
Bu da eski bir yazım.
Taa 2011 Yılından
kalma. Yeni arkadaşlar için
yayınlıyorum ama eskiler
bile unutmuştur.
****
Namussuz belediye otobüsü bir türlü gelemedi. ’’O uzun yolu yürümeyeyim diye
minibüse binmez misin al sana otobüs.’’. Beklemekten ayaklarıma kara sular
indi. Aksi gibi durak da giderek kalabalıklaşmaya başladı. Garanti ayaktayım
yine. Ulan beyinsiz kafa, iki yüz metre alt tarafı yürüyeceğin yol. Ne halt
etmeye beklersin belediye otobüsünü?
Serde az buçuk yazarlık var ya başlıyorum durakta bekleyenlere birer meslek
ayarlamaya... Şu yorgun kadın temizlik işçisi ya
da çocuk bakıcısıdır garanti. Şu kravatlı herif de memurdur bir
yerlerde. Öğrenciler zaten belli kıyafetlerinden.
Aaa o da ne sosyete kızı Aysu da otobüs bekliyor... Hay Allah, bunlar
da biner miydi belediye otobüsüne? Binerler binerler. Yolun alt
tarafındaki gecekondulardan çıkarlar, bu sitenin önüne gelirler ( O sitede
yaşıyormuş havasını vermek için ) akşam yine bu durakta inerler ( Daha doğrusu
sabah...Çünkü akşamları yaşar genelde bunlar ) sonra yine gecekondularına
dönerler. Ertesi akşam yine buradan belediye otobüsüne binmek için. Yani ’Sosyete
kızı ’ dediğime bakmayın. Aslında gecekondu kızıdır. Asıl adı da ’Döne’
dir. Sabah sabah ne işi var ki durakta?
Vayy vayyy vayyy kim geliyor kim? Bizim Deli Ferhat değil mi bu?O
da gece yaşayanlardan aslında. Eşşeoğlu eşek serserinin teki ama
nasıl anlatsam şeytan tüyü var köpekte. Belki de arkadaş için
gerekirse canını tehlikeye atan hani şu gençlerin ’Harbi ’ dedikleri
delikanlılardan oluşundan. Suratındaki hafif faça izi de bir arkadaşını
kurtarmak için beş kişiye birden dalmasının bir anısı. Onun hiç haberi yok ama
itoğlu iti oğlum gibi seviyorum adeta. Her halde ben hayatımda hiç kimse için
bir kavgaya giremediğim için olsa gerek. Gerçi kendim için de girmedim ya
orasını karıştırmayalım.
Millet birden hurraaaa doluştu otobüse. Ben, Ferhat, Aysu ve bir kaç kişi
ayakta kaldık. Ferhat hemen Aysu’ya iskele alabanda yaptı ve
başladılar muhabbete.
’’ Vay itoğlu it sonunda Aysu’yu da tavladın ha? Artık ne anlatıyorsa Aysu şen
kahkahalar atıyor. Ferhat anlatıyor Aysu gülüyor, Aysu gülüyor Ferhat
anlatıyor.’ Diye geçiriyorum içimden.
Aysu birden bozuldu...Tam karşısında bir ucube duruyordu. Gözlerini öylece
Aysu’ya dikmişti. Aysu otobüse bindiğinden beri göz kapaklarını hiç kırpmadan
devamlı aynı noktaya yani Aysu’ya bakıyordu. Dayanamadı Aysu.
- Ne bakıyorsun lan öyle pis pis..
Deli Ferhat o yöne döndü. Hışımla gürledi:
- Ulan ne bakıyorsun nişanlıma? Derdin nedir senin herif?
Yüzünün bir yanı adeta yok olan ucube cevap verdi hırıltılar çıkararak...Çok da
anlamadık dediklerini ama şunları söyledi :
- Size bakmıyorum hanımefendi. Benim gözlerim sakattır biraz. O bakımdan
bakışlarım hep böyledir. Rahatsız ettiysem özür dilerim.
’’Vay be bu ucube konuşabiliyormuş. Çektiği onca votkaya rağmen( Kokmadığı için
garanti votka içmiştir diye düşünüyorum. Tam da ayyaş tipi var zaten namussuz
herifte. ) Hem bayağı da nazikmiş. Özür dilemesini de biliyormuş gavat.’’ Diye
geçirdim içimden.
Sadece ben değil her kes tabii ki, herkes bu ucubeye nefretle bakıyordu. Nasıl
olur da gül gibi bir kıza böyle pis pis bakma küstahlığında
bulunabilirdi.
Deli Ferhat herkesin kendisini desteklemesiyle iyice coştu:
- Madem öyle kafanı başka tarafa çevir de sabah sabah oymayayım seni.
Ucube yine hırıltılı bir sesle cevap verdi:
- Peki delikanlı öyle yapalım.
Artık kafasını aşağı eğmişti. Gözleri sadece otobüsün zeminine bakıyordu.
