Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Melhame İ Kübra Büyük Savaş

Melhame İ Kübra Büyük Savaş


   3. Dünya Nükleer Savaşı sona ermişti. Sadece üç ay sürmüş, fakat insanlık tarihinin en karanlık üç ayı olarak hafızalara kazınmıştı. Yeryüzünde şehirler harabeye dönmüş, insan kendi ırkını bitirme noktasına gelmişti.

  Bir zamanlar 9 milyara yaklaşan insan nüfusundan geriye yalnızca 2 milyar kalmıştı. Çin ve Rusya cephesi, NATO ve Müslümanların ittifakına karşı ezici olmayan ama ağır sonuçlar doğuran bir yenilgi yaşamıştı. Artık hiçbir zaferin anlamı yoktu; her ülke kendi kabuğuna çekilmiş, yıkıntılar arasında yaralarını sarmaya çalışıyordu.

   Bu anlamsız savaş, 7 milyar insanın ölümüne, şehirlerin altyapısının çökmesine sebep olmuştu. Tam da bu noktada, tarihin ibret dolu sahnesinde, Hz. Mehdi’nin zuhur etmesiyle birlikte tüm silahlar susmuş, insanlık derin bir sessizliğe gömülmüştü.

    Amerika kendi iç sorunlarının derdine düşmüş, savaşın yıkımıyla uğraşırken müttefiklik dahi önemini yitirmişti. Bu kaosun içinde Arap ve Türk güçleri, yıllardır süren çatışmaların mirasını taşıyan İsrail’i ortadan kaldırmıştı. Dünya savaşının korkunç hengamesi sırasında kimse bu gelişmeye dikkat bile etmedi.

    Geriye kalan Yahudiler ise, bir daha bir araya gelemeyecek şekilde dünyanın dört bir yanına dağılmışlardı. Yüzyıllardır süren bir mesele, insanlığın en büyük felaketinin gölgesinde sessizce kapanmıştı.

   Peygamber efendimizin hadisinde belirttiği gibi;

“Dünya zulüm ve haksızlıkla dolduğu zaman, benim Ehl-i Beytim’den biri (Mehdi) çıkacak, yeryüzünü adaletle dolduracaktır.”
(Müsned-i Ahmed, 1/99; Hâkim, el-Müstedrek, 4/557)

  “Dünya ömründen bir gün bile kalsa, Allah o günü mutlaka uzatır ve benim Ehl-i Beytim’den birini gönderir. Onun adı benim adıma uygun olur, babasının adı da babamın adına uygun olur. O, yeryüzünü zulümle dolduğu gibi adaletle dolduracaktır.”
(Ebû Dâvud, Mehdî 1; Tirmizî, Fiten 52; Müsned-i Ahmed, 1/376)

 Hz. Mehdi, Kabe’de biatları kabul eder. Ona karşı olanlar;

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Mehdî’ye karşı savaşmak için bir ordu Kâbe’ye yönelecektir! Nihayet onlar Beyda mevkiine geldikleri vakit orta kısımları yere batırılır. Önde gidenler arkadakilere nida ederler, sonra hepsi yere batırılır. Artık kaçıp da onlardan haber verecek olandan başka kimse kurtulamaz!”Müslim 2883

 

   Hz. Mehdi, savaşın dağıttığı Müslümanları bir araya toplamış, kalpleri birleştirmişti. Onun önderliğinde yönelişin merkezi Mescid-i Aksa olmuştu. Kudüs yeniden imar edilirken, taş taş üstüne konuyor, kubbeler yükseliyor, minarelerden ezanlar semayı çınlatıyordu.

    İslâm’ın yeniden dirilişi başlamıştı. İnsanlar akın akın İslam’a giriyor, dünyanın dört bir yanında zulme uğramış gönüller huzur ve adalet arayışıyla bu davaya katılıyordu.

     Fakat Batı, bu yükselişi kaygıyla izliyordu. “Savaştan kurtulduk ama eğer bunlar güçlenirse bir gün bize yönelecekler” düşüncesi Avrupa saraylarını ve Amerika’nın meclislerini doldurmuştu. Korku, kalplerine şüphede düşürmüştü.

