Birgün Unutulursun Sanmıştım Final
Biliyorsun.
Herkesin sırtında kendini kurtaracak bir mazeret taşır hayat.
Kimi yağmuru suçlar, Kimi rüzgârı, Kimi de kırılan dalların gölgesine saklanır.
Ama bazı insanlar vardır.
Önlerine serilen baharı bile kendi elleriyle kışa çevirirler.
Sen, Kıyısına liman kurulmuş bir denizdin.
Ben bütün gemilerimi sana bağladım.
Fakat sen, Fenerini söndürüp kayalıklara bıraktın beni.
Bir kuş düşün.
Kanadında gökyüzünün bütün mavisi,
Yüreğinde yuvasının sıcaklığı.
Ama yuvası her gün biraz daha yıkılıyor.
Bir gün gelir, en sadık kuş bile göç etmeyi öğrenir.
İnsan sevdiğini terk etmez aslında.
İnsan, sevdiğinin içinde kaybolduğu karanlıktan çıkar.
Ben sana öfke değil, bir ayna bırakıyorum.
Bak ve gör.
Bir çiçeği solduran kuraklık değildir her zaman. Bazen ona uzanmayan ellerdir.
Bir nehri kurutan güneş değildir.
Bazen önüne çekilen sessiz setlerdir.
Bir aşkı öldüren mesafeler değildir.
Bazen aynı kalpte büyüyen iki ayrı yalnızlıktır.
Ben yıllarca seni bir dağın zirvesine koydum.
Adını karların üzerine yazdım.
Yıldızları senin gözlerinden ödünç aldım.
Geceleri senin sesinle örttüm üstüme.
Sen ise bazen, bir göç mevsiminin unutkanlığı kadar uzaktın.
Şimdi anlıyorum.
Bazı insanlar sevilmeyi ister, ama sevgiyi taşımayı bilmez.
Bazı kalpler çiçek ister, fakat toprağa su vermeyi unuturlar.
Ve bazı vedalar vardır, kapıyı çarpıp çıkmaz. Sessizce oturur insanın karşısına, bir ömür boyunca gözlerinin içine bakar.
Ben bugün burada, küllerinden saraylar kurmuş bir yangın gibi konuşuyorum.
Çünkü öğrendim.
Kendini eksilten sevgi, sevgi değildir.
Kendini unutturan sadakat, sadakat değildir.
Ve bir insan, ne kadar severse sevsin, tek başına taşıyamaz iki kişilik bir gökyüzünü.
Ama bak.
Şimdi sana bütün dağlardan,
bütün denizlerden, bütün suskun gecelerden daha büyük bir itirafta bulunacağım.
Yalan söyledim.
Sana kızdığım her cümlede yalan söyledim.
Unuttum dediğimde yalan söyledim.
Bitti dediğimde yalan söyledim.
Çünkü insan, kalbinin attığı yere karşı dürüst olamıyor bazen.
Gerçek şu ki.
Ben seni çok seviyorum.
Bir çınarın toprağı sevdiği kadar.
Bir nehrin denizi özlediği kadar.
Bir yıldızın geceyi beklediği kadar.
Ve belki de bütün hikâyenin en acı tarafı bu.
Çünkü hâlâ adını duyunca İçimde çiçek açan mevsimler var.
Hâlâ sesini düşününce yorgun kalbime dönen kuşlar var.
Hâlâ sana ait bir ışık, bütün karanlıklarımın içinde yanıyor.
Ne kadar inkâr etsem de, ne kadar uzaklara yürürsem yürüyeyim,
dönüp dolaşıp aynı gerçeğin önünde diz çöküyorum.
Sen.
Bu kalbin sahibisin.
Başka nasıl yaşayabilirim?
Bir deniz suyunu unutabilir mi?
Bir gece yıldızlarından vazgeçebilir mi?
Bir ağaç köklerini söküp göğe yürüyebilir mi?
Ben de senden öyle vazgeçemiyorum.
Ve işte destanın son sayfası.
Eğer bir gün yolun, yılların tozuyla örtülmüş bu eski kalbe düşerse.
Beni arama.
Çünkü beni bulacağın yer değişmeyecek.
Ben yine, sana ait olarak bıraktığın yerde olacağım.
Göğsümde adının açtığı o sonsuz boşlukla,
Sevmenin yenildiği yerde değil,
Sevmenin ölümsüzleştiği yerde bekliyor olacağım.
Çünkü bazı insanlar gider.
Bazı aşklar biter.
Ama bazı isimler vardır ki,
Ömür dediğin kitabın son cümlesi olur.
Ve benim son cümlem sensin.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.