
Bu yazıyı 10.11.2012de
‘’NASIL ANLATSAM BİLEMİYORUM ‘’ Başlığı
ile yayınlamıştım. Şimdi
bazı özel sebeplerden dolayı bu
başlık altında yayınlıyorum.
******
Hiç farkında değildim sigaramdan o kadar derin nefesler çekip şiddetini
gittikçe arttıran rüzgara karşı üfürdüğümün. Kim bilir yine nelere dalmıştım?
Acaba %90 zihinsel ve bedensel engelli evladım Yunus şu anda ne yapıyordu? Bazen bana yaptığı gibi annesinin de yanaklarını okşayıp kıkır kıkır gülüyor
muydu, yoksa yine bir sara krizi geçirerek mosmor mu olmuştu?
Kızım ne yapıyordu. Minik torunum onu
yine canından bezdiriyor muydu? Torunum, ciğerparem Elif Nur’umun vücudundaki
o kırmızı kırmızı benekler acaba gitmiş miydi?
Ya eski eşim? Acaba bende bulamadığı mutluluğu şimdi hiç bir işi gücü olmayan
ve zavallı Yunus’um için devletin verdiği üç kuruşa göz diken yeni eşiyle mutlu
muydu? Sanırım bunları düşünüyordum.
Ya da?
Ya da daha nişanlı iken onun bana söylediği ‘’ Elbet bir gün buluşacağız’’
şarkısına karşılık benim ona söylediğim ‘’Kahverengi gözlerin ‘’ türküsünü, hiç
ayrılmamak üzere birbirimize verdiğimiz sözleri düşünüyordum.
Düşüncelerim arasında büyük oğlumun belki de onuncu kez, sevdiği kız tarafından
terk edilişi dolayısıyla şu anda yaşadığı bunalım, ya da bir küçüğünün ‘’ Belki
bir gün şans bize de güler ‘’ umuduyla oynadığı şans oyunları ve sonrasında yaşadığı
umut kırılmaları vardı. Kim bilir?
Ahh..Ahhh…Şu sabah 9.00 da başlayıp akşam 21.00 e kadar çalışmak ve çalıştığım
süre içinde internete girmenin yasak olması diye bir pozisyonum olmasa şimdi
oturur işte tüm bunları bir güzel allayıp, pullayıp nefis bir mizah yazısı
haline getirirdim.
Ben böyle sigaramı iki nefeste bitirecek gibi derin derin duman çekip, her içime çektiğim dumanı taaa topuklarıma
kadar indirdikten sonra dışarı salarken iki genç bayan öğretmenimin( Gece
gündüz sürekli açık olan özel bir
okulda Müdürüm o sene ) aralarında fısıl fısıl konuştuklarını duydum.
Benden bahsediyorlardı.
-Aşık galiba..Baksana sigarayı yiyecek adeta. Isıra ısıra
içiyor.
-Kız sus duyar muyar şimdi, ayıp olur hocamıza.
-Amaaaannnn nereden duyacak? Öylesine dalmış ki kulağının dibinde top patlasa
duymaz.
Haklıydı. Aslında kulaklarım biraz ağır işitir. Ama nasılsa bu iki genç bayan
öğretmen arkadaşımın konuştuklarını duymuştum. Kendi kendime ‘’ Vay canına be. İnsanın
düşünceli olması için ille de aşık olması gerekiyormuş demek ki. ‘’ dedim. Yani
eğer aşık değilsen daha ne diye düşünüyorsun ki? Bu mudur yani? İnsan aşık
değilse düşünecek başka bir derdi,
sıkıntısı olamaz mı? Hatta yaşı elli sekiz olsa bile sadece aşık olduğu zaman mı
düşünür?[ O gün elli sekiz
yaşındaydım. Bugün 72
oldum. Ama kafa aynı. ]
Niçin her sözün, her satırın, her mısraın altında ille de aşk ararız
bilmem ki?
Neyse…Uzatmayayım bu sefer.
******
Vatandaşın biri bir kaza geçirmiş. Bu kazadan sonra da maalesef kolunun birini
kesmek zorunda kalmışlar. Tek kolu kesilen bu adam daha sonra hayata küsmüş.
Tek kolla yaşamak çok zor geliyormuş ona.
Bir gün yolda giderken bir bakmış ki iki kolu birden kesik bir adam neşe içinde
hoplaya zıplaya geliyor karşıdan. ‘ Allah Allah’’ demiş kendi kendine
‘’ Adamın iki kolu birden kesik ama neşesine diyecek yok. Hoplaya zıplaya
yürüyor. Oysa ben bir tek kolum kesik olduğu için hayata küstüm.’’
İki kolu kesik adam iyice yanına yaklaşınca hemen karşısına geçmiş tek kolu
kesik adam. Sormuş:
-Hemşerim bir dakika. Sana bir şey soracağım. Benim bir kolum kesik olduğu için
hayata küstüm. Oysa senin iki kolun birden kesik ama neşe içinde hoplayıp
zıplıyorsun. Bu neşenin sebebini ve kaynağını bana da anlatır mısın?
Cevap vermiş iki kolu birden kesik olan adam:
-Yav hemşerim git işine. İnsanı dinden imandan çıkarma. Ne neşesi? İki saattir
kıçım kaşınıyor. O yüzden hoplayıp zıplıyorum.
*
Bazı insanlara siz ne anlatırsanız anlatın, nasıl izah ederseniz edin onlar
gördüklerine , algılamalarına ya da kurgulamalarına göre yorumlayacaklardır.
Bir gün eski eşime bir şeyler anlatabilmek için sormuştum:
-Hatun ! Hiç düşündün mü Allah insanoğluna bir ağız verdiği halde
niçin iki kulak vermiştir?
Hani umuyordum ki ‘’ İki dinle, bir söyle diye ‘’ şeklinde bir cevap verecek. Ama o çok daha gerçekçi(!) bir cevap verdi:
-Niçin olacak? Söylenenler bir kulaktan girsin, ötekinden çıksın diye.
Sanırım sorunumuz bu. Söylenenler bir kulaktan giriyor, ötekinden çıkıyor.
Sonuç: Aşktan değil. Vallahi de billahi de aşktan filan değil. Kaşıntı
tuttu o kadar. Yoksa ben aşktan ne
anlarım ki ?
Yazarın
Önceki Yazısı