Merhaba
Dünyanın henüz sabaha alışmadığı bir saatten sesleniyorum sana.
Gökyüzü hâlâ gecenin omzuna başını koymuş,
yıldızlar çocuk gibi uyukluyor.
Ve ben,
henüz hiçbir kitapta yazılmamış bir cümlenin eşiğinde bekliyorum.
Çünkü bazı insanlar
hayatı öğrenmez,
birbirinin yanında öğrenir.
Bir gün bana denildi ki,
Yol uzun, bilmen gereken çok şey var.
Ben de omuz silktim.
Çünkü biliyordum
sen yanımda kalırsan
bilmediğim her şey
birlikte keşfedeceğimiz bir kıta olur.
Mesela
hiç kimse öğretmedi bana
bir insanın omzuna baş koyunca
zamanın nasıl diz çöküp beklediğini.
Hiç kimse anlatmadı
iki kalp aynı sokakta yürürse
kaldırımların bile daha yumuşak bastığını.
Ama seninle öğrendim.
Seninle öğrendim ki
insan bazen harita değil,
yoldaş ararmış.
Çünkü pusula kuzeyi gösterir
ama
birinin eli yön gösterir.
Ve bak,
Eğer bir gün fırtına çıkarsa
denizleri ezberlememize gerek yok.
Sen yanımda kal yeter.
Dalgaların adını sonra koyarız,
rüzgârın dilini birlikte çözeriz,
hatta gerekirse
gökyüzüne yeni bir yıldız bile çizeriz.
Bilmediğim çok şey var, doğru.
Mesela bir gülün sabaha neden bu kadar sabırlı olduğunu bilmiyorum.
Ya da neden bazı akşamlar
insanın içinden bir şehri yakıp
tek bir insanı aydınlatmak geliyor.
Ama biliyorum ki
sen yanımda kalırsan
cehalet bile güzel bir başlangıç olur.
Çünkü bazı insanlar
okul değildir,
evrendir.
Ve ben
senin yanında
yeniden yazılan bir kitabın ilk sayfasıyım.
Öyleyse
gel dünyanın bütün akıllı insanlarını kıskandıracak kadar basit bir karar verelim.
Sen yanımda kal.
Gerisini
yavaş yavaş öğreniriz.
Birlikte yürürken
ağaçların neden rüzgârı alkışladığını çözeriz,
gecelerin neden ay ışığını sakladığını buluruz,
ve belki bir gün
aşkın aslında iki insanın
bilmediği bir hayatı
cesurca birlikte denemesi olduğunu anlarız.
Ve o gün
bütün filozoflar susar.
Çünkü biz
en büyük bilgeliği
çok basit bir cümlede saklamış oluruz.
Sen yanımda kal yeter.
Gerisini,
beraber öğreniriz.