Seksenler Ve Doksanlar Konserinin Ardından
Seksenler Ve Doksanlar Konserinin Ardından
13 Aralık 2025
H. Çiğdem Deniz
Konser sırasında seyircinin sabrı taşarken, sahnede duran bizler şaşkınlığı ve kırgınlığı aynı anda taşımak zorunda kaldık. İsyan, alkışla susturulamayacak kadar gerçekti. Ses, olması gerektiği yerden bize ulaşmıyor; müzik, kendi gövdesine çarpa çarpa eksiliyordu.
Verilen arada tonmaister, salonun en arka sıralarındaki kolonların kapalı olduğunu ancak fark edebildiğini söyledi. Söylerken sesi kısıldı; geç kalmış bir cümlenin ağırlığı vardı yüzünde. O kısa arada açılabildiğini ekledi—gecikmiş her müdahale gibi, eksik bir teselliyle.
Daha beteri oldu sonra. Sazlarımızın şefi, konserin ortasında udunu bırakıp bu duruma el attı. Klarnetin sesi her yeri doldururken, diğer enstrümanların mikrofonlardan seyirciye ulaşamadığını kızgınlıkla, bastırılmış bir öfkeyle dile getirdi. O an müzik susmadı belki ama adalet duygusu durdu.
On dakikalık arada seyircinin içten tebriklerini kabul ederken, sesle ilgili sitemler de tekrar tekrar sunucu olan, bana ulaştı. Söyledim. İlettim. Ama inan, sonrasını bilmiyorum. Bazı sözler, doğru yere ulaşsa bile yankısız kalabiliyor.
Buna rağmen ayakta durmayı göze alanlar vardı. Yer bulamayıp geri dönenler… Konserden sonra minik fısıltılar hâlinde kulağımıza çalındı bunlar. Ve o fısıltılar, sadece sesi değil, niyeti de sorguluyordu.
Fısıltı gazeteleri bu gecenin kimler tarafından sabote edildiğinin merakıyla içinden konuşuyor, fikirler telakkuz hâlinde dolaşıyordu.
İç sesim ise tek bir şey söylüyordu: Kulağı deliklere sor.
Ve konserin ardından kaleme alınmış bazı satırları okurken şunu gördüm…
Yazıyı kaleme alan beyefendi, konserin perde arkasında yaşanan tüm aksaklıklara rağmen gecenin başarısını şu kelimelerle kayda geçirmiş. "O gece sahnede eksilen sesler oldu belki; ama müziğin niyeti eksilmedi." Nice gazete, bu emeği ve direnci sayfalarına taşıdı. Görünen o ki, her şeye rağmen müzik yolunu buldu; çünkü gerçek emek, en zor şartlarda bile duyulmayı bilir diyor.
“Sanat varsa, umut vardır.
Müzik varsa, şehir nefes alır…”
Yaşanan tüm aksaklıklara rağmen, o geceye dair kalan hafıza buydu. Ve bu hafıza, yalnızca bizim değil; sayfalarına taşıyan nice gazetenin de ortak cümlesi oldu.
Gazete sayfalarında gecenin yankısı hâlâ sürerken, zihnim beni yeniden o ana götürüyor. Salondan çıkışta, iki pırıl pırıl genç ilişiyor gözüme; biri erkek, biri kız. Bakışları hayranlık dolu ama adımlarında bir çekingenlik var. Yaklaşmak istiyorlar, ama duruyorlar.
Bu kez yönümü ben onlara çeviriyorum.
Kız, heyecandan ellerini nereye koyacağını bilemez hâlde gülümsüyor.
“Hoş geldiniz,” diyorum. Sohbetin ilk kelimesi böylece kendiliğinden yerini buluyor.
Konserin sonunda Atik Sahil, siyahın asaletiyle şıklığı yakalamış hâliyle ve sevgili eşi kehribar tonlarının hâkim olduğu kıyafetiyle, birlikte karşımdaydı. O an içimden geçen söze dönüşüyor:
“Bu gece gençlere ulaştık.”
Göğsüm kabarıyor.
Bu duygu bana yabancı değil. Gönen’de de, bir şarkı bir şiir etkinliğinin ardından iki genç kızın bana yaklaşmasıyla aynı hisse dokunmuştum. Kısa cümleler, uzun bir anlam bırakmıştı geride. Bir salona ulaşmanın değil, kalplere değmenin kıymetini o an bir kez daha anlamıştım.
Bütün aksaklıklara, eksilen seslere rağmen…
Müzik yine yolunu bulmuştu.
Çünkü gençler durup dinliyorsa, gözleri parlıyorsa, emek boşa gitmemiş demektir.
Seksenler Ve Doksanlar Konserinin Ardından başlıklı yazı çitlembik tarafından
14.12.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.