Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Her Şey Öğretmene Hoccaaaa Demekle Başladı Ve Dün Bir Öğretmen Daha Öldürüldü

Her Şey Öğretmene Hoccaaaa Demekle Başladı Ve Dün Bir Öğretmen Daha Öldürüldü
HER  ŞEY  ÖĞRETMENE  ''HOCCAAAA''  DEMEKLE  BAŞLADI VE DÜN  BİR  ÖĞRETMEN  DAHA ÖLDÜRÜLDÜ.

1965 senesiydi yanlış hatırlamıyorsam. Erzurum’da o zamanki adı Gazi Ahmet Muhtar Paşa Orta okulunda, tüm öğrencileri erkek olan bir okulun birinci sınıfındayım.

O yıllarda kız veya erkek bütün öğrenciler subay şapkası gibi şapka giyiyorlar. Şapkaların hepsinde değişik renkte bir kurdela var. Böylece hangi okulun öğrencisi olduğunuz belli oluyor. Derslerde şapka giymiyoruz tabii ki ama bunun dışındaki tüm hayatımızda o şapka kafamızda olmak mecburiyetinde. Hatta okulun dışındaki hayatımızda da. Nitekim o gün sabah ilk derse giren Matematik öğretmenimiz sınıfa girer girmez iki arkadaşı tahtaya kaldırıp dışarıda şapkasız gezdikleri için bir güzel haşladı.

Öğrenci arkadaşlarım öğretmene ‘’ Sana ne ulan. Okul dışında istediğim gibi gezer tozarım.’’ Demedi. Bozulan psikolojisi sebebiyle psikologdan, bozulan anatomisi sebebiyle tıp doktorundan rapor almadı. Evlerine koşup duvarda asılı av tüfeğini alarak’’ Sen beni arkadaşlarımın içinde nasıl rencide edersin ulan !’’ Diyerek namluyu öğretmene doğrultmadı. Cebinde taşıdığı sustalı çakıyı öğretmenin kalbine saplamadı. ( Zaten cebinde böyle bir şey taşıyamazdı çünkü her Allah’ın günü nöbetçi öğretmenler kapıya dikilir üst baş araması yaparlardı. )

Ertesi gün okul müdürü matematik öğretmenimizi odasına çekip ‘’ Sen ne hakla öğrenciyi döversin?’’ Demedi. Öğrenci velisi okul basıp ‘’ Ulan ben o çocuğa bir fiske bile vurmuyorum anasını avradını ….. min  hocası. Sen nasıl dokunursun benim evladıma’’ Demedi. Herhangi bir veli daha medeni(!) davranıp öğretmeni mahkemeye vermedi. Matematik öğretmenimiz hakim karşısında ‘’ Vallahi vurma yok. Birazcık azarlamıştım.’’ Diye yalan söylemek zorunda kalmadı. Hiç bir gazete ‘’ Gaddar, Faşist,İşkenceci Öğretmen’’ Diye başlık atmadı. Hiç bir psikoloji uzmanı bu tür travmaların çocukların ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri üzerine konuşmalar yapıp matematik öğretmenimizi adeta itin kıçına sokup çıkarmadı. Hiç  bir  öğretmen  sendikası  (  ki  o  zamanlar  yoktu. ) ‘’  atın  bu psikopat ruh  hastasını  meslekten.’’ Demedi.

Orta okul ikinci ve üçüncü sınıfı İstanbul- Beykoz Ortaokulunda okudum. Sezer Hanım diye bir İngilizce öğretmenimizi hatırlıyorum. Uzun saçlı erkek öğrencileri koyun kırkar gibi kırkardı elindeki makasla. Kız öğrenciler içinde etekleri diz kapağının üzerinde olanları ve saçlarını örgü yapmayanları bacaklarına vurarak cetvel manyağı yapardı ama yukarıdaki durumların hiç birini yaşadığına şahit olmadım.

