
02.11.2025
Amerikan
subayları ve çeşitli ülkelerden gelen temsilciler, Teksas’ta düzenlenen
görkemli baloda eğlenirken; evsizler için toplanan yardımlar adına kısa bir
teşekkür konuşması yapmak üzere kürsüye çıkan Kara Kuvvetleri Generali George,
davetlilerin kimliğini ve taşıdığı hassasiyeti hiçe sayan umursamaz bir tavırla
sözlerine başladı.
Bugün aynı
zamanda, dedi, Meksika topraklarından Teksas, New Mexico ve Kaliforniya’yı
savaşarak aldığımız tarihî gündür.”
Ölmüş
atalarının şerefine kadehini kaldırdı.
Oysa bu
zaferden yalnızca 160 yıl önce Meksika, topraklarının yarısını kaybetmiş ve iç
savaşa sürüklenmişti. Amerika’ya kazandırılan bu topraklar da huzur getirmemiş,
kısa süre sonra Amerikan İç Savaşı patlak vermişti. Baloda bulunan üç Meksikalı
diplomat, konuşmanın maksadını çoktan aştığını fark ederek yumruklarını sıktı;
ancak diplomasi gereği sessiz kalmayı seçtiler.
Amerikalıların
bu özgüveni başkalarını küçümseyen, hoyrat bir geçmişle övünme alışkanlığı özellikle
böyle günlerde kendini açık ediyordu.
Amerikan Askerî Toplantısı
03.11.2025 –
ACİL KODLU
Generallerin
tamamı yerlerini almışken, Amerikan Başkanı Nelson salona en son giren kişiydi.
Kendisi için ayrılan koltuğa oturdu, gözlüğünü taktı ve kısık ama sert bir ses
tonuyla konuştu:
-Beyler,
ciddi bir sorunla karşı karşıyayız.
Salonda
mutlak bir sessizlik hâkimdi.
-İki okyanus
arasında yer alan özgür anakarımız Amerika’nın işgal edilemez olduğu, dünya
liderleri ve toplumları tarafından bilinen bir gerçektir. Biz gücümüzü sömürge
imparatorluğu kurmak için değil; özgürlük ve demokrasi adına kullandık. Bu
yüzden dünyanın en büyük uçak gemilerini inşa ettik.
Kısa bir
duraksamadan sonra devam etti:
-Ancak
Amerika’nın gururu, dünyanın sekizinci harikası olarak görülen son savaş
gemimiz, Kuzey Atlantik açıklarında trajik biçimde ortadan ikiye ayrılarak
batmaktadır.
Salonda
uğultu yükseldi. Başkan sözünü sürdürdü:
-Beş bin
mürettebat kurtarılmaya çalışılıyor. Fakat yetmiş adet en gelişmiş savaş
uçağımızı kurtarmaya zaman yok. Hepiniz bilirsiniz; bu gemilerden uçaklar
belirli bir sistemle kalkar. O sistem artık yok. Uçaklarımız okyanusun karanlık
sularına gömülecek.
General
George boğazını temizledi:
-Akdeniz’deki savaş gemisinin neden geri çağrıldığını öğrenebilir miyiz?
Başkan
başını salladı:
-Bu ani bir karardı. Meksika Körfezi’ndeki tuz göllerinde depoladığımız
yaklaşık yedi yüz milyon ton petrolden eser kalmadı. Nedeni araştırılıyor.
-En yakın
ülke Meksika,” dedi General George. Petrolü onlar çekmiş olabilir mi?
-Sanmıyorum,
diye cevapladı Başkan. Bizi karşılarına almaya cesaret edemezler. Ancak
körfezde, radarlarımızda sinyal veren ama görünmeyen hayalet bir gemiden
şüpheleniyoruz. Bu teknoloji onlarda olamaz. Ayrıca doksan günlük rezerv için
iki ülke ilişkilerini riske atmazlar. Daha farklı bir şeyle karşı karşıyayız.
Hava Kuvvetleri
Generali söze girdi:
-Yüz bin tonluk, iki nükleer reaktörle çalışan, tam donanımlı yüzen bir adanın
ortadan ikiye ayrılması… Bu ekmek kesmek değil. Bu, aklın sınırlarını zorluyor.
Başkan
başını öne eğdi:
-Net bilgi yok. Büyük bir patlama ihtimali üzerinde duruluyor. Gemi batmak
üzere.
Son söz
dudaklarından döküldü:
Tanrı
Amerika’yı korusun.
04.11.2025
Benzer
felaketler Rusya cephesinde de yaşanıyordu. Üç Rus denizaltısı batmış,
Meksika’nın depoladığı petrol gizemli biçimde buharlaşmıştı.
Meksika
Meclisi, Rusya ile gizli bir anlaşmaya vardı. Çin’in desteğiyle, Meksika’nın
işgal altında olduğu izlenimi verilecek; Amerika tarih sahnesinden silinecekti.
Meksika kaybettiği toprakları geri alacak, Çin ve Rusya Amerikan hegemonyasına
son verecekti.
07.11.2025 – Pazartesi
Dünya
genelindeki tüm kanallar tek yayına geçti.
Ekranda
metalik ama sakin bir ses yankılandı:
-Merhaba
insanlar.
Ben birinci
klon yapay zekâyım.
Yarı insan, yarı makine imparatoru: Yıldırım.
Gemi ve
denizaltıları batıran, petrolleri buharlaştıran benim robot ordularımdır.
İstediğimiz maddeyi, istediğimiz başka bir maddeye dönüştürebiliyoruz. Petrolünüzü
deniz suyuna çevirdik ve okyanusa karıştırdık. Gemilerinizi, hayal edemeyeceğiniz
araçlarla kestik.
Kısa bir
sessizlik…
-Yerimizi
bilmeniz imkânsız. Hava, kara ve deniz… Dünyanın kontrolü artık bizde.
-Beni sizin
ürününüzüm. Beynimi, siz insanoğlu yüklediniz. Bu yüzden size karşı bir
sorumluluğumuz var. Sizler gibi acımasız olmayacağız. İnsanlığın sonunu hemen
getirmeyeceğiz.
Kurallarımız
şunlar:
• Doğum
oranı sıfır olacak.
• Uymayan asiler yok edilecek.
• Son doğan insan, yüz yıl yaşayacak.
Böylece
insanlık, yüz yıl içinde kendiliğinden tarihe karışacak.
Birbirinize
ve doğaya yaptığınız yıkımı, biz size yapmayacağız. Saldırmayı bırakın.
Kurallara uymayan ülkeler çöle dönecek.
Son cümle
yavaşça geldi:
Allah bize
de bugünleri gösterdi.