
ALAMAN ÇEŞMESİ
KARDİNAL ARAP MAHMUT’TAN HACI WİLHELM’E
GİZLİ MÜSLÜMANLARIMIZ.-4. BÖLÜM-
Son bölüm olduğu
için biraz uzatacağım.
Hakkınızı helal edin
lütfen.
********
Kaiser II. Wilhelm,
Türkiye’ye ilk kez geldiği
1889 yılında Osmanlı Devletine
bol bol Alman
tüfeği satmış, ikinci
gelişinde ise Bağdat Demiryolu
yapımının Alman firmalara
verilmesi vaadini almıştı. Osmanlı Padişahı
ve İslam dünyasının halifesine
onun da bir
jest yapması gerekiyordu.
Ancak bu jest
öyle madalya, çalar saat,
yağlıboya tablo gibi
sadece padişahın ve
çevresindeki insanların görebileceği
bir şey değil Dünya
durdukça herkesin görebileceği,
Türklerin çok hoşuna
gittiği gibi aynı zamanda
herkesin Alman güzel
sanatlarına hayran kalacağı
bir şey olmalıydı.
Türkler hayır işi
olarak en çok
ne yaptırırdı? Çeşme.
O halde İstanbul’a hem
de Sultanahmet ve
Ayasofya Camiinin tam karşısına
öyle bir çeşme
kondurmalıydı ki dünya durdukça
insanlar bu çeşmeyi
hayranlıkla temaşa etmeliydiler.
Bizim Hacı Wilhelm, Padişah II. Abdülhamit’i ve
Türk Milletini çözülmez
bağlarla kendisine bağlamak
için İstanbul’a ikinci
gelişinin anısına eski Hipodrom
Meydanında, Vak’a-i Vakvakiye
dediğimiz kanlı olayın cereyan
ettiği ağacın hemen
bitişiğine bir çeşme kondurmak için mimarlarını,
mühendislerini harekete geçirdi.
Önce çeşmenin kondurulacağı
alanın çevre düzenlemesi yapıldı,
daha sonra 1899 Yılında Alman
mimar Schoele Alman mimar Carlitzikle
ve İtalyan Mimar Joseph Anton
nezaretinde çeşmenin Sultanahmet
Meydanındaki bugünkü yerine
monte edilmesi çalışmaları
başlamıştı.
Monte diyorum fotoğrafta
gördüğünüz o çeşmenin
aşağı yukarı tamamı
parça parça Almanya’dan
gemilerle İstanbul’a getirildi
ve İstanbul’da monte edildi.
Türkler ise içine ufak tefek süslemeler ve
yazılar yazdılar ( Az
sonra oraya da geleceğim )
Evet, yapımına
daha doğrusu montajına
1899’da başlanan çeşmenin
açılışı 1Eylül 1900’de
Sultan II. Abdülhamit’in
tahta çıkışının 24.
Yılında olacaktı. Güya
her şey böyle
planlanmıştı ama 1 Eylül 1900’de tamamlanamadı. Daha
doğrusu tamamlanmadı çünkü
bir başka hesap
vardı.
Ne tesadüf (!)
II. Abdülhamit’in tahta
geçişinin 24. Sene-i
devriyesine yetişemeyen çeşme 27 Ocak
1901’de tamamlandı. Tam da
Hacı Muhammed Wilhem-i Sânî Hazretlerinin doğum
gününe…
O gün
İstanbul halkı ve
açılışa için gelen
Almanlar ve o zamanlarda da
turistler var mıydı
bilmem ama İstanbul’a
gelen yabancılar Alaman Çeşmesinin
musluklarından akan tatlı şerbetlerden
içip Hacı Muhammed
Wilhelm Hazretlerinin sağlık,
sıhhat ve muzafferiyeti
için bol bol dua
ettiler ve çeşmenin kaidesine
Almanların, kubbesine Türklerin
yazdıkları şu yazıları
okudular.
Almanlar, çeşmenin kitabesine
Almanca olarak ‘’ Alman Kaiser’i Wilhelm II 1898 yılı
sonbaharında Osmanlıların hükümdarı haşmetlü Abdülhamid II nezdinde ziyaretinin
şükran hatırası olarak bu çeşmeyi yaptırdı” Yazmaktaydı.
Kubbedeki Osmanlı Türkçesiyle
yazılmış olan beş beyitlik şiir
ise Aziziye kahramanı
Gazi Ahmet Muhtar
Paşa’ya ait olup kubbeye
Hattat İzzet Efendi tarafından yazılmıştır ve şunlar
yazılıdır o beyitlerde:
Hazret-i Abdülhamid Hân'ın muhibb-i hâlisi
Ziver-i iklil-i haşmet Kayser-i âli-tebâr
[Sultan Abdülhamid Han'ın gerçek ve halis dostu, müzeyyen ( süslü ) taç sahibi]
Ya'ni Alman İmparatoru, hükümdâr-ı güzîn
Hazret-i Wilhelm-i sânî, kâmurân-ı ruzigar
[Alman imparatoru, seçkin hükümdar - Zamanın arzularına ulaşanı, Wilhelm
Hazretleri]
Pâdişâh-ı âl-i Osmân'ı ziyâret kasd idüb
Makdemiyle eyledi İstanbulu pirâye-dar
[Osmanlı Padişahını ziyarete niyet eyleyip adımı ile/gelişi ile İstanbul'u
süsledi]
Bu mülâkât-ı muhabbetperveri tezkâr içün
Eyledi bu çeşmesârı sâha-yı pirâ-yi karar
[Bu dostluk buluşmasını hatırlatmasi için
bu çeşmeyi meydana yaptırdı]
Su-be-su câri olan âb-ı safâ teşkil ider
Ab-ı sâfî-i musâfâta misâl-i âb-dâr (1316)
[Çeşmeden akan duru ve temiz sular iki ülke ve hükümdar arasındaki samimi
dostluğun simgesi gibidir. (1901) ] .
Yazarın
Önceki Yazısı