
Otomotiv endüstrisi tarih boyunca teknolojik ilerlemesini büyük ölçüde rekabet ortamlarına borçlu olmuştur. Bu rekabetin en yoğun yaşandığı alan ise motor sporlarıdır.Motor sporlarının zirvesi olarak kabul edilen Formula 1.
Günümüzde kullandığımız pek çok modern otomobil teknolojisinin temeli, önce Formula 1 pistlerinde test edilmiş ve geliştirilmiştir.
Yüksek hız, aşırı sıcaklık, yoğun mekanik stres ve milisaniyelerle ölçülen performans farkları, mühendisleri sınırları zorlamaya ve sürekli yenilik üretmeye mecbur bırakır. Bu yeniliklerin önemli bir kısmı zamanla günlük yol araçlarına uyarlanır.
Bu nedenle F1’in varlığı, günümüz otomobilleri için büyük önem taşır.
Tabi F1 araçlarını kullanabilmek için gerekli yetenek ve fiziksel kapasite sıradan sürücülere kıyasla insan üstü bir seviyededir.
Bir F1 pilotu yarış sırasında virajlarda 4–6 G arası kuvvete maruz kalır. 4–6 G demek, vücudun kendi ağırlığının 4–6 katını hissetmesi demektir. Bu durum, özellikle yüksek hızda viraj alınırken ve sert frenlemelerde ortaya çıkar. Bu, baş ve boyun bölgesine onlarca kilogramlık ek yük binmesi anlamına gelir. Yaklaşık 1,5–2 saat süren bir yarış boyunca bu kuvvetlere karşı koyabilmek, yalnızca güçlü kas yapısı değil, üst düzey dayanıklılık ve kondisyon gerektirir.
Jet pilotlarında 9G’ye kadar kuvvet görülebilir, ancak F1’de 4–6 G kuvveti uzun süre boyunca devam ettiği için oldukça yorucudur. G kuvvetine karşı koyabilmek, F1’de başarılı olmanın temel şartlarından biridir.
Ayrıca kokpit içi sıcaklık 50°C’ye yaklaşabilir ve pilotlar yarış boyunca ciddi miktarda sıvı kaybeder.
F1 tarihinin efsaneleri denildiğinde akla ilk gelen isimlerden Ayrton Senna ve Michael Schumacher ‘dir. Onları anmadan geçmek olmaz.
Her ikisi de Formula 1’i sadece bir yarış sporu olmaktan çıkarıp, insan sınırlarının zorlandığı, tutku ve mükemmelliğin simgesi haline getirmiştir. Onların mirası, bugün tüm F1 pilotları ve motor sporları tutkunları için eşsiz bir ilham kaynağıdır.
F1 yarışlarında da nadiren de olsa karanlık yarışlara denk geliriz. :)
2008 sezonunda düzenlenen Singapore Grand Prix, F1 tarihinde sadece hız ve rekabetle değil, aynı zamanda manipülasyonla da anılır.
Normalde her pilotun kendi becerisiyle sonuçlanan bir yarış olması beklenirken, bu yarışta Renault takımı bir stratejiye imza attı. Takımın ikinci pilotu Nelson Piquet Jr., ekibi tarafından bilinçli olarak piste bir kaza yapması için yönlendirildi. Bu çarpışmanın amacı, pistte bir güvenlik aracı durumunun ortaya çıkmasını sağlamaktı. Bu durum, takım arkadaşları Fernando Alonso’a avantaj sağlayarak yarışın galibi olmasını sağladı.
Bu stratejik müdahale, özellikle o yıl şampiyonluk mücadelesi veren Felipe Massa açısından belirleyici oldu. Massa, o yarışta liderliği elinde tutarken pit stop sırasında yaşanan karmaşa ve güvenlik aracı nedeniyle yarış dışı kaldı. Bu da sezon sonunda şampiyonluğu bir puanla kaçırmasına yol açtı.