Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Gün Batımı

Gün Batımı


Bu kadim topraklar bir harita değil,

bir sevgilinin avucundaki çizgilerdir.

Ben o haritanın en kuytu yerinde

senin adını fısıldıyorum dört bir yana

ve her seferinde

yine sana varıyor yolum.


hani bir uçurum kenarında dursak da düşmesek,

rüzgâr sırtımızı okşarken,

işte öyle.

Munzur’un soğuğu sızar içimin kanyonlarına.

Sesim yankılanır dağların boşluğunda.

Zap gibi coşar,

çarpar kayalara, azgın bir ırmağa dönerim

her gün batımında.


Zamansız göçlere sererim yorgun kanatlarımı.

Sümela’nın sisinde ararım kayıp düşlerimi.

Bir Akdeniz dalgası vurur kapıma,

Toroslar’ın çam kokulu kucağında

gençliğimi yeniden bulurum.

bir yörük kiliminin nakışında.

Desen desen hayallerim.


Gök gürlese de korkmayız,

yağmurun en çılgın yerinde

sığınırız birbirimize,

ıslanmadan, işte öyle.

Çoruh’un hırçın sularında dökerim içimin tozunu.

Bir zeytin ağacına yaslarım bitmeyen hasretimi.

Cudi’de geceye sinen ceylan gibi

tetikte bekler yüreğim,

ama çorak toprağımda bir gül açar yine de

bir türkü çığırırım yanık yanık…


Tuz Gölü’nün ak sessizliğinde izlerim ayaklarımı.

Söylenmemiş bozlakların arasında seni beklerim Kırşehir de

Sen yoksan

bu koca coğrafyada ben neylerim…


Pamukkale’nin beyaz düşünde yürürüm yalınayak.

Kapadokya’da peri bacalarının gölgesinde

soluklanırız, ürkek ve heyecanlı.

Hasankeyf’in sulara gömülen tarihi

içimdeki kıpırtıya benzer.

Iğdır’ın al elmalarından toplarım sana,

Midyat’ın taş sokaklarında adın yankılanır.


Bir çay içsek Kaçkar’ın sisli doruğunda,

dünya aşağıda kalsa, biz bulutlarda,

işte öyle.

Karaincir akşamlarında batırırım güneşi kızıl sulara.

Eski Foça’nın dar sokaklarında

bir balıkçı ağında takılı kalır

gözlerinin hüzün rengi.

Porsuk’un ayazında titrer gecenin son ışıkları.

Haydarpaşa’da gece yarısı kalkar bir tren,

belki de ikimizi taşır içinde.


Bir menekşe koklasak,

kokusu hiç geçmese,

zaman donup kalsa

ilk el ele tutuştuğumuz o anda,

işte öyle.

Van Gölü’nün derin mavisinde ararım eski efsaneleri.

Akdamar’da hâlâ duyulur mu aşkın yankısı?

Bir taşa kazıdım adını,

rüzgâr silmesin diye.

Ömrümü adadım bu topraklara ve sana,

en değerli armağan gibi.


Amasya dağlarında Ferhat’ın kazması çınlar kulağımda.

Yeşilırmak akar usulca,

tanık olur bizim efsaneye.

Bir damla gözyaşı karışır

Çarşamba’nın ıslak ayazına.

Ellerini çıkarsan cebinden,

tutsan soğuk ellerimi zemheri ortasında,

dünyama bahar inse,

işte öyle.


Mardin gecesinde gerdanlık gibi parıldar şehir,

aşağıda Mezopotamya ovası

bin yıllık bir aşkı kucağında taşır.

Biz bu kadim toprakta sevmeyi yemin ettik,

korkulara kafa tuttuk,

ölümü bile ürküttük.


Kapadokya balonunda yükselir düşlerim,

rüzgâr nereye isterse oraya.

Kızılırmak’ın çamurlu suyunda ararım

kaybettiğimiz o çocuk gülüşlerini…

Ilgaz’ın yamaçlarında.

Bir ıslık çalsan 

bütün şehir sussa,

sadece sen konuşsan,

işte öyle.



Datça’nın büklerinde fısıldar Ege rüzgârı.

Fethiye’nin ölü denizinde kahkaha atarım şerefine.

“Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür”

derken şair,

ben Karaağaç gölgesindeyim hâlâ 


Harput’un buz çeşmelerinden içerim.

Sevdalandıkça gözlerin gelir aklıma.

Gece aydınlandıkça

Sivas soğuğu işler kemiklerime,

fakat içim alev alev yanar.

Senin olduğun her yer yangın yeridir.

bitmese bu aşk.

Sonsuza kadar sürse bu yürüyüşümüz.


Ve bir gün,

bütün dağlar ufka karışınca,

Anadolu’nun her taşı, her yaprağı, 

her damla yağmuru

adımızı fısıldayacak.

Çünkü biz sevdik.

Çünkü biz bu vatanı

bir ana ,bir yar gibi sevdik.



redfer


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Gün Batımı

Gün Batımı

redfer redfer