Ama kıllanmıştı bir kere Aysu. O ucubeden fena halde kıllanmıştı. Bu arada
deli sevgilisinin kendisi için adama çatması da hoşuna gitmişti hani.
Fakat bu yeterli değildi. Acaba her olur olmaz şey için kavga eden, hatta bu
sebeple yüzünde bir de iz taşıyan Ferhat onun için de kavga eder miydi? Bunu
denemenin tam sırasıydı şimdi. Hem dedik ya bu ucubeden fena halde kıllanmıştı.
’’Ay ’’ diye bir ses bütün otobüse yayıldı’’
Ferhat merakla sordu:
- Ne oldu Aysu?
Aysu, karşısındaki yaratığı göstererek cevap verdi:
- Ne olacak? Bu ucube beni elledi.
Eyvah ki eyvah ! Belediye otobüsünde kan akacaktı az sonra. Deli Ferhat, bu
ucubenin şah damarını keserdi vallahi. Ne demekti onun sevgilisine hem de
yanındayken sarkıntılık etmek?
- Neee....Ulan sen beni tanıyor musun namussuz herif ? Bana Deli Ferhat derler.
Ben adamın anasını avradını…. O sevgilimi
elleyen elini de ta omuz başından keserim.
Ferhat’ın narasıyla birlikte yolcular da ucubeye döşenmeye başladılar:
- Utanmaz ahlaksız
-Ayyaş köpek
-Tipine bakmadan genç kızlara sarkıyor
-Şoför bey karakola çek lütfen bu sapığı polise teslim edelim.
Ucube yavaşça ayağa kalktı. Yine hırlaya hırlaya konuşuyordu ama bu sefer ne
dediğini anlayabiliyorduk.
- Bir dakika delikanlı.Bir dakika lütfen sayın yolcular ! Sadece bir kaç
dakika. Bir dakika beni dinleyin, ondan sonra ne yaparsanız yapın .Sadece bir
kaç dakika bekleyin...
Sonra sol elini ceketinin içine soktu. Deli Ferhat, adam tabanca, bıçak vs
çıkaracak diye teyakkuzda bekliyor ve elini arka cebine atarak o da sustalıyı
çıkarmaya çalışıyordu.
Öfkeyle söylendi kendi kendisine
’’Hay anasını satayım... Bu Aysu zillisi yüzünden ...Onun bir telefonuyla
aniden sokağa fırlayınca sustalıyı evde unuttuk. Ama kim takar ? Az mı sadece
yumrukla, bıçaklı, sopalı kavgaların içine daldık?’
Sonunda, ucube elini soktuğu ceketinin kol kısmından aldığı o nesneyi otobüsün
zemine fırlattı. Bu bir protez koldu.
- İstediğin kol olsun. Al buyur. Bir kol dediğin nedir ki? Vatana millete bin
kol feda olsun.
Deli Ferhat, Aysu ve biz yolcular, hatta otobüsü durduran şoförün şaşkın
bakışları arasında ucube devam etti:
-Bak delikanlı. Bunu veriyorum sana, sen zahmet etme diye. Ama ötekini istersen
vermem. O kolun daha görecek işleri var. Her kim onu da almak istiyorsa Kato’ya
gelsin, Gabar’a gelsin,
Cudi’ye gelsin. Hem kusura bakmayın onu, kelle almadan vermem.
Daha önce ne dediği anlaşılamayan ucubenin bu sefer dediklerini anlıyorduk.
Pardon. Yine anlayamıyorduk...
Eğer anlasaydık özür dilerdik ondan.
Bir parça yüzümüz kızarırdı.
Yok öyle yapmadık.
Peki ne yaptık?
Anında u dönüşü yapıp az önce ucube dediğimiz gaziye yönelttiğimiz öfkemizi
Ferhat ve Aysu’ya kusmaya başladık:
-Serseri köpek. Utanmadan bir gaziyle kavga edeceksin ha? Yazık...Kalıbından
utan. Gören de bir b.k zanneder seni.
- Gecekondu şıllığı...Utanmıyorsun değil mi kahraman bir gaziye iftira atmaya?
- Böyle fahişeleri otobüse almayacaksın kardeşim.
- Ben şimdi bu gazinin yerinde olsam hakaret davası açarım bu şıllıkla şu
serseriye
- Yok arkadaş bu memlekette yaşanmaz ya ! Memleketin çivisi çıktı.
Aysu çok utandı. Ferhat da çok utandı. Gazinin elini öpüp özür dilediler. Ama
artık ikisi de kahraman bir gaziye hakaret etmiş olan vatan hainleri
(!) oldukları için belediye otobüsünde onlara yer yoktu.
Aysu ve Ferhat pişmanlık ve utanç içinde otobüsten indiler.
Biz mi?
Biz utanılacak ne yapmıştık ki?
Yolumuza devam ettik.
Yazarın
Önceki Yazısı