     Sonunda karar verildi: Hz. Mehdi’nin üzerine yürümek için bir milyon kişilik devasa bir ordu toplanacaktı.

Peygamber efendimizin hadisinde belirttiği gibi,

“Rumlar 80 sancakla gelir, her sancak altında 12.000 asker bulunur.”
(Yani yaklaşık 960.000 kişilik bir ordu)
(Ebû Dâvûd, Melâhim 35; İbn Mâce, Fiten 35)

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurmuştur:

    “Rumlar, A‘mâk veya Dâbık denilen yerde toplanmadıkça kıyamet kopmaz. Onlara karşı Medine’den o gün yeryüzündeki insanların en hayırlılarından bir ordu çıkar…”
(Müslim, Fiten 2897; Ebû Dâvûd, Melâhim 35; İbn Mâce, Fiten 35)

     1 milyonluk Batı ordusu gemilerle Amik ovasına geldi. Geldikleri gemilerin hepsini yaktılar. Ölmek var dönmek yoktu onlar için. Hz. Mehdi 100 bin kişilik bir ordu toplamıştı. Hz. Mehdi İstanbul Krallığından yani ülkemizden Türkiye’den yardım ister. Büyük Müslüman Türk milleti 300 bin kişilik gönüllü ordu hazırlayıp Hz. Mehdi’nin safında savaşması için gönderir. Hz. Mehdi’nin ordusunun sayısı 400 bine ulaşmıştır.

    Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Amik Ovası, tarihin en büyük mücadelesine sahne oldu. Batı ordusu, sayıca çok üstün olmasına rağmen düzenli ve metalik zırhlarla donanmıştı. Kalkanlar parlıyor, kılıçlar güneşi yansıtıyor, savaş naraları gökyüzüne yükseliyordu. Binlerce atın nal sesi ve toprağı dağıtan koşturmaları ovayı dolduruyordu.

    Mehdi’nin yüzü soğukkanlı ve kararlıydı; askerler onun etrafında birleşmiş, düşmanın ne kadar büyük olduğunu bilmesine rağmen iman ve adaletin gücüne güveniyordu. Her hamle, her darbe, düşmana Allah’ın adaletini hatırlatan bir uyarıydı.

    Amik Ovası, nal sesleri ve ALLAH nidasıyla yankılanıyor, gökyüzü dumanlarla kaplanıyor, toprak kanla sulanıyordu.

     Savaş üçüncü gününe girdiğinde, Müslüman ordusunun yüreklerinde bir kaygı belirmişti. “Allah’ın yardımı neden hâlâ gelmedi?” sorusu, savaşın gölgesinde askerlerin zihnini kurcalıyordu. Bu kaygı, bazılarını imtihanını kaybetmeye sürükledi. Ordunun yaklaşık üçte biri, iman ve sabır sınavında yetersiz kalarak savaş meydanını terk etti.

    Yine de Hz. Mehdi ve sadık ordusu, iman ve kararlılıkla ayakta kaldı. Allah’ın yardımı sonunda zuhur etti; düşman ne kadar büyük ve güçlü olursa olsun, Mehdi’nin önderliğindeki İslam ordusu zaferle taçlandı.

Savaşın sonunda durum şöyleydi:  Ordunun 1/3’ü şehit düşmüş, Allah yolunda canlarını vermişti.1/ 3’ü savaş meydanını terk etmiş, imtihanı kaybetmişti. Geriye kalan 1/3’ü ise savaşmış, dirayet ve imanla zafere ulaşmıştı.

 

  Hz. Mehdi’nin önderliğinde, İslam’ın hikmeti ve adalet ilkeleri artık tüm dünyaya örnek oluyordu. Yıkılmış şehirler yeniden inşa ediliyor, aç ve muhtaçlar doyuruluyor, devletler adil ve hakkaniyetli yönetimlerle düzenleniyordu. Artık dünyaya İslam’ın kapıları açılmış, insanlık hem ruhsal hem de toplumsal olarak yeni bir döneme adım atmıştı.

 

 

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Melhame İ Kübra Büyük Savaş

Melhame İ Kübra Büyük Savaş

Beyza Kardanadam Beyza Kardanadam