Sevgi Gerçekten Var Mı

Ne hisseder ki insan 
dilinde onca şiir, 
onca hitap, 
gönlünde hasret, mültecilik, 
uzayan yollar varken? 

Ne görmek ister insan 
gönül aynasına bakarken? 
Neden sorar kendine 
“Ben kimim ?” diye? 
Ya da “Beni bu yolda mecâlsiz bırakan 
hiçbir bilginin kifayet etmediği 
bu gönül yazgısı nedir?” diye?

Bir yürekten içeri girdiğinde ne hisseder insan? 
Bir mezrada gezdiğinde? 
Yol kıyısında yalnız bir mezar gördüğünde? 
Kurumuş bir dalda bir kuş öterken? 
Geniş bir dere yatağında cılız su akarken? 
Ormanın derinliğinde yalnız biriyle gezerken? 
Ulu bir dağın zirvesinde rüzgâra saz çalarken 
ve avazı çıktığınca haykırırken? 

Hastane koridorunda umutsuzca beklerken? 
Gözyaşıyla yıkadığı hayâllerini 
her sabah sevda kuşunun kanadına yüklerken? 
Ya da bir günaha koştuğunda, 
günahı işlediğinde? 
Sonra dönüp secdede nedamet gözyaşı döktüğünde 
ne hisseder insan? 

*

İnsan neyi arar ki bu dünyada? 
Yalnızca iş, ev, itibar, şöhret, para 
ve konforlu bir hayat mı? 
Çok mu huzurludur gönlü, 
ruhu incinmişken vuslat yolunda? 
Hangi araç onu sevdiğine götürebilir ki? 
Ya da hangi şehrin hangi sokaklarına sığdırabilir 
devleşmiş yüreğini? 
Ya da insan mutlu mudur 
sevda aracının gaz pedalına umarsızca basarken?

Peki, ya sevdanın zindanında tutsak olanlar? 
Vuslat yolculuğunda yolları karla kaplı olanlar? 
Gündüz kalabalığında kendini kimsesiz hissedenler? 
Kurumuş dudaklarına 
gözyaşını pınar ederek dua ederken 
en fakir ve bin taksir ile 
en geriden titrek bir gölge gibi yürüyenler?

İnsan nasıl hisseder 
hayatın tam ortasında yaşarken? 
Nasıl yaşar yüreğinde hiç açılamayan kapağa 
ve içindeki aşk buyruklarına rağmen? 
İnsan buna rağmen nasıl ölür? 
Aşkı duymadan, 
anlamadan nasıl ölebilir? 

Tırnaklarıyla toprağı kaza kaza 
tohumlamak istemez mi yeniden? 
İnsan yaşayamaz mı her şeye rağmen? 
Çünkü hiçbir şey yokken 
sevgi vardı. 
Sevgiyle yaratılan âlemler vardı 
ve sevgiden başka hiçbir rüzgâr esmiyordu âlemlerde. 
İnsan bir âlem... 
Sevgi yoksa 
bu âlemde anlamı olan ne?

*

Ne hisseder ki insan 
Tabularından gönlüne koleksiyon oluşturmuş bir insan için 
elbette ciddî bir sorundur sevmek. 
Bütün tutkuları peşine takacak kadar 
çok seviliyor ve yüceltiliyorsa 
ne hisseder ki insan?

Ne ağırdır insanın sevgi hâli 
Başı göklerde, taşlarda, çamurlarda 
ruhu sere serpe uzanmış yatarken bile 
yüreği hep bir seyirdedir ve seyredilir. 

Sevgi, merhamet, incelik, kibarlık, 
Sevgi hüzün, hicran, ihanet
bu hâlleri insanlar mı bulup kendilerine giydirdiler? 
Acaba ölünce elbisesi soyulur da 
tenindeki bu huylar 
yine bırakmaz mı onları ötelerde? 
Bunların bilgisine bürünmüş bir insan 
ne hisseder? 

En güzel ve en çirkin hâlleriyle 
eşyada, insanda ve bütün âlemlerde görülmez mi? 
Ve bu sebepten seslenmek gerekir mi 
idraklere, vicdanlara, iradelere?
Gerçekten sevebiliyor mu insan sevdiğini? 
Dost olabiliyorlar mı gerçekten?


Gerçekten güzelliği bozmayan, 
yıkmayan var mı? 
İnsanlar birbirlerinin yaralarını 
gerçekten önemsiyor mu? 
Yoksa zamanını 
aynalarda yetim kalmış bir sırra mı harcıyor 
ve onu mu izliyor 
bir yaşam boyu? 

Ya da iyileşmesinden umut kesilmiş bir hastaya 
bakar gibi mi bakıyor aynaya? 
Belki de şimdiye dek 
sevgiye dair öğrenilen bütün doğrulara 
veda etmiş gibi... 
Sevebilir mi insan?

Neye yarar sevgi 
yoksa geçmişte yaşananlar 
ve gelecekte yaşanacak olanlar? 
Sevgi yoksa 
ne faydası var ki 
dünyanın kaygılarına yapışıp kalan her şeyin? 

Sevgi yoksa kimin gidecek bir yeri var ki? 
Sevgi yoksa bir anlamı var mı bunca çabanın? 
İsmi var ve cismi yoksa, 
niceliği var ve niteliği yoksa her şeyin, 
ne hisseder ki insan?

*

Sevgi gerçekten var mı ? 
Yoksa dönmemek üzere terk mi etti âlemi? 
Belki de bu yüzden 
düzenli bir hayatı yok bunca hayatların. 
Belki de bu yüzden 
yok sonu sevgilerin, dostlukların, vefanın, vuslatın... 
Belki de bu yüzden 
sıradan ve çok yavan sohbetleri yapıyor 
herkes birbiriyle. 

Belki de hep bu yüzden 
kim nereden aşağı çekiliyorsa, 
elini uzatanı da oradan aşağı çekmeye çalışıyor. 
Belki de sevgisizlikten birbirini çekiştiriyor, 
kuyusunu kazıyor dost bilinenler. 
Sanki gidecekleri bir yerleri kalmamış insanların. 
Kendi kirleriyle birlikte kirlensin istiyorlar 
bütün âlem de.

redfer

( Sevgi Gerçekten Var Mı başlıklı yazı redfer tarafından 9.01.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu