehini uzattı.
"Şerefinize..." dedi.
Sohbet ilerledikçe Zuhal Hanım'ın yaşadığı talihsiz kazayı da öğrendik. Kızı, damadı ve torunuyla birlikte geçirdikleri kazadan hafif yaralarla kurtulmuşlar. Geçmiş olsun dileklerimizi bütün samimiyetimizle ilettik.
Meğer bir tır şoförü direksiyon başında uykuya dalmış; onların aracına ve bir başka araca daha çarpmış. Zuhal Hanım yaşadıklarını anlatırken anneliğin o değişmeyen tarafını bir kez daha gördüm. İnsan kendi acısını unutup evladının acısına odaklanıyor.
Yaralarını gösterirken, "Kızım arkadaydı, torun da onunlaydı. Yer değiştirmiştik," dedi. Sözlerinde hâlâ yaşanan korkunun izi vardı. Buna rağmen her cümlesinin sonunda aynı duygu hissediliyordu:
"Yeter ki onlar iyi olsun."
Annelik belki de tam olarak buydu; bütün yaraları ve korkuları kendi üzerine alıp sevdiklerinin iyi olmasına şükretmek.
Bir süre sonra bu akşam düzenlenecek devre gecesi için müsaade isteyip odamıza çıktık. Hazırlanırken ben yeşil tonlarda, İtalyan esintileri taşıyan rahat ama şık bir parçayı tercih ettim. Engin ise lacivert tonlardaki şortu ve yanık süt rengini andıran tişörtüyle oldukça karizmatik görünüyordu. Akşamın neşesine karışmaya hazır, tatilin son günlerinin tadını çıkarmaya niyetliydik.
O sırada çocukların neşeli çığlıkları, çatal bıçak sesleri ve havuz başındaki akşam uğultusu birbirine karışıyordu. Yaz gecesi, kendi küçük orkestrasını kurmuş gibiydi.
H. Çiğdem Deniz
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.