Rengarenk Huniler

RENGARENK HUNİLER
15 Aralık 2025
H. Çiğdem Deniz
Çalışma bitmişti. El birliğiyle hazırlanmış pastalar, börekler, salatalar masaya yerleştirildi. Çaylar dolduruldu, ayakta ya da sandalyelere ilişerek kaynaşmaya çalıştığımız o kısa aralıkta geçti konuşma.
Birimiz “Hayat çok zor,” dedi, “Başımda da bir huni var.” Diğeri sessizce onayladı. Ben söze karıştım: “Benimkiler rengârenk.”
O an Yaşar Kemal’in Sarı Sıcak’taki “Kalem” hikâyesi düştü aklıma. Kalem, orada yalnızca kalem değildi; insanın omzuna çöken, taşınması zor bir yük gibiydi. Masadaki böreklerin, pastaların sıcaklığına rağmen başımızdaki huniler aynı yerden geliyordu sanki.
Balıkesir, şehrin çöplüğü gibi hissettirdi kendini. Atılmış duygular, yarım kalmış cümleler, değersizleştirilmiş hayatlar… Hepsi bir yerde birikmişti.
“Rengârenk” demem neşeden çok, o çöplüğün ortasında bile bir renk arama inadıydı. Yaşar Kemal’in kalemi nasıl yükse, bizim hunilerimiz de öyleydi; ama insan bazen yükünü bile boyayarak taşımak istiyordu.
(
Rengarenk Huniler başlıklı yazı
çitlembik tarafından
16.12.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.