Sokakta oynarken uzaktan bir öğretmenin geldiğini gördüğümüzde hemen bir yerlere saklanırdık görmesin diye. Mahallenin  kabadayısı rahmetli babam bir öğretmen gördüğünde hemen ceketinin düğmelerini ilikler  saygı  duruşuna  geçerdi.

Lise  yıllarım  Bakırköy  Lisesinde  geçti.

Bir gün unuttuğum bir sebeple babamla birlikte gitmiştim okula. O gün dış kapıda nöbetçi olan resim öğretmeni babamla beni yanına çağırdı. Ben öğretmenimin karşısında hazırola geçmediğim için iyi bir azar yedim derslerimize  girmeyen  bu  öğretmenden. Babam öğretmenime ‘’ Ulan görmüyor musun, çocuğun ayağı sakat. Hem askerin mi ki senin karşında hazırola geçsin.’’ Demedi. Tam tersine o günün akşamında öğretmenimin karşısında hazırola geçmeyip saygısızlık yaptığım için temiz bir sopa attı.

Üniversite yıllarım...

Hocamız Doç. Dr. Ramazan Bey derse ara verdi. Bahçeye çıktık, sigara içiyoruz. Hoca da çıkmasın mı bahçeye. Hemen yere attım sigarayı. Hoca yanıma geldi, omzuma dokundu. ‘’ Niye attın sigaranı? Biliyorsun ki serbest burada.’’ Dedi ama ben yine de hocamın olduğu bir ortamda sigara içtiğim için utancımdan yerin dibine girmiştim.

Sonra öğretmen oldum.

Öğrenciyken ‘’ Öğretmen olursam öğrencilerime asla fiske bile vurmayacağım.’’ Diye kendi kendime verdiğim sözü unuttum gitti. Fiske de vurdum, sopa ile dövdüğüm de oldu. Hatta öyle bir şey yaptım ki...Hem de Batman gibi bir yerde...Batman Lisesinde... 1983- 1989 Yılları arasında bir tarihte...

Bir gün derste konuştuğu ve tüm ikazlarıma rağmen konuşmaya devam ettiği için öğrencim Sebatullah’ı tahtaya kaldırdım. Daha sonra bir başka öğrenciye ‘’ Bana acil bir sopa bul getir’’ Dedim. Öğrenci fırladı, beş dakikaya kalmadan elinde yangın söndürme köşesinden aldığı belli olan bir balta sapı ile geldi.

Sebatullah’a ‘’Aç elini !’’ Dedim. Uzattı elini. Ben tam vuracakken az geri çekince balta sapı tam bileğinin üstüne denk geldi. Öyle bir ‘’Ahhh’’ etti ki başka vurmadım.

Ertesi gün Sebatullah okula bileği bandajlı geldi. Nasıl vurmuşsam, baş parmağında çıkık oluşmuştu. ‘’ Geçmiş olsun. Böyle olmasını istemezdim. Özür dilerim’’ Dedim. Sadece ‘’ Hocam ! Haklıydınız. Asıl ben özür dilerim.’’ Dedi. Oysa beni rahat rahat yer, kemiklerimi de kürdan niyetine kullanırdı. Öylesine bir delikanlıydı.

Sebatullah’ın ailesi Batman’da Hizbullahçı olarak bilinirdi. O dönemlerde Hizbullah, pkk ile amansız bir savaşın içindeydi. Öldürüyor veya ölüyorlardı sık sık. En küçük bebeleri bile silahsız dolaşmıyordu. İşte o aile beni rahatlıkla ortadan kaldırabilir, cesedimi de öyle bir yere gömerlerdi ki sittin sene arasan bulunmaz. Hatta Sami Biberoğulları diye birinin dünyaya hiç gelmediğini, böyle bir insanın hiç bir zaman yaşamadığını kanıtlayabilirlerdi. Ama ne okulu basan oldu, ne küfreden, ne mahkemeye veren...Yaptığım tam anlamıyla bir gaddarlık olmasına rağmen hiç bir gazete benden ‘’Zalim hoca’’ Diye bahsetmedi. Ben de kalıbıma, boyuma posuma,  ayağımın  sakat oluşuna bakmadan ve dahi hiç bir korku duymaksızın sırf öğretmen olmanın bana bahşetmiş olduğu ayrıcalıkla hem bir aşiret hem de örgüt mensubunun evladının parmağında çıkık oluşturabiliyordum.

