Hikaye / Anı Hikayeler

Eklenme Tarihi : 26.02.2026
Okunma Sayısı : 53
Yorum Sayısı : 1
Ben  Ne  Anlarım  Aşktan



Bu  yazıyı  10.11.2012de  ‘’NASIL  ANLATSAM  BİLEMİYORUM ‘’  Başlığı  ile  yayınlamıştım.  Şimdi  bazı  özel  sebeplerden dolayı  bu  başlık  altında  yayınlıyorum.

******
Hiç farkında değildim sigaramdan o kadar derin nefesler çekip şiddetini gittikçe arttıran rüzgara karşı üfürdüğümün. Kim bilir yine nelere dalmıştım? Acaba %90 zihinsel ve bedensel engelli evladım Yunus şu anda ne yapıyordu?  Bazen bana yaptığı gibi annesinin de  yanaklarını okşayıp kıkır kıkır gülüyor muydu, yoksa yine bir sara krizi geçirerek mosmor mu olmuştu?

 Kızım ne yapıyordu. Minik torunum onu yine canından bezdiriyor muydu? Torunum, ciğerparem Elif Nur’umun vücudundaki o kırmızı kırmızı benekler acaba gitmiş miydi?

Ya eski eşim? Acaba bende bulamadığı mutluluğu şimdi hiç bir işi gücü olmayan ve zavallı Yunus’um için devletin verdiği üç kuruşa göz diken yeni eşiyle mutlu muydu? Sanırım bunları düşünüyordum.

Ya da?

Ya da daha nişanlı iken onun bana söylediği ‘’ Elbet bir gün buluşacağız’’ şarkısına karşılık benim ona söylediğim ‘’Kahverengi gözlerin ‘’ türküsünü, hiç ayrılmamak üzere birbirimize verdiğimiz sözleri düşünüyordum.

Düşüncelerim arasında büyük oğlumun belki de onuncu kez, sevdiği kız tarafından terk edilişi dolayısıyla şu anda yaşadığı bunalım, ya da bir küçüğünün ‘’ Belki bir gün şans bize de güler ‘’ umuduyla oynadığı şans oyunları ve sonrasında yaşadığı umut kırılmaları vardı. Kim bilir?

Ahh..Ahhh…Şu sabah 9.00 da başlayıp akşam 21.00 e kadar çalışmak ve çalıştığım süre içinde internete girmenin yasak olması diye bir pozisyonum olmasa şimdi oturur işte tüm bunları bir güzel allayıp, pullayıp nefis bir mizah yazısı haline getirirdim.

Ben böyle sigaramı iki nefeste bitirecek gibi derin derin duman çekip,  her içime çektiğim dumanı taaa topuklarıma kadar indirdikten sonra dışarı salarken iki genç bayan öğretmenimin( Gece gündüz sürekli  açık olan özel  bir  okulda  Müdürüm o  sene )  aralarında fısıl fısıl konuştuklarını duydum. Benden bahsediyorlardı.

-Aşık galiba..Baksana sigarayı yiyecek adeta. Isıra  ısıra  içiyor.
-Kız sus duyar muyar şimdi, ayıp olur hocamıza.
-Amaaaannnn nereden duyacak? Öylesine dalmış ki kulağının dibinde top patlasa duymaz.


Haklıydı. Aslında kulaklarım biraz ağır işitir. Ama nasılsa bu iki genç bayan öğretmen arkadaşımın konuştuklarını duymuştum. Kendi kendime ‘’ Vay canına be. İnsanın düşünceli olması için ille de aşık olması gerekiyormuş demek ki. ‘’ dedim. Yani eğer aşık değilsen daha ne diye düşünüyorsun ki? Bu mudur yani? İnsan aşık değilse  düşünecek başka bir derdi, sıkıntısı olamaz mı? Hatta yaşı elli sekiz  olsa bile sadece aşık olduğu zaman mı düşünür?[ O gün  elli  sekiz  yaşındaydım.  Bugün  72  oldum. Ama  kafa  aynı. ] 

Niçin her sözün, her satırın, her mısraın altında ille de aşk ararız bilmem ki?

Neyse…Uzatmayayım bu sefer.

******

Vatandaşın biri bir kaza geçirmiş. Bu kazadan sonra da maalesef kolunun birini kesmek zorunda kalmışlar. Tek kolu kesilen bu adam daha sonra hayata küsmüş. Tek kolla yaşamak çok zor geliyormuş ona.

Bir gün yolda giderken bir bakmış ki iki kolu birden kesik bir adam neşe içinde hoplaya zıplaya geliyor karşıdan. ‘ Allah Allah’’ demiş kendi kendine ‘’ Adamın iki kolu birden kesik ama neşesine diyecek yok. Hoplaya zıplaya yürüyor. Oysa ben bir tek kolum kesik olduğu için hayata küstüm.’’

İki kolu kesik adam iyice yanına yaklaşınca hemen karşısına geçmiş tek kolu kesik adam. Sormuş:

-Hemşerim bir dakika. Sana bir şey soracağım. Benim bir kolum kesik olduğu için hayata küstüm. Oysa senin iki kolun birden kesik ama neşe içinde hoplayıp zıplıyorsun. Bu neşenin sebebini ve kaynağını bana da anlatır mısın?

Cevap vermiş iki kolu birden kesik olan adam:

-Yav hemşerim git işine. İnsanı dinden imandan çıkarma. Ne neşesi? İki saattir kıçım kaşınıyor. O yüzden hoplayıp zıplıyorum.

 *

Bazı insanlara siz ne anlatırsanız anlatın, nasıl izah ederseniz edin onlar gördüklerine , algılamalarına ya da kurgulamalarına göre yorumlayacaklardır.

Bir gün eski eşime bir şeyler anlatabilmek için sormuştum:

-Hatun ! Hiç düşündün mü Allah insanoğluna bir ağız verdiği halde niçin iki kulak vermiştir?

Hani umuyordum ki ‘’ İki dinle, bir söyle diye ‘’ şeklinde bir cevap verecek.  Ama o çok daha gerçekçi(!) bir cevap verdi:

-Niçin olacak? Söylenenler bir kulaktan girsin, ötekinden çıksın diye.

Sanırım sorunumuz bu. Söylenenler bir kulaktan giriyor, ötekinden çıkıyor.

Sonuç: Aşktan değil. Vallahi de billahi de aşktan filan değil. Kaşıntı tuttu o kadar. Yoksa ben  aşktan  ne  anlarım  ki ?




( Ben Ne Anlarım Aşktan başlıklı yazı Sami Biber tarafından 26.02.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu