DEĞERLENDİRME
Edebiyat Evi’nin değerli
sakinleri; Temmuz ayında başladığımız “Vakıf İnsanlar” temalı çalışmamızın
sonuna gelmiş bulunmaktayız. Vakıf Toplum ve Şehir bölümü bağımsız bir çalışma
olduğu için ayrı değerlendirilmelidir.
Başlarken belirttiğimiz
üzere çalışmamızın teması “ Vakıf İnsanlar” yani yeni bir tabirle “Tüm
varlıklarını karşılık beklemedin insanların faydası için harcayan insanlar”.
Yani Vakıf İmparatorluğu’nun mensupları. Vakıf insanları tek tek listelemek
mümkün değil. 15 asırlık İslam tarihi on binlerce belki milyonlarca vakıf insan
var. Yine belirttiğimiz üzere Vakıf insan olmak demek cömert olmak demektir.
Cömertliğin ise sınırı yoktur. Cami yaptırmakla camiye mum almak arasında fark
yoktur. Herkes kendi imkanları ölçüsünde cömert veya cimridir. İlmini,
bilgisini insanlardan saklayan da cimridir Malını saklayan da. Önemli olan
zihniyettir. Vakıf insanlar konusuna bu pencereden bakmaya çalıştık. Binlerce,
milyonlarca insanı listeleyemeyeceğimiz için guruplandırmamız gerekiyordu doğal
olarak.
1-
Peygamberler vakıf insanlar kavramını
karşılayan şahsiyetlerdir. Hz. Adem(as)-Hz.Muhammed (asv) arasındaki bütün
peygamberlerin ortak özellikleri onların vakıf insanlar olduklarının da
ispatıdır. (Tüm varlıklarını insanlara karşılık beklemeden sunmaları) Vakıf
insanların ikinci basamağında Ashabı Kiram, Dört Halife bulunur. Devamında
Mezhep İmamları vardır.
2-
Çalışmamızda bilindik anlamda, Osmanlı’ya
özel bir bölüm ayırmadığımız düşünülebilir. Doğrudur. Osmanlı vakıfları
hakkında sayısız esere ulaşma imkanına sahibiz. Amacımız fazla bilinmeyen
kişileri anlatmaktı. Bunu başardığımızı zannediyorum. Bir şeyi itiraf
etmeliyim. Bu çalışma kendim için. Hazırlık aşamasında ne kadar bilgisiz
olduğumu fark ettiğim bir çalışma oldu. Hem tarihi hem dini konularda çok güzel
beni gururlandıran bilgiler edindim.
3- Vakıf ve Ehl-i Tasavvuf bölümü şahsım
adına çok önemliydi. 12-15 asırlık tarihi boyunca sıklıkla yanlış anlaşılan
tasavvuf ve sufiler yazarken zorlandığım bölümdü. Tasavvuf demek tehlikeli sular demek,
okuyanları da tehlikeye atmak demek çünkü.
4-
Hata ve kusurlar tamamen şahsıma aittir.
Ama kasıt yoktur. İhmal veya bilgisizlik sebebiyledir.
5-
Son söz: Sürçü lisan ettikse
affola”