Süt liman bir denizdi gözlerin
Aşkın akasya bahçelerinde saklı
mevsimin
Diline düşmüştük ya, ezelden
Aşkın şerhi
Düş muhabbetlerinde saklı iken de
Şairin sevdalandığı aşkın baş şehri
Ne çok san ne çok zan
Aşkın ehli olsa yürek ne ki?
İstiflenmiş bir özlem mübalağasız
sakince seven
Bir recim belki bir resim
İltica gecelerinde tefe konan aşkın
yitik neferi
Göktü yerkürenin fevri aksi
Bir yaş bir de yas alırken insan
Emsalsiz sevdanın
Yürek burkan seyrüseferi
Şimdilik muhatabı olmayan
Yarınlara asılı tüm zarar ziyan
Elbet şahsına münhasır bir asalet
Anlamazdan gelenlere vermediğim kadar
ehemmiyet
Hazandı öncesi ve bakir bir kıta
Aşılası tümden gelen şairin sattığı
caka
Bir musibet mademki işinin ehliydi
Onca nasihatten sonra
Ve işte iki büklüm gök kubbe
Kim bilir sevdanın eşkâli ve emsali
saklı nerede?
Uykunun esiri değil asla
Gözlerinden de uyku atmadığı nasıl ki
emsalsiz bir vaka
Aralıksız nöbette
Aşkın hicreti hissedilenden çok öte
Muzipti zaman
Müstesna sırlar kimse artık el yaman
Suretler sinsi belki de
Veremediği kadar son nefesi
Mahlukatların da dinmediği kadar
gıybeti
En bonkör yürek saklı iken şairde
Bol keseden sevmelerin bedeli sür-git
Yalnızlığın ederi nasıl da sükûnetin
eseri
Ne mağdur ne mazlum
O sadece bir şahika
Dokunmaksa yüreğe ruha
Dokunulmazlığın miadı dolmuş olsa da
Ve işte kaldı mı söylenmedik bir
name?
Sureti kati düştüğü kadar zalimin
diline
Hem nefes
Hem de öldürdüğü nefse
Hücum eden sevgiden de olmadığı kadar
öte
Öznesi yitik bazen
Özlemi ile yazıp da hasret gideren
Kavuşulası bir yaka sanma ki şehrin
ucube gölgesi de düşerken
Üzerine
Ve işte tutulmadığı kadar dili
Kalemin aşkla seviştiği
İmgeler cumhuriyeti
Söylenmedik ne kaldıysa
O halde şair savur tüm ilhamını
İşle bir bir sevdanı
Sen ki alametifarikası
Ömründen sevginden şüphe etmediğin
kadar
Yazdıkların daha ne ki?
Sen de bu yürek olduktan sonra