Yanlış anlaşılmasın. Böyle bir davranış doğru değildi. Bugün zaten sıkar böyle bir şey yapmak ya o gün de doğru değildi on yedi- on sekiz yaşındaki bir delikanlıya balta sapı ile sopa atmak. Tasvip edilecek hiç bir tarafı yok. Ancak konum eğitimde dayak olmalı mı olmamalı mı değil. Daha farklı bir şeyleri anlatmaya çalışıyorum.

****

19  Eylül  1984’de  Bakan,  Vehbi  Dinçerler  ‘’  Öğrenciye  dayak  atılmayacak’’  dedi. 

2003- 2009  Yılları  arasında  Hüseyin  Çelik’in Milli  Eğitim  Bakanı  olduğu  yıllarda  Müsteşar  Necat  Birinci ( Ki  annemin  dayısının  oğlu  olur )  İmzasıyla  okullara  gönderilen  genelge  ile  öğrenciyi azarlamak,  dayak  atmak, sınıfa eli  sopalı  girmek vb.  davranışlar  yasaklandı. Artık  öğrenciye  ‘’ Evladım  ben  senin  öğretmeninim.  Sınıfa  girdiğimde  neden  ayağa  kalkmıyorsun?’’ Demek  bile  öğrencide  psikolojik  travmaya  sebep  olan suçlar  arasına  girdi.

Bu  arada  yavaş  yavaş  Öğrenci  velilerinin  hal  ve  tavırlarında  da  değişiklikler  başladı. Eskiden  ‘’Sayın  hocam,  Muhterem  Hocam ‘’  olan  öğretmenlere  artık  ‘’  Hoccaaa ‘’  denmeye  başlandı.

Tam  yılını  hatırlayamadım,  ne  kadar  sürdü  takip  edemedim bir  ara  öğrencilerin  öğretmene  not  vermesi  diye  bir  olay  vardı (  Halen  devam  ediyor  mu  bilemem )

Haaa  şeyi  unuttum  yahu.

Derslerin  zevkli  geçmesi  meselesi. 

Size  yeminle  söyleyeyim  biz  öğretmenlerden  resmen  derste  öğrencinin  maymunu  olmamız, onları  güldürmek  için  stand  up’tan  pandomime ,  pantomimden  palyaçoluğa  ne  kadar  sahne  sanatı  varsa  icra  etmemiz  istendi.

Kılık  kıyafet  serbestisi  ile,  yapılan  def-i  hacetin  üzerine  tüy  dikildi  ve…

Ve  2017 ‘de  Altan  Kökmen  öğretmenimiz
2025’de Ender  Kara  öğretmenimiz  öğrencileri  tarafından  tüfekle  öldürülürken  bugün  de Fatma  Nur  Çelik  Öğretmenimiz  öğrencisi  tarafından  bıçakla  öldürüldü;  biri  öğrenci,  biri  öğretmen  iki  de  ağır  yaralı  var.  

Oysa  2019’da  makam  odasında  öğrencisi  tarafından  şehit  edilen  Necmeddin  Kuyucu  avaz  avaz  feryat  ediyordu:  ‘’  Yetişin  bir  nesil  hızla  uçuruma  gidiyor.’’

Sesini  duyan  olmadı  maalesef.  Duyan  olsaydı  Fatma  Nur Çelik  Öğretmenimiz  hayatta  olabilirdi  belki


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 12
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Her Şey Öğretmene Hoccaaaa Demekle Başladı Ve Dün Bir Öğretmen Daha Öldürüldü

Her Şey Öğretmene Hoccaaaa Demekle Başladı Ve Dün Bir Öğretmen Daha Öldürüldü

Sami  Biber Sami Biber