Nereye Gider Böyle Süleyman

Çok eski zamanlarda konulmuş bir huzursuzluk, 
el ayak çekilince karanlık örtülere bürünerek 
şehrin üzerine çarşaf gibi serilir. 
Gecenin tedirginliği 
her gün batımının ardından 
usulca çöktükten sonra 
şehrin sokakları
envai çeşit günahlara gebe
Gölgeler hâlinde durmadan çoğalır. 

Damsız evlerin çığlıklarla örülü kerpiç duvarlarına yansıyan 
ve gün doğumlarıyla varlığını devam ettiren 
bu pörsümüş gölgeler, 
sorgulayıcı bir yalnızlığı 
ve sarsıcı şüpheleri için için besleyerek büyütür de 
buna karşı günaha bulanmışların elinden 
eziyetten, işkenceden başka bir şey gelmez. 

Şehir derin uykudadır, 
Süleyman uyanık 
ve asırlık ağaçlar gibi ayakta. 
Dağ rüzgârlarının mihmandarlığında 
kalbini süsleyecek sessizliği sevinçle bekler .

Esen rüzgar, 
cennet bahçelerinden esintiler getirerek 
tutkuyla Süleyman’ı bekler. 
Nimetler denizinde yüzen soylulardan 
herhangi biri değildir Süleyman 
Muştularla dolu başka dünyanın 
ölümsüzlüğe açılan kapıları 
onu bekler. 
Hayatın bütün zevkleri anlamsızca 
yanı başında durur .
Gecenin ziyası, gündüzün aydınlığı 
Süleyman’a dokunur.

*

Bu keşmekeş, bu dağdağalı vakitlerde, 
bu çetin, bu sıkıntılı zamanların rahatsız günlerinde 
süregelen hayatı allak bullak edecek, 
darmadağın hâle getirecek bir şeyhin eteğine ilişmiştir .
Gözü şehyinden başkasını görmez. 
O emsalsiz inci tanesinin dudaklarından dökülerek 
kalbini besleyecek billur sözleri gözler. 

Hassas gönlüne nasıl bir ateş düşürmüştü ki, 
Allah’ın nuruyla parlayan ruhu, 
dünya hesabına ne varsa 
her birinden teker teker vazgeçirmişti onu. 
Göz kamaştıran şaşaalı dünyayı terk ederek ,
garipler gibi yaşamasına 
kimse bir anlam verememişti. 

Süleyman, o eşsiz gül yapraklarının 
yumuşak yüzüne bir yağmur damlası gibi tutunarak 
ebedî saadeti bekler. 
Nimetler denizinde doğan, 
şatafatlı evlerde büyüyüp serpilen, 
ipek elbiseler giyinerek, 
hoş kokular sürünen, 
şiirler okuyarak, 
lezzetli sözler söyleyen  
Endamı biçimli, yakışıklı Süleyman 

Bundan böyle 
karanlığın uyuşuk gölgesi hayatının neresine düşer? 
Serin sularda dolaştıran heyecanı 
dünyalara sığmazken, 
annesinin dudaklarının kıvrımlarına sinen 
şiddete meyyal sözlerini yer gök kabul etmez. 

*
Süleyman nereye gider böyle? 
Varımı yoğumu uğruna feda ettiğim oğul, 
varını yoğunu bırakır da nereye gider? 
Hey komşular 
Hey dostlar  söyleyin Süleyman nereden gelir? 
Bu merhametli yuvamız varken 
nereyi yuva bilir Süleyman? 
Hangi yollarda dolaşır ? 
Kimin elini tutar, 
ben elimi uzatmışken? 

Benden yüz çevirip de kimin yüzüne bakar, 
canım ona feda iken? 
Hangi bağı bahçeyi, 
hangi gülistan yerleri mesken edinir de 
şimdiye değin görmediğim bir içtenlikte 
gözlerimin içine bakar. 
Onu elimden alan 
bu yol gösterici de kim ?

Süleyman bir güzellik deryasıdır ki 
onun çehresini anlatmaya çaba sarf eden 
çoğu genç kız ,
kelime yetiremez de güzelliğin saf ruhuna sığınır. 
Kulağına bir şeyler fısıldar mı diye 
annesi ve babası umut ederken, 
Süleyman Rabbine sığınır. 
Ailesinin verdiği cezalar 
ve sundukları dünya nimetlerini hepten kesmeleri, 
onu sarmaşık gibi sarmalayan karanlığın eline 
bırakmaya güç yetiremez. 

Şeyhinin ardı sıra 
hep dikenli yollar üstünde yürür Süleyman 
her zaman Allah’a sığınır. 
Şehirden şehire göç eder ,
Gönülden gönüle akar Süleyman 
Tan yeri gibi aydınlıktır 
ve aydınlık haberler getirir Süleyman. 

*

Kenar mahallerde  onun ismi duyulur.
Semtin en ücra yerinde muallim olarak, 
Kur’an okuyan ve okutan ilk o bilinir .
Her bir sevdalının aşkı gibi değil Süleyman’ın  
Allah ve Peygamber aşkı…
Onun aşkı bambaşkadır. 
Eski yaşantısına şahit olanlar ,
onu zayıf bedenine geçirdiği 
birbirine birleştirilmiş yamalı elbisesiyle gördüklerinde 
gözyaşlarını tutamayıp, 
başlarını öne eğerler. 
Süleyman’ı görenlerin gözleri nemlenir.

Bir zamanlar en güzel elbiseler giyinen, 
en güzel yemekler yiyen, 
en güzel kokular sürünen, 
Şehrin ve hiç kimsenin yakışıklılıkta, 
zarafette ve iyi giyinmede geçemediği Süleyman .
Allah ve Resulü’nün sevgisini her şeye tercih ederek 
seccadenin yeşilliğine yüz üstü uzandı kaldı. 

Saçı başı dağınık 
ve yoksul kıyafetiyle 
Süleyman’ı görenlerin feryatları  
gök kubbeyi  
yeri göğü kuşattı. 

*

Kefenlemek maksadıyla 
arkasında bıraktığı 
bembeyaz bir kumaştan başka 
bir şeyini bulamadılar Süleyman’ın.
Uzak diyarların peygamber zamanını akla düşüren nefhaları 
Süleyman’a şiirler okuyup, 
en seçilmiş kelimelerle Süleyman’ın ölümünü anlattılar
günlerce ,aylarca ,yıllarca …

Şehir ahalisi 
siyah bulutlara bakarken
hep öyle hissettiler
Sonra hangisi olsa gölgesine sığınılacak 
bir çınar ağacına benzeyen 
yağmur ıslaklığında kalmış yüzlerine 
gözyaşlarını döktüler.
Süleyman’ın  hikayesi dört bir yana yayıldı
hep böyle ibretle anlatıldı
hep böyle hüzünle…

redfer

( Nereye Gider Böyle Süleyman başlıklı yazı redfer tarafından 10.01.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu